Yerel Bulut Şirketleri Küresel Bulut Şirketlerine Karşı

Bulut dünyası gelişip kullanım yaygınlaştıkça yerel ve küresel bulut şirketleri arasındaki rekabet de iyiden iyiye kızışıyor.

Bulut kelimesi BT sektöründe ilk defa 1960’larda kullanılmaya başlandı. 2000’lerin başına gelindiğinde bugünkü anlamına tam olarak kavuşan kavram, ülkemizde on yıl kadar da anlaşılmayı bekledi. Kimi uzman bulut anlaşılmadığı için gereksiz bulundu, kimi uzman güvenlik sorunu nedeniyle “ölü doğan bebek” olarak nitelendi. Ancak bugün geldiğimiz noktada bulut KOBİ ölçeğindeki işletmelerin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Tabii ihtiyaca göre melez bulut kullanan da var özel bulut da. Ama günün sonunda bulut ne ölü doğan bir bebek oldu ne de gereksiz ve güvensiz bir ortam. Bugün geldiğimiz noktada ise yerel bulut şirketleri ile küresel bulut şirketleri arasında kıyasıya bir rekabet var.

Küresel şirketler, marka güçleriyle birlikte pazarlama bütçelerini de kullanarak müşteri kazanmaya çalışıyor. Yerel işletmeler ise tamamen ilişkiye dayalı projeler geliştiriyor ve ortaya çıkardıkları başarı hikayelerini piyasa ile paylaşıyor.

Pukta olarak sektörde yerel bir bulut şirketiyiz. Elbette kimin daha doğru davrandığı ya da iyi olduğunu kendi blogumuzdan paylaşmayı doğru bulmuyoruz. Bununla birlikte bulut yatırımına karar veren şirketler için önerilerimiz de var.

Bulut yatırımına karar veren şirketler için öneriler

Ulusal güvenlik ile ilgili endişeleriniz varsa yerli iş ortaklarını seçmek doğru bir karar olacaktır. Özellikle yerli kullanıma vurgu yapılan şu günlerde alınacak en doğru kararın bu yönde olduğunu söylemek mümkün.

KOBİ ölçeğinde bir şirket iseniz ve butik bir hizmet almak istiyorsanız tercihiniz yine yerliden yana olmalı. Zira yabancı şirketler hacimleri nedeniyle yeterince hızlı hareket edemezler. Siz istediğiniz kadar sözleşmenize 7×24 destek yazdırın size ulaşmaları anlık olmayacaktır. Ancak yerli bir şirketten hizmet aldığınızda olası sorununuza sizden bile daha hızlı ulaşıp çözüm sunduklarını göreceksiniz.

Tüm bunların yanı sıra, yerel bir bulut şirketi seçtiğinizde, ülke ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlamış olursunuz.

Uzun lafın kısası, bulut bilişim şirketi seçimi, kurumun kendisine ve teknik ekibin aldığı kararı yönetime kabul ettirmesine bağlı. Zaten bulut kullanımının konforunu gören şirketlerin bir daha geri dönmesi söz konusu bile olmayacaktır.

Teknoloji ve Bulut Gıda Sektörünün de İlk Tercihi

Teknoloji, üretimden sofralara ulaşıma kadar pek çok basamağı olan gıda sektörü için de olmazsa olmazların başında yer alıyor.

İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biri beslenme. Bu ihtiyacı karşılamak için var olan sektörlerden biri olan gıda da teknolojinin en yoğun olarak kullanıldığı alanlar arasındaki yer alıyor. Modern gıda teknolojisi tarladan sofraya kadar olan tüm süreçlerin hem verimli hem de insan sağlığı için yararlı olması için yapılması gerekenleri analiz ediyor. Tabii ki bu süreçte yaşanacak en ufak bir aksama süreci olumsuz yönde etkileyeceği gibi insan sağlığı için de tehdit teşkil edecektir.

Son dönemde siber saldırganlar daha çok banka ya da finans kurumlarını hedef olarak belirlemiş durumda. Ancak özellikle siber savaşların konuşulduğu günümüzde rakibi çökertmenin en kolay yollarından biri de besin zinciri kırmak olarak gösterilebilir. Eski dönemlerde kaleleri kuşatmanın nedeni de kaleye ya da kalenin koruduğu şehre gıda-ilaç gibi yaşamsal ihtiyaçların girmesini engelleme olduğunu unutmamak gerekiyor.

