11.11 ve Efsane Cuma Kampanyalarında e-ticaret Siteleri Kazandı

11.11 Alışveriş Günü ve Efsane Cuma olarak adlandırılan ve kasım aylarında tüm dünyayı alışveriş çılgınına çeviren etkinlikler, kimi e-ticaret sitelerini coştururken kimileri için tehlike çanlarını çaldırdı.

Black Friday indirim günleri bu yıl 29 Kasım Cuma günü başlıyor. Türkiye’de ise pek çok e-ticaret sitesi 21-22 Kasım tarihlerinde Efsane Cuma kampanyasını başlattı.Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 11.11, Efsane Cuma, Şahane Cuma gibi kampanya günlerinde e-ticaret siteleri, uyguladıkları indirimlerle yüksek hacimli satışlar gerçekleştiriyor. Bu noktada e-ticaret sitelerinin güçlü bir teknolojik altyapısının alışveriş hacmine ne derece katkısı olabilir, bununla birlikte nasıl davranan şirketler kazandı, gelin birlikte inceleyelim.

11.11, Efsane Cuma, Şahane Cuma, Black Friday ve benzeri kampanya günlerinde e-ticaret sitelerinde çoğunlukla beklenenin çok üzerinde trafik yaşanıyor. Uygulanan kampanyalarla sıradan bir gündeki ziyaretçi sayısının dört katına kadar ziyaretçinin olduğu bir trafik söz konusu oluyor. Bu trafiği mevcut altyapılarıyla kaldırabilmeleri çok mümkün değil. Bu noktada bulut servis sağlayıcıları ile yol alan e-ticaret siteleri, satış hacimlerini katlayarak kazanç hanelerine yüksek rakamları yazma başarısına ulaşıyor.

E-ticaret siteleri kampanya günlerinde yoğun ziyaretçi trafiğini nasıl yönetebiliyor?

Pek çok e-ticaret sitesinde kampanya günlerinde yoğunluktan dolayı sistemden alışveriş yapamayan müşteriler, başka bir internet sitesinden alışverişlerini tamamlama yoluna gidebiliyorlar. Çoğunlukla bu tip durumlarda o müşteri bir seferlik değil, kalıcı olarak kaybedilmiş oluyor. O nedenle trafiğin yoğun olduğu zamanlarda müşteri kaybetmemek son derece önemli.

E-ticaret sitelerinin yoğun ziyaretçi trafiğini yönetebilmeleri için, bulut servis sağlayıcılarının anlık olarak daha fazla işlem gücü, bellek, bandwidth gibi unsurları sağlayabilmesi gerekiyor. Bunu sağlayabilen e-ticaret siteleri 11.11., Efsane Cuma, Şahane Cuma, Black Friday gibi kampanyalarda trafiğe yanıt verebiliyor. Özetle teknolojik altyapıları ölçüsünde alışveriş hacimleri aynı oranda artış gösteriyor. O nedenle Pukta gibi güçlü bulut yapılarında olan firmalar, kampanya günleri gibi ani, beklenmedik veya beklenen; bununla birlikte arka tarafta karşılayamayacakları yüklere rağmen, anında daha fazla işlem gücüne sahip olabiliyorlar. Bu sayede büyük alışveriş hacimlerine ulaşıyorlar.

Pukta e-ticaret sitelerine kampanya dönemlerinde ne gibi katkılar sağlıyor?

Pukta, e-ticaret sitelerine kampanya zamanlarında artan hacimlerine uygun şekilde işlem gücü ve aynı zamanda daha fazla trafik alabilme olanağı sağlıyor. Bunların yanı sıra atak vb. durumlarla karşılaşıyorlarsa, bunları göz ardı edebilmelerinin de önünü açıyor. Web sitelerinde olan biten her şeyi, içeri giren herkesi anlık olarak görebilmelerini sağlayan Pukta, bütün sistemler üzerindeki yüklerin canlı bir şekilde manipüle edebilmesini de mümkün kılıyor. Yeni gelen müşterilere cevap vermek için sistem kaynakları o an yetersiz kalıyorsa otomatik olarak yeni kaynak, sunucu, bant genişliği, disk kapasitesi, vb. ekleyerek talebin karşılanmasını sağlıyor. Otomasyon, birim uygulama sunucusuna düşen ziyaretçi sayısını sürekli monitör ederek artış gözlemlediği an yeni bir sunucu ayağa kaldırarak hizmete sokabiliyor veya devreden çıkartabiliyor.

Bu altyapıyı sağlamanın maliyetinin kazanca göre nasıl oranlanabileceğinin standart bir ölçüsü olmasa da sıradaki kampanyalar için hazır olmanın, şu anki kazancınızı katlayacağı bir gerçek.

