Teknoloji ve Bulut Gıda Sektörünün de İlk Tercihi

Teknoloji, üretimden sofralara ulaşıma kadar pek çok basamağı olan gıda sektörü için de olmazsa olmazların başında yer alıyor.

İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biri beslenme. Bu ihtiyacı karşılamak için var olan sektörlerden biri olan gıda da teknolojinin en yoğun olarak kullanıldığı alanlar arasındaki yer alıyor. Modern gıda teknolojisi tarladan sofraya kadar olan tüm süreçlerin hem verimli hem de insan sağlığı için yararlı olması için yapılması gerekenleri analiz ediyor. Tabii ki bu süreçte yaşanacak en ufak bir aksama süreci olumsuz yönde etkileyeceği gibi insan sağlığı için de tehdit teşkil edecektir.

Son dönemde siber saldırganlar daha çok banka ya da finans kurumlarını hedef olarak belirlemiş durumda. Ancak özellikle siber savaşların konuşulduğu günümüzde rakibi çökertmenin en kolay yollarından biri de besin zinciri kırmak olarak gösterilebilir. Eski dönemlerde kaleleri kuşatmanın nedeni de kaleye ya da kalenin koruduğu şehre gıda-ilaç gibi yaşamsal ihtiyaçların girmesini engelleme olduğunu unutmamak gerekiyor.

Peki bundan korunmak ya da gıda alanında yüzde 100 güvende olmak mümkün mü? Öncelikle siber güvenlik tarafında yüzde 100 güvenlik diye bir şey olamayacağının altını çizmek gerekiyor. Siz dünyanın en güvenli altyapısını da kursanız, personeliniz siber güvenlik eğitimlerinden 100 üzerinden 100 puanla da geçse siber saldırganlar sisteminize girecek bir açık mutlaka buluyor. Ancak nasılsa tam güvenlik yok diye de kapıları ardına kadar açık bırakmamak gerekiyor.

Sistemi kurun ve düzenli güncelleyin

Üretimden işlemeye, nakliyeden depolamaya ve son tüketici tarafından alınmasına kadar olan sürecin neredeyse her aşamasında kullanılan teknolojiler her geçen gün ilerliyor. Bu yüzden gıda üretimi yapan bir şirket iseniz üretimden ambalaja, lojistikten soğuk zincire kadar tüm süreçlerinizi yönetebileceğiniz bir sisteme sahip olmanız gerekiyor.

Gıdanın üretimden sofralara uzanan sürecinin odak noktasında yer alan üretim aşamasındaki en önemli konular; enerji kullanımı, sera gazı emisyonu, kaynak ve atık yönetimi, su ve atık su yönetimi ve ambalajlama olarak gösteriliyor. Gıda zincirindeki her paydaş hem bireysel olarak hem de takım üyesi olarak çevresel sürdürülebilirlikte önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden sisteminiz üzerinden tüm süreçlerinizi güvenle yönetmeniz şart.

Tüm bunlara ek olarak gıda sektöründe bulut kullanımının ortaya çıkaracağı beş önemli riski şu şekilde özetlemek mümkün.

1. Artan karmaşıklık ve eğitim eksikliği

Az önce de belirttiğimiz gibi bulut hizmeti sağlayıcıları, kullanım kolaylığını artırmak ve müşterileri için kısa sürede maliyetin karşılanmasını sağlamak amacıyla bulut tabanlı hizmetlerin devreye alınmasının karmaşıklığı ile kendileri başa çıkıyor. Ancak, şirket içindeki bir ortamdan buluta geçiş yapılması, bir kuruluşun BT operasyonlarının da karmaşık hale gelmesine neden oluyor. Mevcut BT personeli, bulut hizmetlerinin yönetilmesi ve desteklenmesi konusunda uygulamalı deneyime sahip olmayabilir ve bu da ekibin yeni bir modeli öğrenmesini gerektirebilir. Ekiplerin özellikle bulut üzerindeki veri güvenliği hakkında bilgi edinmesi gerekiyor.

2. Kullanılabilirlik sorunu

Genellikle birbirlerini desteklediklerinden, iş unsurları ile teknik unsurlar arasına belirgin bir çizgi çekmek mümkün değil. Birinde oluşacak hata bir domino etkisine yol açabilir. Çoklu kiralamanın, bulut hizmeti sağlayıcısı tarafından yama uygulanması gereken daha az BT kaynağı bulunması, daha düşük toplam sahip olma maliyeti ve daha kısa olaylara müdahale süresi gibi avantajları bulunuyor.

