Bütün Bulut Bilişim Servis Sağlayıcılar Benzer Donanımları Kullanıyorlar. Peki Birbirlerinden Nasıl Ayrışıyorlar?

Aslında bu sorunun birden çok cevabı var. Ama cevaplara girmeden önce, dünya ve Türkiye nasıl ayrışıyor diye bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Gartner’ın Temmuz 2019 raporunda net bir şekilde görüldüğü gibi üç büyükler Hyper Cloud Provider (HCP) olarak dünyada rakiplerinden oldukça başka bir yerdeler.

Bunun çok basit bir nedeni var; müşterilerine sadece bir ürün veya hizmet dikeyinde değil, bütün IT ihtiyaçlarını çepeçevre karşılayabilecek çözümler sunmaları. Müşterilerin de bu çözümleri satın alırken HCP’a “Hangi donanımları kullanıyorsunuz?” gibi yontma taş devrine uygun sorular sormak yerine, “SLA’leriniz nedir?” gibi sorular sormaları.

O halde Cloud Solution Provider’ın (CSP) kullanmakta olduğu donanımları müşteri olarak sorgulamamız gerekiyor mu? Bu sorunun kendisi kısa, sebebi uzun zor bir cevabı var: Hayır! Zaten yazının ana çıkış kaynağı da bu uzun sebep. Hayır, çünkü CSP’a sormanız gereken yığınla sorunuz var;

  • “Hangi donanımları kullanmakta olduğunuzu merak ediyorum ama öncelikle o donanımlarınızın barındığı veri merkezlerinizin isimleri nedir?” diye sorabilirsiniz. Bu soru oldukça can alıcıdır. Genellikle işini ciddiye alan CSP ile almayan CSP arasındaki fark yerleşmiş olduğu veri merkezidir. Ana internet omurgasına bir çift fiber optik kablo ile bağlı, aniden gelişecek yüksek hacimli DDOS saldırılarına (size değil, sizinle aynı sunucuda çalışan komşunuza yapılan saldırı) karşı en havalı anti ddos ürünleri ile savaştığını söyleyen adayınızın savaş gücü kendi toplam bant genişliği kadar olacaktır. Tercihinizi ana internet omurgalarına bağlı servis sağlayıcılarda konumlanan CSP’lardan yapmanızı öneririm. Bu tip veri merkezleri gereken bütün Tier sertifikalarına sahiptir.
  • “Hangi donanımları kullanmakta olduğunuzu merak ediyorum ama öncelikle gerçek anlamda 7×24 çalışan kaç adet müşteriniz var?” diye sorabilirsiniz. Bu soru adayınızın organizasyon yapısı hakkında esaslı bilgiler verecektir. Eğer adayınızın çok miktarda 7×24 çalışan müşterisi varsa, örneğin e-ticaret siteleri, hastaneler, oteller gibi; buna uygun olarak çalışan bir ekibi olacaktır. Bu soru gelecekte, gece yarısı sisteminize herhangi bir sebepten dolayı erişemediğinizde uykulu şekilde cep telefonuna cevap veren bir destek mühendisi yerine, size isminiz ile hitap eden ve “bizim alarm sistemlerimizden de uyarı geldi.” diyen bir destek mühendisi ile görüşmenizi sağlar.
  • “Hangi donanımları kullanmakta olduğunuzu merak ediyorum ama öncelikle ekibinizin yetkinlikleri hakkında bilgi almak istiyorum.” diye sorabilirsiniz. En pahalısından yük dengeleyici sistemlere sahip, ama üzerine tek kural yazmasını dahi bilmeyen bir ekibe sahip adayınız için zor bir soru. Uzmanlığın “dump”ları ezberleyip sınavları geçen mühendisler ile değil gerçek hayat koşullarında proje yapmış, kan, ter ve gözyaşı dökmüş bir ekip ile sağlandığını, yapmayı bilmek ile yapabilmenin aynı şey olmadığını unutmayın.
  • “Hangi donanımları kullanmakta olduğunuzu merak ediyorum ama öncelikle bana şu anda canlı bir şekilde toplam trafiğinizi veya sunucu sayınızı gösterir misiniz?” diye sorabilirsiniz. Çok kötüsünüz, sizin niyetiniz üzüm yemek değil bağcıyı dövmek galiba. Ama olsun adayınız “hemen” der ve diz üstü bilgisayarından 2FA kullanılan bir VPN bağlantısı ile sisteme bağlanıp gigabit’lerce trafiği binlerce sunuculuk sanallaştırma platformunu gösterirse iki şey birden görmüş oldunuz. Adayınız istediği yerden sistemine erişiyor ve de gerçekten dedikleri doğru. Bana kalırsa “Ben satıcıyım teknik arkadaşlar bir daha ki ziyaretimizde göstersinler, çok etkileneceksiniz.” dışında bir cevap alamayacaksınız. Olsun ben de zaten olma ihtimalini sevmiştim…
  • “Hangi donanımları kullanmakta olduğunuzu merak ediyorum ama öncelikle aktif-aktif yapıda coğrafik olarak dağılmış şekilde çalışan müşterileriniz var mı?” diye sorabilirsiniz. Hangi CSP’a gitseniz zaten size birden fazla şehirde çalışan yapıları olduğunu söyleyecektir (En azından bunu söylemeliler). Az önce sistemine bağlanan satış mühendisi aktif-aktif yükünü dağıtmış, hem disaster recovery hem de business continuity sağlamış müşterilerini gururla sunacaktır. Lafa bakılmaz, ayinesi iştir kişinin.
  • Artık “Hangi donanımları kullanmakta olduğunuzu merak ediyorum.” diye sorabilirsiniz. Aslında bu dakikadan sonra soru manasını yitirdi bile ama adayınız zaten sektörün en önde gelen markaları ile çalışmak zorunda. Bütün CSP’lar mecburen üç beş firmadan alabilecekleri donanımları kullanıyorlar. Dünyada üretici sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Ama artık siz farkındasınız ki, adayınızın satış mühendisi ne kadar çok donanımından bahsediyorsa o kadar az servis sağlayabiliyor.