İnternet üzerinden satılan her şey kampanya dönemlerinde daha fazla satılıyor. O nedenle hangi sektörde olursa olsun bir e-ticaret sitesinin altyapı yatırımı, yine kazancını katlaması için şart.

Önümüzdeki günlerde kampanya dönemlerinde e-ticaret sitelerine önerilerimiz var:

Sektör bağımsız, internet üzerinden satış yapan firmalara bulut servis sağlayıcıları ile çalışmalarını öneriyoruz. Mutlaka yüklerinin bir kısmını bulut servis sağlayıcıları üzerinde tutmalarını tavsiye ediyoruz. Böylece ani gelişen yüksek hacimli trafiklerde, kendi taraflarında olan donanımları hızlıca artıramazken, bulut servis sağlayıcısı tarafındaki kaynakları anlık olarak artırabildikleri ve indirebildikleri için hem performanslı bir şekilde müşteriye cevap verebilirler, hem de maliyet açısından son derece kazançlı olurlar. Çünkü herhangi bir günde yaklaşık 10.000 kişinin girdiği bir web sitesi bu tip zamanlarda 30.000-40.000 kişinin girdiği bir web sitesi haline geliyor. Bütün altyapınızı 30.000-40.000 kişinin girebileceği bir web sitesi olarak tutarsanız, atıl bir kapasiteye sahip olursunuz ve bunun maliyeti çok yüksek olur. Bu nedenle 11.11, Black Friday, Yılbaşı, Sevgililer Günü vb kampanya dönemlerinde Pukta gibi bulut sağlayıcı firmaların hizmetlerini, artacak kapasiteleriniz için kullanmanız gerekir. E-ticaret sitelerine, bunu yapabilmenin birinci yolu olarak kampanyalar başlamadan önce bulut sağlayıcı firma ile çalışmaya başlamalarını, yüklerinin bir kısmını bulut sağlayıcıdan yayınlamalarını, trafik arttıkça da bulut sağlayıcı tarafındaki yüklerini çoğaltmalarını öneriyoruz.

Yerel Bulut Şirketleri Küresel Bulut Şirketlerine Karşı

Bulut dünyası gelişip kullanım yaygınlaştıkça yerel ve küresel bulut şirketleri arasındaki rekabet de iyiden iyiye kızışıyor.

Bulut kelimesi BT sektöründe ilk defa 1960’larda kullanılmaya başlandı. 2000’lerin başına gelindiğinde bugünkü anlamına tam olarak kavuşan kavram, ülkemizde on yıl kadar da anlaşılmayı bekledi. Kimi uzman bulut anlaşılmadığı için gereksiz bulundu, kimi uzman güvenlik sorunu nedeniyle “ölü doğan bebek” olarak nitelendi. Ancak bugün geldiğimiz noktada bulut KOBİ ölçeğindeki işletmelerin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Tabii ihtiyaca göre melez bulut kullanan da var özel bulut da. Ama günün sonunda bulut ne ölü doğan bir bebek oldu ne de gereksiz ve güvensiz bir ortam. Bugün geldiğimiz noktada ise yerel bulut şirketleri ile küresel bulut şirketleri arasında kıyasıya bir rekabet var.

Küresel şirketler, marka güçleriyle birlikte pazarlama bütçelerini de kullanarak müşteri kazanmaya çalışıyor. Yerel işletmeler ise tamamen ilişkiye dayalı projeler geliştiriyor ve ortaya çıkardıkları başarı hikayelerini piyasa ile paylaşıyor.

Pukta olarak sektörde yerel bir bulut şirketiyiz. Elbette kimin daha doğru davrandığı ya da iyi olduğunu kendi blogumuzdan paylaşmayı doğru bulmuyoruz. Bununla birlikte bulut yatırımına karar veren şirketler için önerilerimiz de var.

Bulut yatırımına karar veren şirketler için öneriler

Ulusal güvenlik ile ilgili endişeleriniz varsa yerli iş ortaklarını seçmek doğru bir karar olacaktır. Özellikle yerli kullanıma vurgu yapılan şu günlerde alınacak en doğru kararın bu yönde olduğunu söylemek mümkün.

KOBİ ölçeğinde bir şirket iseniz ve butik bir hizmet almak istiyorsanız tercihiniz yine yerliden yana olmalı. Zira yabancı şirketler hacimleri nedeniyle yeterince hızlı hareket edemezler. Siz istediğiniz kadar sözleşmenize 7×24 destek yazdırın size ulaşmaları anlık olmayacaktır. Ancak yerli bir şirketten hizmet aldığınızda olası sorununuza sizden bile daha hızlı ulaşıp çözüm sunduklarını göreceksiniz.

Tüm bunların yanı sıra, yerel bir bulut şirketi seçtiğinizde, ülke ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlamış olursunuz.