3. Hatalı yapılandırmalar

Bir sistemin hatalı yapılandırılması, yaygın olarak görülen bir güvenlik riski. Bulut hizmeti sağlayıcıları, rakiplerinden farklılaşmak ve bir dizi özellik sağlamak amacıyla, yapılandırma karmaşıklıklarının gizlendiği tek tıkla devreye alma modellerini etkinleştiriyor. Müşterinin kendi yapılandırmasını devreye alma sonrasında gerçekleştirmesi gerektiğinden, gerekli teknik anlayışın mevcut olmaması hatalara ya da eksikliklere yol açabilir.

4. Veri yönetişimi sorunu

Verilerin bir bulut ortamında yönetilmesi, şirket içinde yönetilmesine benziyor. Her iki durumda da yetkisiz kullanıcıların erişiminin önlenmesi amaçlanıyor. Bulut hizmeti sağlayıcıları, sistemlerinde depolanan verileri korumak için genellikle verilerin çevresine güvenlik duvarları, erişim denetimleri, şifreleme ve izleme araçları kuruyor. Ancak, bu güvenlik önlemlerini anlamak ve uygulamak müşterinin sorumluluğunda bulunuyor.

5. Bulutta Cryptojacking

Bundan kısa bir süre önce ortaya çıkan yukarı yönlü ve aynı zamanda istikrarsız kripto para trendi, cryptojacking adı verilen yeni bir tehdidin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu yeni saldırı yöntemi, kötü amaçlı kullanıcıları zenginleştirmek için bilgi işlem kaynaklarından yasa dışı bir biçimde yararlanmak amacıyla arka planda fark edilmeden çalışıyor.

Sonuç olarak sektör fark etmeksizin bulut güvenliği mikro hizmetlerinin önde gelen uygulamalar doğrultusunda yapılandırılmasının, uygun yönetişimin mevcut olmasının ve bulut hizmetlerinin kullanımına ilişkin incelikler konusunda son kullanıcılara eğitim sağlanmasının garanti edilmesi için müşterilerin ve bulut hizmeti sağlayıcılarının birlikte çalışması gerekiyor.

Pukta Bilişim-Pure Storage İş Birliği

Türkiye’de en hızlı büyüyen IT şirketi Pure Storage ‘ın Türkiye Ülke Müdürü Çiçek Bayülken, Pukta Bilişim ile olan iş ortaklıkları hakkında bilgiler verdi. Videomuz Youtube kanalımızda yayında.

Youtube kanalımıza buradan abone olabilir, yeni videolarımızdan haberdar olmak için bildirim ziline basabilirsiniz.

Veri Depolamanın Önemi Pukta-Pure Storage Etkinliğinde Konuşuldu

Pukta tarafından Pure Storage ve Artım Bilişim ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve CIO-CTO’ların katıldığı etkinlikte kurumsal depolama alanında eğilimler hakkında bilgi alışverişi yapıldı.

Pukta Pure Storage Teknoloji Günü, 22 Ekim’de Kemer Country Club’ta, Pure Storage ve Pukta iş ortaklarının ve sektör yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Pure Storage Türkiye Ülke Müdürü Çiçek Bayülken, şirketin Türkiye operasyonu ve ürünleri hakkında bilgiler verdi.

Sahibinden.com bir başarı hikayesi”

Çiçek Bayülken’den sonra sahneye gelen Pukta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetici Ortağı Arif Oral Ünal, katılımcılara Pukta ve çözümleri hakkında detayları aktardı. Arif Oral Ünal’dan sonra sahneye çıkan Pure Storage Sistem Mühendisleri Aret Tunç ve Ufuk Önder Pure Storage Ürün Portföyü hakkında detaylı bilgilerini katılımcılarla paylaştı.

Etkinliğin devamında Sahibinden.com Genel Müdür Yardımcısı Akif Arsoy, “ Kullanıcılar Tarafından Üretilen Verinin Yönetimi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Arsoy, e-ticaret alanında kullanıcılar tarafından üretilen verinin yönetiminin önemini Pukta-Sahibinden.com iş ortaklığı çerçevesinde anlattı.