11.11 ve Efsane Cuma Kampanyalarında e-ticaret Siteleri Kazandı

11.11 Alışveriş Günü ve Efsane Cuma olarak adlandırılan ve kasım aylarında tüm dünyayı alışveriş çılgınına çeviren etkinlikler, kimi e-ticaret sitelerini coştururken kimileri için tehlike çanlarını çaldırdı.

Black Friday indirim günleri bu yıl 29 Kasım Cuma günü başlıyor. Türkiye’de ise pek çok e-ticaret sitesi 21-22 Kasım tarihlerinde Efsane Cuma kampanyasını başlattı.Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 11.11, Efsane Cuma, Şahane Cuma gibi kampanya günlerinde e-ticaret siteleri, uyguladıkları indirimlerle yüksek hacimli satışlar gerçekleştiriyor. Bu noktada e-ticaret sitelerinin güçlü bir teknolojik altyapısının alışveriş hacmine ne derece katkısı olabilir, bununla birlikte nasıl davranan şirketler kazandı, gelin birlikte inceleyelim.

11.11, Efsane Cuma, Şahane Cuma, Black Friday ve benzeri kampanya günlerinde e-ticaret sitelerinde çoğunlukla beklenenin çok üzerinde trafik yaşanıyor. Uygulanan kampanyalarla sıradan bir gündeki ziyaretçi sayısının dört katına kadar ziyaretçinin olduğu bir trafik söz konusu oluyor. Bu trafiği mevcut altyapılarıyla kaldırabilmeleri çok mümkün değil. Bu noktada bulut servis sağlayıcıları ile yol alan e-ticaret siteleri, satış hacimlerini katlayarak kazanç hanelerine yüksek rakamları yazma başarısına ulaşıyor.

E-ticaret siteleri kampanya günlerinde yoğun ziyaretçi trafiğini nasıl yönetebiliyor?

Pek çok e-ticaret sitesinde kampanya günlerinde yoğunluktan dolayı sistemden alışveriş yapamayan müşteriler, başka bir internet sitesinden alışverişlerini tamamlama yoluna gidebiliyorlar. Çoğunlukla bu tip durumlarda o müşteri bir seferlik değil, kalıcı olarak kaybedilmiş oluyor. O nedenle trafiğin yoğun olduğu zamanlarda müşteri kaybetmemek son derece önemli.

E-ticaret sitelerinin yoğun ziyaretçi trafiğini yönetebilmeleri için, bulut servis sağlayıcılarının anlık olarak daha fazla işlem gücü, bellek, bandwidth gibi unsurları sağlayabilmesi gerekiyor. Bunu sağlayabilen e-ticaret siteleri 11.11., Efsane Cuma, Şahane Cuma, Black Friday gibi kampanyalarda trafiğe yanıt verebiliyor. Özetle teknolojik altyapıları ölçüsünde alışveriş hacimleri aynı oranda artış gösteriyor. O nedenle Pukta gibi güçlü bulut yapılarında olan firmalar, kampanya günleri gibi ani, beklenmedik veya beklenen; bununla birlikte arka tarafta karşılayamayacakları yüklere rağmen, anında daha fazla işlem gücüne sahip olabiliyorlar. Bu sayede büyük alışveriş hacimlerine ulaşıyorlar.