Uzun lafın kısası, bulut bilişim şirketi seçimi, kurumun kendisine ve teknik ekibin aldığı kararı yönetime kabul ettirmesine bağlı. Zaten bulut kullanımının konforunu gören şirketlerin bir daha geri dönmesi söz konusu bile olmayacaktır.

Teknoloji ve Bulut Gıda Sektörünün de İlk Tercihi

Teknoloji, üretimden sofralara ulaşıma kadar pek çok basamağı olan gıda sektörü için de olmazsa olmazların başında yer alıyor.

İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biri beslenme. Bu ihtiyacı karşılamak için var olan sektörlerden biri olan gıda da teknolojinin en yoğun olarak kullanıldığı alanlar arasındaki yer alıyor. Modern gıda teknolojisi tarladan sofraya kadar olan tüm süreçlerin hem verimli hem de insan sağlığı için yararlı olması için yapılması gerekenleri analiz ediyor. Tabii ki bu süreçte yaşanacak en ufak bir aksama süreci olumsuz yönde etkileyeceği gibi insan sağlığı için de tehdit teşkil edecektir.

Son dönemde siber saldırganlar daha çok banka ya da finans kurumlarını hedef olarak belirlemiş durumda. Ancak özellikle siber savaşların konuşulduğu günümüzde rakibi çökertmenin en kolay yollarından biri de besin zinciri kırmak olarak gösterilebilir. Eski dönemlerde kaleleri kuşatmanın nedeni de kaleye ya da kalenin koruduğu şehre gıda-ilaç gibi yaşamsal ihtiyaçların girmesini engelleme olduğunu unutmamak gerekiyor.

Peki bundan korunmak ya da gıda alanında yüzde 100 güvende olmak mümkün mü? Öncelikle siber güvenlik tarafında yüzde 100 güvenlik diye bir şey olamayacağının altını çizmek gerekiyor. Siz dünyanın en güvenli altyapısını da kursanız, personeliniz siber güvenlik eğitimlerinden 100 üzerinden 100 puanla da geçse siber saldırganlar sisteminize girecek bir açık mutlaka buluyor. Ancak nasılsa tam güvenlik yok diye de kapıları ardına kadar açık bırakmamak gerekiyor.

Sistemi kurun ve düzenli güncelleyin

Üretimden işlemeye, nakliyeden depolamaya ve son tüketici tarafından alınmasına kadar olan sürecin neredeyse her aşamasında kullanılan teknolojiler her geçen gün ilerliyor. Bu yüzden gıda üretimi yapan bir şirket iseniz üretimden ambalaja, lojistikten soğuk zincire kadar tüm süreçlerinizi yönetebileceğiniz bir sisteme sahip olmanız gerekiyor.

Gıdanın üretimden sofralara uzanan sürecinin odak noktasında yer alan üretim aşamasındaki en önemli konular; enerji kullanımı, sera gazı emisyonu, kaynak ve atık yönetimi, su ve atık su yönetimi ve ambalajlama olarak gösteriliyor. Gıda zincirindeki her paydaş hem bireysel olarak hem de takım üyesi olarak çevresel sürdürülebilirlikte önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden sisteminiz üzerinden tüm süreçlerinizi güvenle yönetmeniz şart.

Tüm bunlara ek olarak gıda sektöründe bulut kullanımının ortaya çıkaracağı beş önemli riski şu şekilde özetlemek mümkün.

1. Artan karmaşıklık ve eğitim eksikliği

Az önce de belirttiğimiz gibi bulut hizmeti sağlayıcıları, kullanım kolaylığını artırmak ve müşterileri için kısa sürede maliyetin karşılanmasını sağlamak amacıyla bulut tabanlı hizmetlerin devreye alınmasının karmaşıklığı ile kendileri başa çıkıyor. Ancak, şirket içindeki bir ortamdan buluta geçiş yapılması, bir kuruluşun BT operasyonlarının da karmaşık hale gelmesine neden oluyor. Mevcut BT personeli, bulut hizmetlerinin yönetilmesi ve desteklenmesi konusunda uygulamalı deneyime sahip olmayabilir ve bu da ekibin yeni bir modeli öğrenmesini gerektirebilir. Ekiplerin özellikle bulut üzerindeki veri güvenliği hakkında bilgi edinmesi gerekiyor.

2. Kullanılabilirlik sorunu

Genellikle birbirlerini desteklediklerinden, iş unsurları ile teknik unsurlar arasına belirgin bir çizgi çekmek mümkün değil. Birinde oluşacak hata bir domino etkisine yol açabilir. Çoklu kiralamanın, bulut hizmeti sağlayıcısı tarafından yama uygulanması gereken daha az BT kaynağı bulunması, daha düşük toplam sahip olma maliyeti ve daha kısa olaylara müdahale süresi gibi avantajları bulunuyor.

