Turizmin Destekçisi: Bulut Teknolojileri

Türkiye’de bacasız sanayi olarak bilinen turizm sektörü yaşanan krizlerden sonra tekrar hareketleniyor. Bu dalgada teknolojiyi doğru kullanan işletmeler bir adım öne çıkıyor.

Turizm, ülke ekonomimize önemli değerler katan bir sektör. Yaşanan krizlerin ardında bu yıl toparlanma haline geçen turizm sektöründeki işletmeler karlılığını bulut teknolojileri kullanarak nasıl artırır? İşte size birkaç ipucu:

Yatırım maliyetlerini azaltır

Bir otel zincirisiniz. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki otelleriniz yılın her günü aktif. Ancak Uludağ veya Bodrum gibi sezonluk otelleriniz sadece ilgili sezonlarda aktif oluyor. Teknolojik altyapınızı her otel için ayrı kurmak, her lokasyona bir CIO ve ona bağlı ekip yerleştirmek bazen inanılmaz maliyetleri de beraberinde getiriyor. Peki tüm bu zincirinizi az bir maliyetle bulut üzerinden yönetebilirsiniz desek. Bu konudaki tek ihtiyacınız işinin erbabı bir teknoloji şirketi ve bu yazıyı okuyorsanız evet doğru yerdesiniz.

Esneklik sağlar

Az önceki örnekte verdiğimiz gibi dönemsel yoğunluklar yaşayan turizm endüstrisinde, sezon dışı dönemlerde bulut bilişim sayesinde kaynak kullanımı otomatik olarak azaltılabiliyor, buna paralel olarak maliyetler de düşüyor.

Güvenlik için olmazsa olmaz

Bulut hizmetleri, işletmelerin kendilerinin sahip olacağı altyapılara kıyasla çok daha iyi korunur. Böylece herhangi bir müdahale gerektirmeden turizm işletmeleri, kendi işlerine odaklanarak, kritik verilerin güvende olduğundan emin olabilir.

Mobilitenin anahtarı

Gün geçtikçe daha fazla tüketici mobil cihazları ve mobil uygulamalar üzerinden seyahatlerini organize ediyor. Google’ın verilerine göre, 2017 yılında tüketicilerin yüzde 79’u, seyahatlerini akıllı telefonlarından araştırdıktan sonra rezervasyonlarını yine akıllı telefonlarında gerçekleştiriyor. Bulut bilişim tüm mobil süreçlerin hızlı ve kesintisiz gerçekleşmesine olanak tanıyor.

Sosyal medya senkronizasyonu

Günümüzün turizm şirketleri müşteri hizmetlerini sosyal medya, mobil uygulamalar, web siteleri, iş ortakları, chatbot’lar ve inceleme siteleri gibi birçok kanalda aynı anda yürütüyor. Tüm bu kanallarda aynı deneyimi sunmanın temeli bulut bilişim altyapısından geçiyor.

Neden FlashArray X ?

Pure Storage IT profesyonellerinin verilerle daha iyi bir dünya oluşturmasına yardımcı oluyor.

Pure’un veri çözümleri, SaaS şirketlerinin, bulut servis sağlayıcılarının ve farklı ölçeklerdeki tüm kurumların müşterilerine gerçek zamanlı ve güvenli bir şekilde iş kritik uygulamalar çalıştırmalarına, DevOps ile modern uygulama geliştirmelerine ve multi – cloud ortamlar kullanmalarına imkân sağlıyor.

NVMe ve NVMe-oF ile Çalışıyor
2015 yılından itibaren NVMe teknolojisine yatırım yapan Pure Storage firması şu an dördüncü jenerasyon NVMe diskler kullanmaktadır. NVMe disklerin yanı sıra NVMe denetleyiciler ve NVMe disk çekmeceleri ile birlikte tamamen NVMe-oF protokolüne hazır yeni nesil donanıma sahiptir. SSD disklerde kullanılan seri yazma mimarisi yerine “Direct Flash” yazılımı ile birlikte NVMe disklere 256 kanaldan paralel olarak yazabilmektedir. NVMe-oF protokolüyle birlikte SAN protokolünde ulaşılabilen gecikme (latency) değerlerinin çok daha altında gecikme sürelerine ulaşılabilmektedir.

Şaşırtıcı Derecede Basit
FlashArray X serisinin kurulumu, yönetimi ve gözlemlenmesi alışılagelmişin dışına çıkarak gerçek anlamda basitliği ve sadeliği göstermektedir. Sipariş geçilen ürününüz 2-3 hafta teslimat süresinde elinize ulaşır. 30 dakikalık bir kurulum sürecinden sonra kullanıma hazır hale getirilir. All-Flash mimariye sahip olduğunuzdan dolayı performansı iyileştirme adına hiçbir ekstra müdahaleye ihtiyaç olmadan kapasitenizi yüksek verimlilik ve performans ile kullanmaya başlayabilirsiniz.