Pukta e-ticaret sitelerine kampanya dönemlerinde ne gibi katkılar sağlıyor?

Pukta, e-ticaret sitelerine kampanya zamanlarında artan hacimlerine uygun şekilde işlem gücü ve aynı zamanda daha fazla trafik alabilme olanağı sağlıyor. Bunların yanı sıra atak vb. durumlarla karşılaşıyorlarsa, bunları göz ardı edebilmelerinin de önünü açıyor. Web sitelerinde olan biten her şeyi, içeri giren herkesi anlık olarak görebilmelerini sağlayan Pukta, bütün sistemler üzerindeki yüklerin canlı bir şekilde manipüle edebilmesini de mümkün kılıyor. Yeni gelen müşterilere cevap vermek için sistem kaynakları o an yetersiz kalıyorsa otomatik olarak yeni kaynak, sunucu, bant genişliği, disk kapasitesi, vb. ekleyerek talebin karşılanmasını sağlıyor. Otomasyon, birim uygulama sunucusuna düşen ziyaretçi sayısını sürekli monitör ederek artış gözlemlediği an yeni bir sunucu ayağa kaldırarak hizmete sokabiliyor veya devreden çıkartabiliyor.

Bu altyapıyı sağlamanın maliyetinin kazanca göre nasıl oranlanabileceğinin standart bir ölçüsü olmasa da sıradaki kampanyalar için hazır olmanın, şu anki kazancınızı katlayacağı bir gerçek.

İnternet üzerinden satılan her şey kampanya dönemlerinde daha fazla satılıyor. O nedenle hangi sektörde olursa olsun bir e-ticaret sitesinin altyapı yatırımı, yine kazancını katlaması için şart.

Önümüzdeki günlerde kampanya dönemlerinde e-ticaret sitelerine önerilerimiz var:

Sektör bağımsız, internet üzerinden satış yapan firmalara bulut servis sağlayıcıları ile çalışmalarını öneriyoruz. Mutlaka yüklerinin bir kısmını bulut servis sağlayıcıları üzerinde tutmalarını tavsiye ediyoruz. Böylece ani gelişen yüksek hacimli trafiklerde, kendi taraflarında olan donanımları hızlıca artıramazken, bulut servis sağlayıcısı tarafındaki kaynakları anlık olarak artırabildikleri ve indirebildikleri için hem performanslı bir şekilde müşteriye cevap verebilirler, hem de maliyet açısından son derece kazançlı olurlar. Çünkü herhangi bir günde yaklaşık 10.000 kişinin girdiği bir web sitesi bu tip zamanlarda 30.000-40.000 kişinin girdiği bir web sitesi haline geliyor. Bütün altyapınızı 30.000-40.000 kişinin girebileceği bir web sitesi olarak tutarsanız, atıl bir kapasiteye sahip olursunuz ve bunun maliyeti çok yüksek olur. Bu nedenle 11.11, Black Friday, Yılbaşı, Sevgililer Günü vb kampanya dönemlerinde Pukta gibi bulut sağlayıcı firmaların hizmetlerini, artacak kapasiteleriniz için kullanmanız gerekir. E-ticaret sitelerine, bunu yapabilmenin birinci yolu olarak kampanyalar başlamadan önce bulut sağlayıcı firma ile çalışmaya başlamalarını, yüklerinin bir kısmını bulut sağlayıcıdan yayınlamalarını, trafik arttıkça da bulut sağlayıcı tarafındaki yüklerini çoğaltmalarını öneriyoruz.

Yerel Bulut Şirketleri Küresel Bulut Şirketlerine Karşı

Bulut dünyası gelişip kullanım yaygınlaştıkça yerel ve küresel bulut şirketleri arasındaki rekabet de iyiden iyiye kızışıyor.

Bulut kelimesi BT sektöründe ilk defa 1960’larda kullanılmaya başlandı. 2000’lerin başına gelindiğinde bugünkü anlamına tam olarak kavuşan kavram, ülkemizde on yıl kadar da anlaşılmayı bekledi. Kimi uzman bulut anlaşılmadığı için gereksiz bulundu, kimi uzman güvenlik sorunu nedeniyle “ölü doğan bebek” olarak nitelendi. Ancak bugün geldiğimiz noktada bulut KOBİ ölçeğindeki işletmelerin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Tabii ihtiyaca göre melez bulut kullanan da var özel bulut da. Ama günün sonunda bulut ne ölü doğan bir bebek oldu ne de gereksiz ve güvensiz bir ortam. Bugün geldiğimiz noktada ise yerel bulut şirketleri ile küresel bulut şirketleri arasında kıyasıya bir rekabet var.