3. Hatalı yapılandırmalar

Bir sistemin hatalı yapılandırılması, yaygın olarak görülen bir güvenlik riski. Bulut hizmeti sağlayıcıları, rakiplerinden farklılaşmak ve bir dizi özellik sağlamak amacıyla, yapılandırma karmaşıklıklarının gizlendiği tek tıkla devreye alma modellerini etkinleştiriyor. Müşterinin kendi yapılandırmasını devreye alma sonrasında gerçekleştirmesi gerektiğinden, gerekli teknik anlayışın mevcut olmaması hatalara ya da eksikliklere yol açabilir.

4. Veri yönetişimi sorunu

Verilerin bir bulut ortamında yönetilmesi, şirket içinde yönetilmesine benziyor. Her iki durumda da yetkisiz kullanıcıların erişiminin önlenmesi amaçlanıyor. Bulut hizmeti sağlayıcıları, sistemlerinde depolanan verileri korumak için genellikle verilerin çevresine güvenlik duvarları, erişim denetimleri, şifreleme ve izleme araçları kuruyor. Ancak, bu güvenlik önlemlerini anlamak ve uygulamak müşterinin sorumluluğunda bulunuyor.

5. Bulutta Cryptojacking

Bundan kısa bir süre önce ortaya çıkan yukarı yönlü ve aynı zamanda istikrarsız kripto para trendi, cryptojacking adı verilen yeni bir tehdidin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu yeni saldırı yöntemi, kötü amaçlı kullanıcıları zenginleştirmek için bilgi işlem kaynaklarından yasa dışı bir biçimde yararlanmak amacıyla arka planda fark edilmeden çalışıyor.

Sonuç olarak sektör fark etmeksizin bulut güvenliği mikro hizmetlerinin önde gelen uygulamalar doğrultusunda yapılandırılmasının, uygun yönetişimin mevcut olmasının ve bulut hizmetlerinin kullanımına ilişkin incelikler konusunda son kullanıcılara eğitim sağlanmasının garanti edilmesi için müşterilerin ve bulut hizmeti sağlayıcılarının birlikte çalışması gerekiyor.

Hibrit Bulut Otomotivcilerin En Büyük Dostu Olacak

Otomotiv, teknolojiyi en iyi şekilde kullanan ve uyum sağlayan bir sektör. Hibrit bulut konusunda da aynı hızın tekrarlanması sektördeki rekabeti olumlu yönde etkileyecek.

Bildiğiniz üzere teknoloji artık hayatımızın ve işimizin olmazsa olmazı. Yıllar önce bu sektörü dikey bir sektör olarak tanımlarken, artık özellikle otomotivciler için teknoloji ilk sırada gelen alan olmayı başardı.

Otomotiv sektöründe üretim yapan şirketler  her türlü teknolojiye en hızlı şekilde uyum sağlıyor ve uyguluyor. Bu şirketlerde faaliyet gösteren çalışanların bir çoğu artık bulut dendiğinde havadaki buluttan önce teknoloji olarak buluttan bahsedildiğini anlıyor.

Peki bunların kaçı hibrit buluttan haberdar? Bu soruyu soracağımız birçok profesyonel, hibrit otomobil teknolojisinden yola çıkarak çeşitli ve zekice fikirler üretecektir. Ancak gelin birlikte bir beyin jimnastiği yapalım ve hibrit bulutun otomotiv sektörüne nasıl değer katabileceğini bulmaya çalışalım.

Hibrit Bulut teknolojisi, tıpkı otomobillerde benzin-elektrik ikilisinin kullanıldığı gibi özel bulut tabanlı sistemlerle genel bulut tabanlı sistemlerin bir araya geldiği ve bu sistemlerin bir arada çalışmasını sağlayan bulut tabanlı bir teknolojik altyapı.

Özetle söylemek gerekirse hibrit bulutun amacı, farklı bulut servisleri üzerindeki çeşitli bilgileri, yazılımları, uygulamaları ve diğer verileri bir araya getirerek, şirketlerin tüm bu verilere otomatik bir şekilde erişmelerini sağlamak ve daha iyi yönetilebilir bir bilişim sistemi sunmak olarak söylenebilir.

Hibrit bulutun beş faydası

Hibrit bulut dönemsel olarak iş kapasitesinin artırılmasını sağlarken, maliyetleri düşürür, daha güvenli bir sistem sağlar, iş sürekliliği ve doğal afetlere karşı bir önlem sunar, daha hızlı büyüme imkanı sağlar ve IT yöneticileri için daha esnek bir yapı sunar.