Etkinliğin son konuşmasını Pure Storage Sistem Mühendisi Semih Eskin gerçekleştirdi. Semih Eskin, “Pure Storage ile Büyük Veri ve Yapay Zeka” başlıklı sunumunda Pure Storage ürünlerinin verinin en yoğun olarak kullanıldığı e-ticaret alanında kullanımını anlattı.

Perakendeyi Geleceğe Bulut ve Teknoloji Hazırlayacak

Perakendecilere geleceğe taşıyacak bulut ve teknolojiye dair 5 ipucunu sizler için değerlendirdik.

Dünya ekonomisinin en dinamik alanlarından biri olarak gösterilen perakende sektöründe farklılaşan şirketlerin teknoloji ve bulut kullanması büyük bir tesadüf değil. Perakende şirketlerinin çalışanlarından altyapılarına kadar doğru teknoloji yatırımları yapmaları geleceğin kapısını aralamalarını sağlayacak.

Bir Hewlett Packard Enterprise şirketi olan Aruba‘nın yaptığı araştırmaya göre, tüketici beklentileri ve e-ticaret satışları artmaya devam ettikçe, dijital dünyaya uyum sağlamak için çok yavaş kalan işletmeleri zorlu bir süreç bekliyor.

Aruba’nın araştırmasıyla ortaya çıkan raporda perakendeciler için öne çıkan beş ana başlık ise şöyle:

1. Geciken dijital dönüşüm:

Diğer sektörlere oranla perakendede işyerinde teknolojiyi adapte etme süreci daha yavaş oluyor. Ankete katılan yöneticilerin ve çalışanların neredeyse üçte ikisi (yüzde 63), yeni teknoloji uygulanmadığı takdirde kuruluşlarının rakiplerinin altına düşme riskine sahip olduğunu söyledi.

2. Fiziksel sistemler, dijital ile yakınlaşıyor:

Fiziki sistemler ile dijital dünyayı birbirine yaklaştırmak şu anda perakende kuruluşlarında var olan bölümlerin ve oluşumların yeniden yapılanmasını gerektirecek. Böylece iç sistemler sorunsuz bir şekilde adapte olacak ve müşterilere zengin, kişiselleştirilmiş deneyimlerini sunmak için birlikte çalışacak.

3. Stok ve envanter yönetimine yönelik teknoloji kullanımı:

Müşteriler, perakendecilerden istedikleri ürünleri istedikleri zaman ve istedikleri yerde sunabilmelerini bekliyor. Perakendeciler yalnızca veri sistemlerini geliştirerek ve potansiyel olarak RFID tarama ve elektronik raf etiketleme teknolojisini daha iyi kullanarak, herhangi bir zamanda ve bulunduğu yerde tam olarak stoklarındaki malzeme miktarını bilerek rekabette bir adım öne geçebilir.

4. Teknoloji ile dost çalışanlar:

Perakendecilerin gelişmek için yakın gelecekte çalışanlarına her müşteriye daha kişiselleştirilmiş hizmetler sunmalarını sağlayan internete bağlı dijital araçları sağlamaları gerekiyor. Şu anda, ankete katılanların beşte ikisinden daha azı (yüzde 39) bulut bilişim uygulamalarına erişebiliyor. Bu rakamın daha artması perakende sektörü için büyük önem arz ediyor.

5. Daha uzun vadeli düşünmek için bir fırsat:

Perakendecilerin hem sistemlere hem de insanlara büyük yatırım gerekliliğini kabul etmeleri ve hem kısa hem uzun dönem sonuçlar için kayda değer yeni başarı ölçütleri bulmaları gerekiyor.
Mutlu çalışan ve müşteriler

Başarılı perakendeciler, müşterilerinin talepleri doğrultusunda ilerleyenler arasından çıkacak. Bu, çalışanlar ve müşteriler için kesintisiz ve entegre bir deneyim sağlamak için stokları yıkmak ve işin her aşamasında teknolojiyi kullanmak anlamına geliyor.

Aruba raporunda, perakendeci çalışanlar, dijital işyeri teknolojisinin doğrudan bir etkisi olarak üretkenlik (yüzde 72), refah (yüzde 62) ve rekabete farklılaşma yeteneği (yüzde 59) gördüklerini sözlerine ekledi.