Küresel şirketler, marka güçleriyle birlikte pazarlama bütçelerini de kullanarak müşteri kazanmaya çalışıyor. Yerel işletmeler ise tamamen ilişkiye dayalı projeler geliştiriyor ve ortaya çıkardıkları başarı hikayelerini piyasa ile paylaşıyor.

Pukta olarak sektörde yerel bir bulut şirketiyiz. Elbette kimin daha doğru davrandığı ya da iyi olduğunu kendi blogumuzdan paylaşmayı doğru bulmuyoruz. Bununla birlikte bulut yatırımına karar veren şirketler için önerilerimiz de var.

Bulut yatırımına karar veren şirketler için öneriler

Ulusal güvenlik ile ilgili endişeleriniz varsa yerli iş ortaklarını seçmek doğru bir karar olacaktır. Özellikle yerli kullanıma vurgu yapılan şu günlerde alınacak en doğru kararın bu yönde olduğunu söylemek mümkün.

KOBİ ölçeğinde bir şirket iseniz ve butik bir hizmet almak istiyorsanız tercihiniz yine yerliden yana olmalı. Zira yabancı şirketler hacimleri nedeniyle yeterince hızlı hareket edemezler. Siz istediğiniz kadar sözleşmenize 7×24 destek yazdırın size ulaşmaları anlık olmayacaktır. Ancak yerli bir şirketten hizmet aldığınızda olası sorununuza sizden bile daha hızlı ulaşıp çözüm sunduklarını göreceksiniz.

Tüm bunların yanı sıra, yerel bir bulut şirketi seçtiğinizde, ülke ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlamış olursunuz.

Uzun lafın kısası, bulut bilişim şirketi seçimi, kurumun kendisine ve teknik ekibin aldığı kararı yönetime kabul ettirmesine bağlı. Zaten bulut kullanımının konforunu gören şirketlerin bir daha geri dönmesi söz konusu bile olmayacaktır.

Setcard Teknoloji Altyapısında Pukta’ya Güveniyor

Setcard, yemek kuponlarıyla başlayan ve gelişerek akıllı kart sistemine geçiş yapan hizmetlerinde sistem yönetimi tarafında Pukta ile iş birliği yapıyor.

Set Kurumsal Hizmetler A.Ş olarak 2001 yılında faaliyetlerini başlatan ve 2005 yılında da yemek kuponlarından akıllı kart sistemine geçiş yapan Setcard, güvenlik duvarı, ağ altyapısı, donanım, sanallaştırma ve işletim sistemi konularında desteğini Pukta’dan alıyor.

2009 yılından bu yana ‘Türkiye’nin Yemek Kartı Setcard’ sloganıyla hareket eden şirket, ürün çeşitliliğini artırarak, iş ortaklarına ve anlaşmalı oldukları üye işyerlerine hayatı kolaylaştıran seçenekleriyle hizmet ediyor. 2010 yılında ‘Setpara’ ismi verilen avantaj sistemi şirkete, çalışanlar tarafından en çok tercih edilen yemek kartı unvanını da getirdi.

“Sektörde öncülüğü üstlendik”

Sektörün Türkiye’deki en güçlü yerli yemek kartı olmanın üzerine yüklediği sorumluluk ile modern dünyayı şekillendiren pratik keşiflerin öncülüğünü üstlenerek, ürün çeşitliliğini; Hediye Kart, Setcard Konaklama, Setcard Yakıt, Turnike Sistemleri, Kampüs, Temassız Kart Özelliği ve Setcard Mobil ile zenginleştiren Setcard, teknolojiyi de bu alandan en iyi kullanan işletmeler arasında yer alıyor.

Kesintisiz dönüşüm için Pukta’yı seçtik”

Teknoloji anlamında Setcard’ta daha önce kullanılan donanımların ömrünü doldurmuş cihazlar olduğuna vurgu yapan Setcard Bilgi İşlem Müdürü Boğaçhan Unç, “Hızlı bir şekilde bu donanımları yenilememiz ve yedekli bir yapıya geçmemiz gerekiyordu. Aynı zamanda kullandığımız güvenlik duvarlarını da yenilemeye karar vermiştik. Daha teknolojik yeni nesil olarak adlandırdığımız güvenlik duvarlarını kullanmayı düşündüğümüzde, Pukta bize bu konuda gerekli danışmanlık hizmetini ve donanım tedariğini sağladı. Buradaki en önemli faktör, hizmet kesintisi olmadan taşınmaktı. Biz gerekli taşınmaları yaptıktan sonra donanım ve yazılım taşımalarını da Pukta ile beraber yürüttük. Yeni donanımların, ağ altyapımızın ve güvenlik duvarlarının kurulumunu Pukta ile beraber çalışarak bitirdik. Olabilecek en iyi ve kesintisiz şekilde yeni ortama geçişimizi sağladık. Adım adım sayacak olursak güvenlik duvarı, ağ, donanım, sanallaştırma ve işletim sistemi seviyesinde destekler aldık. Bu donanımların içinde sunucu ve depolama ürünleri de var” şeklinde konuştu.