European Automobile Manufacturers Association‘ın yayımladığı verilere göre, otomotiv sektörü sadece Avrupa Birliği ülkelerinde 12,6 milyon çalışana sahip. Üretilen otomobillerin, kamyonetlerin ve otobüslerin toplam rakamı ise yılda 19,2 milyon olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl otomotiv sektöründe Ar-Ge için 235 milyar TL yatırım gerçekleştiriliyor ve bu yüzden otomotiv sektörü özel sektörler arasında en çok yatırım yapılan sektör olarak dikkatleri çekiyor. Sadece 2016’da Avrupa Patent Organizasyonu’nun onayladığı 8.000 patent bulunuyor.

Dijital dönüşümle birlikte büyük bir değişimin eşiğinde bulunan otomotiv sektöründe, Sanayi 4.0 ve ağırlıklı olarak robotların çalıştığı akıllı fabrikalarda artık sürücüye kıyasla yazılımın daha çok söz sahibi olduğu otomobiller üretiliyor. Öyle ki danışmanlık firması olan Roland Berger, 2030’a kadar dünya çapında kat edilecek yolun yüzde 30’unun sürücüsüz taksiler tarafından gerçekleştirilmesini bekliyor.

Artık otomotiv sektörü dijital ortamda dönüşüm geçirmeye başladı ve sektörün aktörleri de bu dönüşüme ayak uyduruyor. 50 yıldan uzun süredir sektörlerde araştırma gerçekleştiren öncü şirket Frost&Sullivan’a göre dijital teknolojilere gerçekleştirilen yatırım 2020’ye kadar 311 milyar TL’ye yükselecek. İşte bu yatırımları yaparken de en başta saydığımız beş nedeni göz önüne alarak hibrit bulutu seçmek en doğru kararlardan bir tanesi olacaktır.

Bulut Olmadan Endüstri 4.0’dan Bahsedilebilir mi?

İşletmelerin Endüstri 4.0’a giden yolda bulut çözümlerine neden büyük ölçüde ihtiyacı olacağı konusunu sizler için değerlendirdik.

Endüstri 4.0, son dönemde her sektörde çok gündemde. Türkiye’de henüz endüstri 2.4’ten bahsediyoruz. Endüstri 2.4’ten 4.0’a giden yolda işletmelerin tüm teknolojik yeniliklerin yanında maliyetlerini de düşünerek bulut teknolojilerine yatırım yapmaları büyük önem taşıyor. Bulutun Endüstri 4.0’ı desteklemesi konusundaki gerçek potansiyeli, ancak bilişim hizmetlerinin bir bulut platformuyla entegre edilmesi sayesinde ortaya çıkıyor. Bilişim hizmetlerinin gücünden faydalanan bulut platformları, yenilikçi ve klasiğin ötesindeki uygulamaları rahatça destekleyebiliyor.

Robot teknolojileri ön planda

Başta sanayi olmak üzere robot kullanımının hızla yaygınlaştığı Türkiye’de ileri robot teknolojileri, kurumsal alanda oldukça yaygınlamış durumda. Bu alanda hizmet sağlayan şirketler sundukları çözümlerle otomotiv, ilaç, gıda, paketleme, elektronik ve eğitim gibi pek çok sektöre hız, esneklik ve verimlilik kazandırarak yüksek katma değer sağlıyor.

TÜBİTAK’tan destek var

Öte yandan Ağustos 2017’de TÜBİTAK, imalat sektörüne ve üretime yönelik özel veya açık bulutta çalışabilme özelliğine sahip büyük veri işleme ve analizi uygulama ve sistemlerinin geliştirilmesi için destek çağrısında bulundu.

TÜBİTAK, “Öncelikli Alanlar Araştırma Teknoloji Geliştirme ve Yenilik Projeleri Destekleme Programı” kapsamında, “Bulut Bilişim-İmalat Sektörüne ve Üretime Yönelik Büyük Veri İşleme Teknolojilerinin Geliştirilmesi” başlıklı destek çağrısı yayımladı. Yapılan çağrıda, ülkemizde özel veya açık bulutta çalışabilme özelliğine sahip imalat sektörüne ve üretime yönelik büyük veri işleme ve analizi tekniklerinin geliştirilmesi amacıyla Ar-Ge çalışmalarının yapılması ve etkin çözümlerin ortaya çıkarılması hedeflendiği belirtildi. 24 ay içerisinde bitirilmesi öngörülen projenin en fazla 2 Buçuk Milyon Türk Lirası bütçesinde olması gerekiyor.

Hal böyle olunca işletmelerin bulut teknolojilerine geçiş yapmaları için önlerinde bir engel ya da bahaneleri kalmadı diyebiliriz. Şu an Endüstri 4.0 dönemini yaşıyoruz. Önceki üçü gibi bu da kaynakların yeni teknolojilerle bütünleşmesiyle şeki kazanıyor. Önemli bulut teknolojilerini entegre etmek suretiyle işletmeler, gelecekte de başarılı olabilmek için yeni uygulamalar ve hizmetler geliştirirken bazı durumlarda ise mevcut uygulama ve hizmetleri yepyeni bir düzeye taşıyabilecek.