Peki bundan korunmak ya da gıda alanında yüzde 100 güvende olmak mümkün mü? Öncelikle siber güvenlik tarafında yüzde 100 güvenlik diye bir şey olamayacağının altını çizmek gerekiyor. Siz dünyanın en güvenli altyapısını da kursanız, personeliniz siber güvenlik eğitimlerinden 100 üzerinden 100 puanla da geçse siber saldırganlar sisteminize girecek bir açık mutlaka buluyor. Ancak nasılsa tam güvenlik yok diye de kapıları ardına kadar açık bırakmamak gerekiyor.

Sistemi kurun ve düzenli güncelleyin

Üretimden işlemeye, nakliyeden depolamaya ve son tüketici tarafından alınmasına kadar olan sürecin neredeyse her aşamasında kullanılan teknolojiler her geçen gün ilerliyor. Bu yüzden gıda üretimi yapan bir şirket iseniz üretimden ambalaja, lojistikten soğuk zincire kadar tüm süreçlerinizi yönetebileceğiniz bir sisteme sahip olmanız gerekiyor.

Gıdanın üretimden sofralara uzanan sürecinin odak noktasında yer alan üretim aşamasındaki en önemli konular; enerji kullanımı, sera gazı emisyonu, kaynak ve atık yönetimi, su ve atık su yönetimi ve ambalajlama olarak gösteriliyor. Gıda zincirindeki her paydaş hem bireysel olarak hem de takım üyesi olarak çevresel sürdürülebilirlikte önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden sisteminiz üzerinden tüm süreçlerinizi güvenle yönetmeniz şart.

Tüm bunlara ek olarak gıda sektöründe bulut kullanımının ortaya çıkaracağı beş önemli riski şu şekilde özetlemek mümkün.

1. Artan karmaşıklık ve eğitim eksikliği

Az önce de belirttiğimiz gibi bulut hizmeti sağlayıcıları, kullanım kolaylığını artırmak ve müşterileri için kısa sürede maliyetin karşılanmasını sağlamak amacıyla bulut tabanlı hizmetlerin devreye alınmasının karmaşıklığı ile kendileri başa çıkıyor. Ancak, şirket içindeki bir ortamdan buluta geçiş yapılması, bir kuruluşun BT operasyonlarının da karmaşık hale gelmesine neden oluyor. Mevcut BT personeli, bulut hizmetlerinin yönetilmesi ve desteklenmesi konusunda uygulamalı deneyime sahip olmayabilir ve bu da ekibin yeni bir modeli öğrenmesini gerektirebilir. Ekiplerin özellikle bulut üzerindeki veri güvenliği hakkında bilgi edinmesi gerekiyor.

2. Kullanılabilirlik sorunu

Genellikle birbirlerini desteklediklerinden, iş unsurları ile teknik unsurlar arasına belirgin bir çizgi çekmek mümkün değil. Birinde oluşacak hata bir domino etkisine yol açabilir. Çoklu kiralamanın, bulut hizmeti sağlayıcısı tarafından yama uygulanması gereken daha az BT kaynağı bulunması, daha düşük toplam sahip olma maliyeti ve daha kısa olaylara müdahale süresi gibi avantajları bulunuyor.

3. Hatalı yapılandırmalar

Bir sistemin hatalı yapılandırılması, yaygın olarak görülen bir güvenlik riski. Bulut hizmeti sağlayıcıları, rakiplerinden farklılaşmak ve bir dizi özellik sağlamak amacıyla, yapılandırma karmaşıklıklarının gizlendiği tek tıkla devreye alma modellerini etkinleştiriyor. Müşterinin kendi yapılandırmasını devreye alma sonrasında gerçekleştirmesi gerektiğinden, gerekli teknik anlayışın mevcut olmaması hatalara ya da eksikliklere yol açabilir.

4. Veri yönetişimi sorunu

Verilerin bir bulut ortamında yönetilmesi, şirket içinde yönetilmesine benziyor. Her iki durumda da yetkisiz kullanıcıların erişiminin önlenmesi amaçlanıyor. Bulut hizmeti sağlayıcıları, sistemlerinde depolanan verileri korumak için genellikle verilerin çevresine güvenlik duvarları, erişim denetimleri, şifreleme ve izleme araçları kuruyor. Ancak, bu güvenlik önlemlerini anlamak ve uygulamak müşterinin sorumluluğunda bulunuyor.