Uzun yıllara dayanan beraberlik

Pukta’nın süreç konusunda gereken desteği her zaman sağladığına da vurgu yapan Boğaçhan Unç, “Aslında Pukta ile ilk çalışmamız, acil bir depolama ünitesi ihtiyacından doğmuştu. Pukta elindeki cihazı bize en hızlı şekilde ulaştırdı. Böylece bizim çalışmamız da aksamamış oldu. Bu son çalışmamızda da Pukta gerek üreticiyle gerekse distribütörle gerekli bağlantıları sağlayarak projeyi en uygun zamanda bitirmiş oldu. Biz de herhangi bir kesintiye uğramadan, müşterilerimize kesintisiz hizmet vermeyi sürdürebildik” dedi.

Ankara operasyonunda Pukta ile devam

Önlerinde sıcak bir proje daha olduğunu söyleyen Bilgi İşlem Müdürü Boğaçhan Unç, sözlerini şu şekilde bitirdi:

“Malum İstanbul deprem hattında yer alan bir şehir. Biz de bunun için bir çalışma içindeyiz. Ankara ofisimize bir felaket ortamı kuruyoruz. Geçen yıl aldığımız donanımların hemen hemen bir kopyası Ankara ofisimizde de çalışacak. Bu projenin donanım tedariği, ağ ve felaket senaryosunu Pukta ile birlikte gerçekleştiriyoruz. Pukta’nın, özverili, samimi ve sorumluluk bilinci içerisinde yürüttüğü çalışma yapısı sayesinde zor bir süreci hızlı ve sorunsuz olarak atlattık. Bu nedenle, Pukta’yla çalışmaya devam ediyoruz ve bu tip hizmetler arayan işletmelere de Pukta’yı mutlaka öneriyoruz.”

Pukta Bilişim-Pure Storage İş Birliği

Türkiye’de en hızlı büyüyen IT şirketi Pure Storage ‘ın Türkiye Ülke Müdürü Çiçek Bayülken, Pukta Bilişim ile olan iş ortaklıkları hakkında bilgiler verdi. Videomuz Youtube kanalımızda yayında.

Youtube kanalımıza buradan abone olabilir, yeni videolarımızdan haberdar olmak için bildirim ziline basabilirsiniz.

Veri Depolamanın Önemi Pukta-Pure Storage Etkinliğinde Konuşuldu

Pukta tarafından Pure Storage ve Artım Bilişim ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve CIO-CTO’ların katıldığı etkinlikte kurumsal depolama alanında eğilimler hakkında bilgi alışverişi yapıldı.

Pukta Pure Storage Teknoloji Günü, 22 Ekim’de Kemer Country Club’ta, Pure Storage ve Pukta iş ortaklarının ve sektör yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Pure Storage Türkiye Ülke Müdürü Çiçek Bayülken, şirketin Türkiye operasyonu ve ürünleri hakkında bilgiler verdi.

Sahibinden.com bir başarı hikayesi”

Çiçek Bayülken’den sonra sahneye gelen Pukta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetici Ortağı Arif Oral Ünal, katılımcılara Pukta ve çözümleri hakkında detayları aktardı. Arif Oral Ünal’dan sonra sahneye çıkan Pure Storage Sistem Mühendisleri Aret Tunç ve Ufuk Önder Pure Storage Ürün Portföyü hakkında detaylı bilgilerini katılımcılarla paylaştı.

Etkinliğin devamında Sahibinden.com Genel Müdür Yardımcısı Akif Arsoy, “ Kullanıcılar Tarafından Üretilen Verinin Yönetimi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Arsoy, e-ticaret alanında kullanıcılar tarafından üretilen verinin yönetiminin önemini Pukta-Sahibinden.com iş ortaklığı çerçevesinde anlattı.

Etkinliğin son konuşmasını Pure Storage Sistem Mühendisi Semih Eskin gerçekleştirdi. Semih Eskin, “Pure Storage ile Büyük Veri ve Yapay Zeka” başlıklı sunumunda Pure Storage ürünlerinin verinin en yoğun olarak kullanıldığı e-ticaret alanında kullanımını anlattı.