Verimlilik için Tasarlandı
FlashArray X serisi kullanıcıları, verimlilik teknolojileri olan sıkıştırma ve tekilleştirme teknolojileri sayesinde 5:1 lik dünya geneli ortalamasıyla TB maliyetlerini çok daha aşağı seviyelere indirmişlerdir. Inline ve post process olarak uygulanan 2 farklı sıkıştırma algoritmasının yanı sıra, yine inline ve 512 Byte’a kadar inebilen granülite de tekilleştirme teknolojisi bu başarının arkasında yatan teknolojilerdir. Tekilleştirme ve sıkıştırma gibi verimlilik teknolojileri ile geleneksel mimarilerden farklılaşan Pure Storage firması bu başarısını RSG (Right Sized Guarantee) programı ile birlikte performans kaygısı olmadan kullanıcılarına garanti edebilmektedir.

99.9999 İş Sürekliliği: Enterprise müşterilere hizmet eden FlashArray X serisi, anlık olarak bulut tabanlı Pure1 uygulaması ile takip edilmektedir. Pure1 uygulaması tüm dünyadaki FlashArray X serisindeki ürünlerin ortalama availability sürelerini 99.9999 olarak hesaplamıştır. Bu yüksek availability oranı hesaplanırken planlı olarak yapılan firmware upgrade, kapasite upgrade veya denetleyici upgrade gibi operasyonların olduğu zaman aralıkları da dahil edilmiştir.

Yapay Zekâ ile Güçlendirilmiş Destek
Bulut tabanlı Pure1 uygulaması yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesi (machine learning) teknolojileri sayesinde kullanıcılarına yalnızca monitoring hizmeti değil; aynı zamanda geleceğe dönük kapasite ve performans tahmin rakamları verebilmektedir. Dünya genelinde Pure1’a bağlı olan tüm sistemlerden toplanan telemetri veriler baz alınarak machine learning teknolojisi ile birlikte proactive case ler açılıp kullanıcı tarafındaki olası problemleri önleyebilmektedir.

Pukta, Bilişim 500’de Kendi Kategorisinde 5. Oldu

4 Temmuz Perşembe günü gerçekleşen Bilişim 500 töreninde Pukta Bilişim olarak kendi kategorimizde 5. olduk. Pukta Bilişim olarak bu başarıyı “Bilişim 500 Plus-İlk Beşyüz Bilişim Şirketi Araştırması” 2018 verilerine göre Hizmet alanında “Barındırma-Yönetim-Bulut” kategorisinde sağladık.

HPE ve Pukta Bulut Deneyimlerini Paylaştı

HPE ve Pukta’nın ortak etkinliği HPE Pukta Teknoloji Günü 18 Haziran’da Feriye Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Kurumsal teknoloji dünyasının dev ismi HPE (Hewlett Packard Enterprise) ve hizmet odaklı IT çözümleri sağlayıcısı Pukta, 18 Haziran’da HPE Pukta Teknoloji Günü isimli bir etkinlik düzenledi. HPE ve Pukta yöneticilerinin konuşmacı olduğu, yaklaşık 50 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte kurumsal tabanlı bulut çözümleri ön plana çıktı.

Etkinliğin açılış konuşmasını Pukta İş Geliştirmeden Sorumlu Yönetici Ortağı Arif Oral Ünal gerçekleştirdi. Arif Oral Ünal, konuşmasına katılımcılara teşekkür ederek başladı. Ünal, “Pukta olarak uçtan uca çözümlerimizle turizmden perakendeye kadar farklı sektördeki her ölçekte şirkete hizmet sunuyoruz. Türkiye’de SPLA, SAM ve doğrudan CSP yetkinliğine sahip ilk Microsoft iş ortağıyız. Yerinde destek hizmetlerimiz, sistem yönetimi, marka bağımsız yazılım, donanım ve güvenlik çözümlerimizle müşterilerimiz için en ideal iş ortağı durumundayız” dedi.

Pukta gibi iş ortakları ile çalışmak büyük avantaj

Arif Oral Ünal’dan sonra sahneye  HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Levent Akgün geldi. Akgün, bulut dünyasını aydınlatan HPE Qumulo ile Verimli NAS Çözümleri hakkında bilgiler verdi. Konuşmasında Pukta ile iş birliklerini de detaylandırdı. Akgün, çok uluslu şirketlerin alanında yetkin yerel iş ortaklarına olan ihtiyacının altını çizdi.

Günün üçüncü konuşmacısı olarak sahneyi Protel Satış Direktörü Fatih Tenel aldı. Tenel, HPE Platformu ile Bulut Deneyimi konuşmasında Pukta’nın hem müşterisi hem de çözüm ortağı olarak, deneyimlediği teknolojik altyapı verimliliğini müşterilerine yansıtmanın avantajlarından bahsetti.