Turizmin Destekçisi: Bulut Teknolojileri

Türkiye’de bacasız sanayi olarak bilinen turizm sektörü yaşanan krizlerden sonra tekrar hareketleniyor. Bu dalgada teknolojiyi doğru kullanan işletmeler bir adım öne çıkıyor.

Turizm, ülke ekonomimize önemli değerler katan bir sektör. Yaşanan krizlerin ardında bu yıl toparlanma haline geçen turizm sektöründeki işletmeler karlılığını bulut teknolojileri kullanarak nasıl artırır? İşte size birkaç ipucu:

Yatırım maliyetlerini azaltır

Bir otel zincirisiniz. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki otelleriniz yılın her günü aktif. Ancak Uludağ veya Bodrum gibi sezonluk otelleriniz sadece ilgili sezonlarda aktif oluyor. Teknolojik altyapınızı her otel için ayrı kurmak, her lokasyona bir CIO ve ona bağlı ekip yerleştirmek bazen inanılmaz maliyetleri de beraberinde getiriyor. Peki tüm bu zincirinizi az bir maliyetle bulut üzerinden yönetebilirsiniz desek. Bu konudaki tek ihtiyacınız işinin erbabı bir teknoloji şirketi ve bu yazıyı okuyorsanız evet doğru yerdesiniz.

Esneklik sağlar

Az önceki örnekte verdiğimiz gibi dönemsel yoğunluklar yaşayan turizm endüstrisinde, sezon dışı dönemlerde bulut bilişim sayesinde kaynak kullanımı otomatik olarak azaltılabiliyor, buna paralel olarak maliyetler de düşüyor.

Güvenlik için olmazsa olmaz

Bulut hizmetleri, işletmelerin kendilerinin sahip olacağı altyapılara kıyasla çok daha iyi korunur. Böylece herhangi bir müdahale gerektirmeden turizm işletmeleri, kendi işlerine odaklanarak, kritik verilerin güvende olduğundan emin olabilir.

Mobilitenin anahtarı

Gün geçtikçe daha fazla tüketici mobil cihazları ve mobil uygulamalar üzerinden seyahatlerini organize ediyor. Google’ın verilerine göre, 2017 yılında tüketicilerin yüzde 79’u, seyahatlerini akıllı telefonlarından araştırdıktan sonra rezervasyonlarını yine akıllı telefonlarında gerçekleştiriyor. Bulut bilişim tüm mobil süreçlerin hızlı ve kesintisiz gerçekleşmesine olanak tanıyor.

Sosyal medya senkronizasyonu

Günümüzün turizm şirketleri müşteri hizmetlerini sosyal medya, mobil uygulamalar, web siteleri, iş ortakları, chatbot’lar ve inceleme siteleri gibi birçok kanalda aynı anda yürütüyor. Tüm bu kanallarda aynı deneyimi sunmanın temeli bulut bilişim altyapısından geçiyor.

Neden FlashArray X ?

Pure Storage IT profesyonellerinin verilerle daha iyi bir dünya oluşturmasına yardımcı oluyor.

Pure’un veri çözümleri, SaaS şirketlerinin, bulut servis sağlayıcılarının ve farklı ölçeklerdeki tüm kurumların müşterilerine gerçek zamanlı ve güvenli bir şekilde iş kritik uygulamalar çalıştırmalarına, DevOps ile modern uygulama geliştirmelerine ve multi – cloud ortamlar kullanmalarına imkân sağlıyor.

NVMe ve NVMe-oF ile Çalışıyor
2015 yılından itibaren NVMe teknolojisine yatırım yapan Pure Storage firması şu an dördüncü jenerasyon NVMe diskler kullanmaktadır. NVMe disklerin yanı sıra NVMe denetleyiciler ve NVMe disk çekmeceleri ile birlikte tamamen NVMe-oF protokolüne hazır yeni nesil donanıma sahiptir. SSD disklerde kullanılan seri yazma mimarisi yerine “Direct Flash” yazılımı ile birlikte NVMe disklere 256 kanaldan paralel olarak yazabilmektedir. NVMe-oF protokolüyle birlikte SAN protokolünde ulaşılabilen gecikme (latency) değerlerinin çok daha altında gecikme sürelerine ulaşılabilmektedir.

Şaşırtıcı Derecede Basit
FlashArray X serisinin kurulumu, yönetimi ve gözlemlenmesi alışılagelmişin dışına çıkarak gerçek anlamda basitliği ve sadeliği göstermektedir. Sipariş geçilen ürününüz 2-3 hafta teslimat süresinde elinize ulaşır. 30 dakikalık bir kurulum sürecinden sonra kullanıma hazır hale getirilir. All-Flash mimariye sahip olduğunuzdan dolayı performansı iyileştirme adına hiçbir ekstra müdahaleye ihtiyaç olmadan kapasitenizi yüksek verimlilik ve performans ile kullanmaya başlayabilirsiniz.