Perakendeyi Geleceğe Bulut ve Teknoloji Hazırlayacak

Perakendecilere geleceğe taşıyacak bulut ve teknolojiye dair 5 ipucunu sizler için değerlendirdik.

Dünya ekonomisinin en dinamik alanlarından biri olarak gösterilen perakende sektöründe farklılaşan şirketlerin teknoloji ve bulut kullanması büyük bir tesadüf değil. Perakende şirketlerinin çalışanlarından altyapılarına kadar doğru teknoloji yatırımları yapmaları geleceğin kapısını aralamalarını sağlayacak.

Bir Hewlett Packard Enterprise şirketi olan Aruba‘nın yaptığı araştırmaya göre, tüketici beklentileri ve e-ticaret satışları artmaya devam ettikçe, dijital dünyaya uyum sağlamak için çok yavaş kalan işletmeleri zorlu bir süreç bekliyor.

Aruba’nın araştırmasıyla ortaya çıkan raporda perakendeciler için öne çıkan beş ana başlık ise şöyle:

1. Geciken dijital dönüşüm:

Diğer sektörlere oranla perakendede işyerinde teknolojiyi adapte etme süreci daha yavaş oluyor. Ankete katılan yöneticilerin ve çalışanların neredeyse üçte ikisi (yüzde 63), yeni teknoloji uygulanmadığı takdirde kuruluşlarının rakiplerinin altına düşme riskine sahip olduğunu söyledi.

2. Fiziksel sistemler, dijital ile yakınlaşıyor:

Fiziki sistemler ile dijital dünyayı birbirine yaklaştırmak şu anda perakende kuruluşlarında var olan bölümlerin ve oluşumların yeniden yapılanmasını gerektirecek. Böylece iç sistemler sorunsuz bir şekilde adapte olacak ve müşterilere zengin, kişiselleştirilmiş deneyimlerini sunmak için birlikte çalışacak.

3. Stok ve envanter yönetimine yönelik teknoloji kullanımı:

Müşteriler, perakendecilerden istedikleri ürünleri istedikleri zaman ve istedikleri yerde sunabilmelerini bekliyor. Perakendeciler yalnızca veri sistemlerini geliştirerek ve potansiyel olarak RFID tarama ve elektronik raf etiketleme teknolojisini daha iyi kullanarak, herhangi bir zamanda ve bulunduğu yerde tam olarak stoklarındaki malzeme miktarını bilerek rekabette bir adım öne geçebilir.

4. Teknoloji ile dost çalışanlar:

Perakendecilerin gelişmek için yakın gelecekte çalışanlarına her müşteriye daha kişiselleştirilmiş hizmetler sunmalarını sağlayan internete bağlı dijital araçları sağlamaları gerekiyor. Şu anda, ankete katılanların beşte ikisinden daha azı (yüzde 39) bulut bilişim uygulamalarına erişebiliyor. Bu rakamın daha artması perakende sektörü için büyük önem arz ediyor.

5. Daha uzun vadeli düşünmek için bir fırsat:

Perakendecilerin hem sistemlere hem de insanlara büyük yatırım gerekliliğini kabul etmeleri ve hem kısa hem uzun dönem sonuçlar için kayda değer yeni başarı ölçütleri bulmaları gerekiyor.
Mutlu çalışan ve müşteriler

Başarılı perakendeciler, müşterilerinin talepleri doğrultusunda ilerleyenler arasından çıkacak. Bu, çalışanlar ve müşteriler için kesintisiz ve entegre bir deneyim sağlamak için stokları yıkmak ve işin her aşamasında teknolojiyi kullanmak anlamına geliyor.

Aruba raporunda, perakendeci çalışanlar, dijital işyeri teknolojisinin doğrudan bir etkisi olarak üretkenlik (yüzde 72), refah (yüzde 62) ve rekabete farklılaşma yeteneği (yüzde 59) gördüklerini sözlerine ekledi.

Turizmin Destekçisi: Bulut Teknolojileri

Türkiye’de bacasız sanayi olarak bilinen turizm sektörü yaşanan krizlerden sonra tekrar hareketleniyor. Bu dalgada teknolojiyi doğru kullanan işletmeler bir adım öne çıkıyor.