Günün kapanış konuşmasını ise “Şekillendirilebilir Altyapı-HPE Synergy” başlığıyla HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Erol Uysal gerçekleştirdi.

2019’da Yatırımın Adı Bulut, Güvenlik ve Otomasyon Olacak

Kurumların 2019’da BT yatırımlarında öncelik vereceği alanlar sırasıyla BT işlemlerinin otomasyonu, bulut altyapısı ve güvenliği olarak sıralanıyor.

Red Hat Küresel Müşteri Teknolojileri Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Rapora göre; bulut, güvenlik ve otomasyon başlıkları son üç yıldır farklı sıralarda olsa da zirvedeki yerini koruyor. Geçen sene yüzde 36’lık bir dilimin önceliği olarak üçüncü sırada olan otomasyon, bu sene yüzde 44’lük kesimin tercihi olarak birinci sıraya yerleşti. Bu değişim, üretkenliği artırmak ve harcamaları azaltmak için kurumların tüm BT’de manuel işlemleri ortadan kaldırmaya önem verdiğini gösteriyor.

Yatırım önceliklerinde dördüncü ve beşinci sırada mevcut veya geleneksel BT ve kurum entegrasyonunun optimize edilmesi ve modernleştirilmesi yer alıyor. BT optimizasyonuna bakıldığında ise kurumlar eski yapılar yerine inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor. Ancak birçok kurumda BT harcamalarının yüzde 50-60’lık kısmı mevcut teknolojilere ayrılıyor.

Dijital Dönüşüm

Raproda bir önceki yıla göre 12 ay içerisinde yeni iş modeli kurmayı ya da yeni dijital ürün ve hizmet tanıtmayı planlayan şirketlerin oranı yalnızca yüzde 19’du. 2019’da bu rakam neredeyse iki katına çıkarak yüzde 35 seviyelerine ulaştı. Bu yüzde içerisindeki en kalabalık sektör ise finansal hizmetler sektörü (FSI).

Kurumlar, bulundukları rekabet ortamında farklılaşmak için teknolojiye; özellikle uygulamalara ve dijital kullanıcı deneyimine önem vermeleri gerektiğinin farkında. Bu yüzden dönüşüm inisiyatifi planlamayan şirket yüzdesi yarıdan fazla azalarak, yüzde 32’den yüzde 14’e düşmüş bulunuyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen modernleşme yolunda şeffaf bir dijital dönüşüm stratejisi geliştirmek ve bu stratejiyi uygulamak gerçekten çok zor. Bu yüzden ‘Dijital Dönüşüm Stratejisi’ veya ‘Dijital Çözüm Teslimi’ gibi doğrudan CIO’ya rapor veren yeni birimin oluşmasının sebebi de bu olabilir.

Sanallaştırma

Şirketler buluta geçmeyi hedeflese de geleneksel sanallaştırılmış altyapılar, mevcut iş yüklerinin yanı sıra yeni uygulamaları hizmete almak için kullanılan en yaygın altyapı türü olarak dikkat çekiyor. Bu şirketler, yaptıkları sanallaştırmanın geleneksel bir sanallaştırmadan daha fazlası olduğunu belirtiyor. Bu şirketler, sanallaştırmayı kullanıcılarına self-servis bulut olarak sunmak istiyor. Cevaplayan şirketlerin yüzde 51’i sanallaştırmanın, ‘hizmet olarak’ sunmak istediği bir numaralı teknoloji olduğunun altını çiziyor.

Hibrit Bulut Stratejisi

Genel bulut stratejisine sahip olan şirketlerin oranının yüzde 6 olduğu ortaya çıktı. Birçok kurum, iş yüklerine bağlı olarak özel ve genel bulutun bir arada veya birbirinden bağımsız çalıştığı bir yapı olan hibrit bulut stratejisini benimsemiş durumda.

Bu bilgiden yola çıkıldığında hibrit bulut stratejisine sahip olan şirket oranının yüzde 30 olması şaşırtıcı bir durum değil. Günümüzde iki veya daha fazla bulut platformu kullanan şirket oranı yüzde 45, önümüzdeki 12 ile 24 ay içerisinde bu sisteme geçmek isteyen şirket oranı ise yüzde 65. Katılımcıların sadece yüzde 11’i önümüzdeki iki yıl içinde bulut platformu kullanmayı planlamıyor. Yüzde 7’si ise önümüzdeki iki yıl içerisinde beş veya daha fazla bulut platformunu kullanmayı hedefliyor. Şu anda olduğu gibi önümüzdeki birçok yılda hibrit ve çoklu bulutlar etkisini sürdürmeye devam edecek.