Verimlilik için Tasarlandı
FlashArray X serisi kullanıcıları, verimlilik teknolojileri olan sıkıştırma ve tekilleştirme teknolojileri sayesinde 5:1 lik dünya geneli ortalamasıyla TB maliyetlerini çok daha aşağı seviyelere indirmişlerdir. Inline ve post process olarak uygulanan 2 farklı sıkıştırma algoritmasının yanı sıra, yine inline ve 512 Byte’a kadar inebilen granülite de tekilleştirme teknolojisi bu başarının arkasında yatan teknolojilerdir. Tekilleştirme ve sıkıştırma gibi verimlilik teknolojileri ile geleneksel mimarilerden farklılaşan Pure Storage firması bu başarısını RSG (Right Sized Guarantee) programı ile birlikte performans kaygısı olmadan kullanıcılarına garanti edebilmektedir.

99.9999 İş Sürekliliği: Enterprise müşterilere hizmet eden FlashArray X serisi, anlık olarak bulut tabanlı Pure1 uygulaması ile takip edilmektedir. Pure1 uygulaması tüm dünyadaki FlashArray X serisindeki ürünlerin ortalama availability sürelerini 99.9999 olarak hesaplamıştır. Bu yüksek availability oranı hesaplanırken planlı olarak yapılan firmware upgrade, kapasite upgrade veya denetleyici upgrade gibi operasyonların olduğu zaman aralıkları da dahil edilmiştir.

Yapay Zekâ ile Güçlendirilmiş Destek
Bulut tabanlı Pure1 uygulaması yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesi (machine learning) teknolojileri sayesinde kullanıcılarına yalnızca monitoring hizmeti değil; aynı zamanda geleceğe dönük kapasite ve performans tahmin rakamları verebilmektedir. Dünya genelinde Pure1’a bağlı olan tüm sistemlerden toplanan telemetri veriler baz alınarak machine learning teknolojisi ile birlikte proactive case ler açılıp kullanıcı tarafındaki olası problemleri önleyebilmektedir.

Pukta, Bilişim 500’de Kendi Kategorisinde 5. Oldu

4 Temmuz Perşembe günü gerçekleşen Bilişim 500 töreninde Pukta Bilişim olarak kendi kategorimizde 5. olduk. Pukta Bilişim olarak bu başarıyı “Bilişim 500 Plus-İlk Beşyüz Bilişim Şirketi Araştırması” 2018 verilerine göre Hizmet alanında “Barındırma-Yönetim-Bulut” kategorisinde sağladık.

HPE ve Pukta Bulut Deneyimlerini Paylaştı

HPE ve Pukta’nın ortak etkinliği HPE Pukta Teknoloji Günü 18 Haziran’da Feriye Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Kurumsal teknoloji dünyasının dev ismi HPE (Hewlett Packard Enterprise) ve hizmet odaklı IT çözümleri sağlayıcısı Pukta, 18 Haziran’da HPE Pukta Teknoloji Günü isimli bir etkinlik düzenledi. HPE ve Pukta yöneticilerinin konuşmacı olduğu, yaklaşık 50 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte kurumsal tabanlı bulut çözümleri ön plana çıktı.

Etkinliğin açılış konuşmasını Pukta İş Geliştirmeden Sorumlu Yönetici Ortağı Arif Oral Ünal gerçekleştirdi. Arif Oral Ünal, konuşmasına katılımcılara teşekkür ederek başladı. Ünal, “Pukta olarak uçtan uca çözümlerimizle turizmden perakendeye kadar farklı sektördeki her ölçekte şirkete hizmet sunuyoruz. Türkiye’de SPLA, SAM ve doğrudan CSP yetkinliğine sahip ilk Microsoft iş ortağıyız. Yerinde destek hizmetlerimiz, sistem yönetimi, marka bağımsız yazılım, donanım ve güvenlik çözümlerimizle müşterilerimiz için en ideal iş ortağı durumundayız” dedi.

Pukta gibi iş ortakları ile çalışmak büyük avantaj

Arif Oral Ünal’dan sonra sahneye  HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Levent Akgün geldi. Akgün, bulut dünyasını aydınlatan HPE Qumulo ile Verimli NAS Çözümleri hakkında bilgiler verdi. Konuşmasında Pukta ile iş birliklerini de detaylandırdı. Akgün, çok uluslu şirketlerin alanında yetkin yerel iş ortaklarına olan ihtiyacının altını çizdi.

Günün üçüncü konuşmacısı olarak sahneyi Protel Satış Direktörü Fatih Tenel aldı. Tenel, HPE Platformu ile Bulut Deneyimi konuşmasında Pukta’nın hem müşterisi hem de çözüm ortağı olarak, deneyimlediği teknolojik altyapı verimliliğini müşterilerine yansıtmanın avantajlarından bahsetti.