Turizm, ülke ekonomimize önemli değerler katan bir sektör. Yaşanan krizlerin ardında bu yıl toparlanma haline geçen turizm sektöründeki işletmeler karlılığını bulut teknolojileri kullanarak nasıl artırır? İşte size birkaç ipucu:

Yatırım maliyetlerini azaltır

Bir otel zincirisiniz. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki otelleriniz yılın her günü aktif. Ancak Uludağ veya Bodrum gibi sezonluk otelleriniz sadece ilgili sezonlarda aktif oluyor. Teknolojik altyapınızı her otel için ayrı kurmak, her lokasyona bir CIO ve ona bağlı ekip yerleştirmek bazen inanılmaz maliyetleri de beraberinde getiriyor. Peki tüm bu zincirinizi az bir maliyetle bulut üzerinden yönetebilirsiniz desek. Bu konudaki tek ihtiyacınız işinin erbabı bir teknoloji şirketi ve bu yazıyı okuyorsanız evet doğru yerdesiniz.

Esneklik sağlar

Az önceki örnekte verdiğimiz gibi dönemsel yoğunluklar yaşayan turizm endüstrisinde, sezon dışı dönemlerde bulut bilişim sayesinde kaynak kullanımı otomatik olarak azaltılabiliyor, buna paralel olarak maliyetler de düşüyor.

Güvenlik için olmazsa olmaz

Bulut hizmetleri, işletmelerin kendilerinin sahip olacağı altyapılara kıyasla çok daha iyi korunur. Böylece herhangi bir müdahale gerektirmeden turizm işletmeleri, kendi işlerine odaklanarak, kritik verilerin güvende olduğundan emin olabilir.

Mobilitenin anahtarı

Gün geçtikçe daha fazla tüketici mobil cihazları ve mobil uygulamalar üzerinden seyahatlerini organize ediyor. Google’ın verilerine göre, 2017 yılında tüketicilerin yüzde 79’u, seyahatlerini akıllı telefonlarından araştırdıktan sonra rezervasyonlarını yine akıllı telefonlarında gerçekleştiriyor. Bulut bilişim tüm mobil süreçlerin hızlı ve kesintisiz gerçekleşmesine olanak tanıyor.

Sosyal medya senkronizasyonu

Günümüzün turizm şirketleri müşteri hizmetlerini sosyal medya, mobil uygulamalar, web siteleri, iş ortakları, chatbot’lar ve inceleme siteleri gibi birçok kanalda aynı anda yürütüyor. Tüm bu kanallarda aynı deneyimi sunmanın temeli bulut bilişim altyapısından geçiyor.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun Kararı ile Yerli Bulut Şirketlerinin Önü Açılıyor

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 31/05/2019 tarihli ve 2019/157 sayılı kararı gereğince kamuda açık e-posta servisleri kullanılamayacak.

Kurumsal e-posta hizmetinin, Google (gmail) üzerinden yine aynı uzantıya sahip olarak kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin yapılan bir başvuruya cevap olarak hazırlanan kurulun kararına gelin birlikte göz atalım. Kişisel Verileri Koruma Kurulu diyor ki:

1. Google firmasına ait G-mail e-posta hizmeti altyapısının kullanılması durumunda gönderilen ve alınan e-postaların dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan veri merkezlerinde tutulması söz konusu olacağından, böyle bir durumda kişisel verilerin yurtdışına aktarılmış olacağına ve veri sorumlularının söz konusu uygulamayı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (Kanun) “Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması” başlıklı 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmesine;

2. “Server”ları yurt dışında bulunan veri sorumlularından/veri işleyenlerden temin edilen saklama hizmetlerinin de Kanunun 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmesine

karar verilmiştir.

Peki bu ne anlama geliyor

Özellikle kamu kurumu iseniz çalışanlarınızdan, e-posta alışverişi yaptığınız kişi ve kurumlardan ve Kurul’dan onay almak gerekiyor. Ayrıca Google, Microsoft 365, Yandex gibi ürünleri kurumsal yazışmalarınızda artık kullanamayacaksınız.

Aslında bu bizim için yeni bir karar olabilir; ama Kanada gibi teknoloji konusunda çok gelişmiş bir ülke hiçbir verisini ABD’de bulundurmuyor ve bu servisleri kesinlikle kullanmıyor. Keza Avrupa Birliği için de aynı durum geçerli ki Google’ın İrlanda’ya veri merkezi açmasının ardında da bu duruş yatıyor.

Asıl yerli adım bu

Kamu kurumları dışında kişisel veri işleyen kurumların da konuya dahil olmasıyla yerli piyasanın hareketleneceğini ön görmek de yanlış olmaz. Zira uzun süredir dillerde olan yerli ve milli konusu asıl şimdi önem kazanıyor. Özellikle Pukta gibi bulut özelinde uzmanlaşmış, birçok farklı sektörden büyük şirketlere bulut özelinde yönetilen hizmetler sunan şirketlere bu noktada önemli ölçüde ihtiyaç doğmuş oluyor.