Maliyetleri Artırmadan da KVKK Uyumlu Bir Şirket Olmak Mümkün

KVKK zorunluluğu birçok şirket için kabusa dönüşmüş durumda. KVKK konusundaki kafa karışıklığını gidermenin ve maliyetleri uçurmadan geçiş yapmanın çareleri ise bu yazımızda.

Avrupa Birliği’nde GDPR (General Data Protection Regulation) olarak bilinen ve ülkemizde de 7 Nisan 2016 tarihinden bu yana yürürlükte olan Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) ile beraber şirketlerin sorumluluğu da artıyor. BT uzmanları ile hukukçulara büyük iş düşüyor. Kişisel verilerin korunması odağında yeni kurum stratejileri belirlenmesi öncelik haline geliyor.

Kişisel verilerin güvenliği, dijitalleşen dünya ile beraber hiç olmadığı kadar büyük önem kazanıyor. Kişisel verilerin, izinsiz bir şekilde üçüncü kişilerle ya da kurumlarla paylaşılması, veri gizliliği ve veri güvenliği açısından önemli sorunlara yol açabiliyor.

Türkiye’deki kişisel veri güvenliği, 2005 ve 2010 yılında getirilen cezai hükümlerle güvence altına alınmaya çalışıldıysa da bu düzenlemelerin yeterli olduğunu söylemek pek de mümkün değildi. Bu noktada, geçtiğimiz yıl kabul edilerek yürürlüğe giren Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK), iş yaşantısı üzerinde pek çok değişikliği de beraberinde getirdi.

Verinin korunması çok önemli

Artık günümüzde, bilgi neredeyse ekonominin, üretimin kendisi haline geldiği ve bu nedenle verinin korunması; ekonomilerin, kendimizin hatta bizzat varlığımızın korunması anlamı taşıyor. 2018’de KVKK doğrultusunda Türk şirketlerine maalesef ilk cezalar kesildi. Kişisel Veri Koruma Kurulu’nun yaptığı bir açıklamada, 2018 yılında Kurul’a 38 ihbar, 24 veri ihlali olmak üzere, 358 şikayet geldiği; 250 adedinin sonuçlandırılarak yaklaşık 850 bin TL para cezası kesildiği belirtildi.

Bu da medya, devlet kurumları ve kamunun veri korumaya nasıl yaklaştığını ve bu konuda hassas olmaya devam edeceklerini gösteriyor. Hem bu cezalardan kurtulmak hem de KVKK ile uyumlu olmak da son derece mümkün.

Bireysel bilgiler ön planda

Öncelikli olarak kanunun, tüzel kişiliklerin verilerini kapsamadığını belirtelim. Kanunun konusunu, bireylere ait tüm verilerin toplanması, işlenmesi ve saklanması gibi başlıklar oluşturuyor. Kanun ve kanunun yürütülmesinden sorumlu kurul ile beraber, özellikle büyük miktarda kişisel veri toplayan, saklayan ve işleyen şirketler, bu verilerle ilgili sorumluluk sahibi haline geliyor.

BT uzmanlarına ve hukukçulara büyük iş düşüyor

KVKK ile beraber hukuk ve BT uzmanlarının daha fazla işbirliği yapmak zorunda olduğu bir noktaya gelindi. Bu nedenle bilişim konusunda uzman hukuk danışmanlarını bünyesine katan şirketlerle çalışmakta fayda var. Böylece, KVKK ihtiyaçlarınız ile ilgili de uçtan uçtan çözüm alabilir hale geleceksiniz.

Büyük ölçeklerde veri işleyen kurumların, teknik ihtiyaçlarını eksiksiz bir şekilde karşılayan çözümlerle çalışmaları gerekiyor. Güçlü bir veri tabanı; güvenlik, erişilebilirlik, ölçeklenebilirlik söz konusu olduğunda üstün özellikleri ile ön plana çıkmanızı sağlar. Güçlü veri tabanı aynı zamanda devasa büyüklükteki verileri işleyebilme, aktif “cluster” yapısı ile süreklilik sağlama ve çeşitli yedekleme imkanları ile birlikte sunulan çözümleri de destekler.