Günün kapanış konuşmasını ise “Şekillendirilebilir Altyapı-HPE Synergy” başlığıyla HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Erol Uysal gerçekleştirdi.

2019’da Yatırımın Adı Bulut, Güvenlik ve Otomasyon Olacak

Kurumların 2019’da BT yatırımlarında öncelik vereceği alanlar sırasıyla BT işlemlerinin otomasyonu, bulut altyapısı ve güvenliği olarak sıralanıyor.

Red Hat Küresel Müşteri Teknolojileri Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Rapora göre; bulut, güvenlik ve otomasyon başlıkları son üç yıldır farklı sıralarda olsa da zirvedeki yerini koruyor. Geçen sene yüzde 36’lık bir dilimin önceliği olarak üçüncü sırada olan otomasyon, bu sene yüzde 44’lük kesimin tercihi olarak birinci sıraya yerleşti. Bu değişim, üretkenliği artırmak ve harcamaları azaltmak için kurumların tüm BT’de manuel işlemleri ortadan kaldırmaya önem verdiğini gösteriyor.

Yatırım önceliklerinde dördüncü ve beşinci sırada mevcut veya geleneksel BT ve kurum entegrasyonunun optimize edilmesi ve modernleştirilmesi yer alıyor. BT optimizasyonuna bakıldığında ise kurumlar eski yapılar yerine inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor. Ancak birçok kurumda BT harcamalarının yüzde 50-60’lık kısmı mevcut teknolojilere ayrılıyor.

Dijital Dönüşüm

Raproda bir önceki yıla göre 12 ay içerisinde yeni iş modeli kurmayı ya da yeni dijital ürün ve hizmet tanıtmayı planlayan şirketlerin oranı yalnızca yüzde 19’du. 2019’da bu rakam neredeyse iki katına çıkarak yüzde 35 seviyelerine ulaştı. Bu yüzde içerisindeki en kalabalık sektör ise finansal hizmetler sektörü (FSI).

Kurumlar, bulundukları rekabet ortamında farklılaşmak için teknolojiye; özellikle uygulamalara ve dijital kullanıcı deneyimine önem vermeleri gerektiğinin farkında. Bu yüzden dönüşüm inisiyatifi planlamayan şirket yüzdesi yarıdan fazla azalarak, yüzde 32’den yüzde 14’e düşmüş bulunuyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen modernleşme yolunda şeffaf bir dijital dönüşüm stratejisi geliştirmek ve bu stratejiyi uygulamak gerçekten çok zor. Bu yüzden ‘Dijital Dönüşüm Stratejisi’ veya ‘Dijital Çözüm Teslimi’ gibi doğrudan CIO’ya rapor veren yeni birimin oluşmasının sebebi de bu olabilir.

Sanallaştırma

Şirketler buluta geçmeyi hedeflese de geleneksel sanallaştırılmış altyapılar, mevcut iş yüklerinin yanı sıra yeni uygulamaları hizmete almak için kullanılan en yaygın altyapı türü olarak dikkat çekiyor. Bu şirketler, yaptıkları sanallaştırmanın geleneksel bir sanallaştırmadan daha fazlası olduğunu belirtiyor. Bu şirketler, sanallaştırmayı kullanıcılarına self-servis bulut olarak sunmak istiyor. Cevaplayan şirketlerin yüzde 51’i sanallaştırmanın, ‘hizmet olarak’ sunmak istediği bir numaralı teknoloji olduğunun altını çiziyor.

Hibrit Bulut Stratejisi

Genel bulut stratejisine sahip olan şirketlerin oranının yüzde 6 olduğu ortaya çıktı. Birçok kurum, iş yüklerine bağlı olarak özel ve genel bulutun bir arada veya birbirinden bağımsız çalıştığı bir yapı olan hibrit bulut stratejisini benimsemiş durumda.

Bu bilgiden yola çıkıldığında hibrit bulut stratejisine sahip olan şirket oranının yüzde 30 olması şaşırtıcı bir durum değil. Günümüzde iki veya daha fazla bulut platformu kullanan şirket oranı yüzde 45, önümüzdeki 12 ile 24 ay içerisinde bu sisteme geçmek isteyen şirket oranı ise yüzde 65. Katılımcıların sadece yüzde 11’i önümüzdeki iki yıl içinde bulut platformu kullanmayı planlamıyor. Yüzde 7’si ise önümüzdeki iki yıl içerisinde beş veya daha fazla bulut platformunu kullanmayı hedefliyor. Şu anda olduğu gibi önümüzdeki birçok yılda hibrit ve çoklu bulutlar etkisini sürdürmeye devam edecek.