Kurumsal e-posta hizmetinin, Google (gmail) üzerinden yine aynı uzantıya sahip olarak kullanılıp kullanılamayacağı ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 31/05/2019 Tarihli ve 2019/157 Sayılı Karar Özeti’ne buradan ulaşabilirsiniz.

Bu fırsatı gören şirketler de hem ülkemizin siber güvenlik anlamında rahat bir nefes almasında önemli bir rol üstlenecek hem de rekabette bir adım öne çıkarak farklılığını ortaya koyarak büyüyecek. Bu durum başlangıçta iş dünyasını zorlasa da orta vadede BT sektörüyle birlikte ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacaktır.

Neden FlashArray X ?

Pure Storage IT profesyonellerinin verilerle daha iyi bir dünya oluşturmasına yardımcı oluyor.

Pure’un veri çözümleri, SaaS şirketlerinin, bulut servis sağlayıcılarının ve farklı ölçeklerdeki tüm kurumların müşterilerine gerçek zamanlı ve güvenli bir şekilde iş kritik uygulamalar çalıştırmalarına, DevOps ile modern uygulama geliştirmelerine ve multi – cloud ortamlar kullanmalarına imkân sağlıyor.

NVMe ve NVMe-oF ile Çalışıyor
2015 yılından itibaren NVMe teknolojisine yatırım yapan Pure Storage firması şu an dördüncü jenerasyon NVMe diskler kullanmaktadır. NVMe disklerin yanı sıra NVMe denetleyiciler ve NVMe disk çekmeceleri ile birlikte tamamen NVMe-oF protokolüne hazır yeni nesil donanıma sahiptir. SSD disklerde kullanılan seri yazma mimarisi yerine “Direct Flash” yazılımı ile birlikte NVMe disklere 256 kanaldan paralel olarak yazabilmektedir. NVMe-oF protokolüyle birlikte SAN protokolünde ulaşılabilen gecikme (latency) değerlerinin çok daha altında gecikme sürelerine ulaşılabilmektedir.

Şaşırtıcı Derecede Basit
FlashArray X serisinin kurulumu, yönetimi ve gözlemlenmesi alışılagelmişin dışına çıkarak gerçek anlamda basitliği ve sadeliği göstermektedir. Sipariş geçilen ürününüz 2-3 hafta teslimat süresinde elinize ulaşır. 30 dakikalık bir kurulum sürecinden sonra kullanıma hazır hale getirilir. All-Flash mimariye sahip olduğunuzdan dolayı performansı iyileştirme adına hiçbir ekstra müdahaleye ihtiyaç olmadan kapasitenizi yüksek verimlilik ve performans ile kullanmaya başlayabilirsiniz.

Verimlilik için Tasarlandı
FlashArray X serisi kullanıcıları, verimlilik teknolojileri olan sıkıştırma ve tekilleştirme teknolojileri sayesinde 5:1 lik dünya geneli ortalamasıyla TB maliyetlerini çok daha aşağı seviyelere indirmişlerdir. Inline ve post process olarak uygulanan 2 farklı sıkıştırma algoritmasının yanı sıra, yine inline ve 512 Byte’a kadar inebilen granülite de tekilleştirme teknolojisi bu başarının arkasında yatan teknolojilerdir. Tekilleştirme ve sıkıştırma gibi verimlilik teknolojileri ile geleneksel mimarilerden farklılaşan Pure Storage firması bu başarısını RSG (Right Sized Guarantee) programı ile birlikte performans kaygısı olmadan kullanıcılarına garanti edebilmektedir.

99.9999 İş Sürekliliği: Enterprise müşterilere hizmet eden FlashArray X serisi, anlık olarak bulut tabanlı Pure1 uygulaması ile takip edilmektedir. Pure1 uygulaması tüm dünyadaki FlashArray X serisindeki ürünlerin ortalama availability sürelerini 99.9999 olarak hesaplamıştır. Bu yüksek availability oranı hesaplanırken planlı olarak yapılan firmware upgrade, kapasite upgrade veya denetleyici upgrade gibi operasyonların olduğu zaman aralıkları da dahil edilmiştir.

Yapay Zekâ ile Güçlendirilmiş Destek
Bulut tabanlı Pure1 uygulaması yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesi (machine learning) teknolojileri sayesinde kullanıcılarına yalnızca monitoring hizmeti değil; aynı zamanda geleceğe dönük kapasite ve performans tahmin rakamları verebilmektedir. Dünya genelinde Pure1’a bağlı olan tüm sistemlerden toplanan telemetri veriler baz alınarak machine learning teknolojisi ile birlikte proactive case ler açılıp kullanıcı tarafındaki olası problemleri önleyebilmektedir.