Veri toplama, işleme, raporlama aktivitelerini internet tabanlı uygulamalarla gerçekleştiren kurumlar için de Java Enterprise Edition 4,5,6 versiyon sertifikalarını destekleyen sunucuları seçmek çok önemli. Tüm bunların sonunda hem KVKK korkulacak bir şey olmaktan çıkacak hem de uygun maliyetler sayesinde paranız şirketinizin kasasında kalacak.

Neden FlashArray X ?

Pure Storage IT profesyonellerinin verilerle daha iyi bir dünya oluşturmasına yardımcı oluyor.

Pure’un veri çözümleri, SaaS şirketlerinin, bulut servis sağlayıcılarının ve farklı ölçeklerdeki tüm kurumların müşterilerine gerçek zamanlı ve güvenli bir şekilde iş kritik uygulamalar çalıştırmalarına, DevOps ile modern uygulama geliştirmelerine ve multi – cloud ortamlar kullanmalarına imkân sağlıyor.

NVMe ve NVMe-oF ile Çalışıyor
2015 yılından itibaren NVMe teknolojisine yatırım yapan Pure Storage firması şu an dördüncü jenerasyon NVMe diskler kullanmaktadır. NVMe disklerin yanı sıra NVMe denetleyiciler ve NVMe disk çekmeceleri ile birlikte tamamen NVMe-oF protokolüne hazır yeni nesil donanıma sahiptir. SSD disklerde kullanılan seri yazma mimarisi yerine “Direct Flash” yazılımı ile birlikte NVMe disklere 256 kanaldan paralel olarak yazabilmektedir. NVMe-oF protokolüyle birlikte SAN protokolünde ulaşılabilen gecikme (latency) değerlerinin çok daha altında gecikme sürelerine ulaşılabilmektedir.

Şaşırtıcı Derecede Basit
FlashArray X serisinin kurulumu, yönetimi ve gözlemlenmesi alışılagelmişin dışına çıkarak gerçek anlamda basitliği ve sadeliği göstermektedir. Sipariş geçilen ürününüz 2-3 hafta teslimat süresinde elinize ulaşır. 30 dakikalık bir kurulum sürecinden sonra kullanıma hazır hale getirilir. All-Flash mimariye sahip olduğunuzdan dolayı performansı iyileştirme adına hiçbir ekstra müdahaleye ihtiyaç olmadan kapasitenizi yüksek verimlilik ve performans ile kullanmaya başlayabilirsiniz.

Verimlilik için Tasarlandı
FlashArray X serisi kullanıcıları, verimlilik teknolojileri olan sıkıştırma ve tekilleştirme teknolojileri sayesinde 5:1 lik dünya geneli ortalamasıyla TB maliyetlerini çok daha aşağı seviyelere indirmişlerdir. Inline ve post process olarak uygulanan 2 farklı sıkıştırma algoritmasının yanı sıra, yine inline ve 512 Byte’a kadar inebilen granülite de tekilleştirme teknolojisi bu başarının arkasında yatan teknolojilerdir. Tekilleştirme ve sıkıştırma gibi verimlilik teknolojileri ile geleneksel mimarilerden farklılaşan Pure Storage firması bu başarısını RSG (Right Sized Guarantee) programı ile birlikte performans kaygısı olmadan kullanıcılarına garanti edebilmektedir.

99.9999 İş Sürekliliği: Enterprise müşterilere hizmet eden FlashArray X serisi, anlık olarak bulut tabanlı Pure1 uygulaması ile takip edilmektedir. Pure1 uygulaması tüm dünyadaki FlashArray X serisindeki ürünlerin ortalama availability sürelerini 99.9999 olarak hesaplamıştır. Bu yüksek availability oranı hesaplanırken planlı olarak yapılan firmware upgrade, kapasite upgrade veya denetleyici upgrade gibi operasyonların olduğu zaman aralıkları da dahil edilmiştir.

Yapay Zekâ ile Güçlendirilmiş Destek
Bulut tabanlı Pure1 uygulaması yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesi (machine learning) teknolojileri sayesinde kullanıcılarına yalnızca monitoring hizmeti değil; aynı zamanda geleceğe dönük kapasite ve performans tahmin rakamları verebilmektedir. Dünya genelinde Pure1’a bağlı olan tüm sistemlerden toplanan telemetri veriler baz alınarak machine learning teknolojisi ile birlikte proactive case ler açılıp kullanıcı tarafındaki olası problemleri önleyebilmektedir.