5. Bulutta Cryptojacking

Bundan kısa bir süre önce ortaya çıkan yukarı yönlü ve aynı zamanda istikrarsız kripto para trendi, cryptojacking adı verilen yeni bir tehdidin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu yeni saldırı yöntemi, kötü amaçlı kullanıcıları zenginleştirmek için bilgi işlem kaynaklarından yasa dışı bir biçimde yararlanmak amacıyla arka planda fark edilmeden çalışıyor.

Sonuç olarak sektör fark etmeksizin bulut güvenliği mikro hizmetlerinin önde gelen uygulamalar doğrultusunda yapılandırılmasının, uygun yönetişimin mevcut olmasının ve bulut hizmetlerinin kullanımına ilişkin incelikler konusunda son kullanıcılara eğitim sağlanmasının garanti edilmesi için müşterilerin ve bulut hizmeti sağlayıcılarının birlikte çalışması gerekiyor.

Kurumsal Bulut Çözümleri’nin Türkiye’deki doğru adresi: Pukta

Dış kaynak BT çözümleri alanının yenilikçi markası Pukta, yerinde destek hizmeti, sistem yönetimi, marka bağımsız yazılım ve donanım çözümleri sunuyor.

Teknolojinin kesintisiz gelişimini sağlayan inovasyonu en büyük motivasyonu olarak gören Pukta, bu motivasyondan aldığı güç ve teknolojiye olan tutkusuyla, yolculuğuna 2001 yılından bu yana devam ediyor.

Odağındaki teknolojinin sürekli kendisini yenilemesi gibi, Pukta da değişimi ve gelişimi benimseyenlerin dünyayı daha güzel bir yer yapacağına inanıyor. Bu nedenle, dijital dönüşümün hayatın her alanını etkilemeye başladığı bir dönemde, kuruluş adı olan “Netlojistik” ile vedalaşan Pukta, değişen ismi; değişmeyen kusursuz hizmet anlayışıyla tüm gücüyle çalışmaya devam ediyor.

7×24 Yardım Masası hizmeti ile gereksinim duydukları her an müşterilerinin yanında olmayı şiar edinen Pukta, “Kesintisiz Süper Yardım Hizmeti” adını verdiği bu hizmeti, kurulduğu ilk günden bu yana farklı ölçeklerdeki birçok müşterisine sunuyor.

Pukta, 2001 yılından bu yana sektörde edindiği deneyim ve güçlü altyapısı sayesinde, yaşanabilecek sorunların bir kısmını önceden kestirebiliyor ve anında müdahale edebiliyor. Şirket, bunların dışında kalan diğer tüm teknik sorunları da mümkün olan en kısa sürede çözüme kavuşturuyor.

Güvenliğe yönelik çözümler de sunan Pukta, esnek yapısı ile müşterilerinin iş yapış şekillerine tam uyum sağlayabiliyor. Güncel gelişmeler ve gereksinimler doğrultusunda Pukta tarafından yapılan BT yatırımları, kurumların maliyetlerini önemli oranlarda düşürmelerine de katkıda bulunuyor.

Pukta, güncel gelişmeler ve gereksinimler doğrultusunda yaptığı BT yatırımları ile kurumların bulut teknolojilerini kullanarak maliyetlerini önemli oranlarda düşürmelerine de yardımcı oluyor. Pukta halihazırda ülkedeki seçkin kamu ve özel sektör kuruluşları dahil olmak üzere 200’den fazla sözleşmeli müşterisine en üst seviyede Bilgi Teknolojileri hizmetleri sağlayan Hizmet Odaklı IT Çözümleri şirketi olarak ön plana çıkıyor.

Bir bakışta Pukta hizmetleri

Hardware As a Service

Kısaca ‘HaaS’ şeklinde adlandırılan ‘servis olarak donanım’ hizmetimizle, her zaman en iyi donanımları en uygun maliyetlerle kullanırsınız. Bir donanım satın almak, kullanım süresi boyunca tüm bakımlarını yapmak, onu her zaman çalışır durumda tutmak için zaman ve efor harcamak, ek maliyetlerine katlanmak zorunda kalmak, ihtiyaçları karşılamaz hale gelince daha üst model satın almak ve eskileri hurda fiyatına elden çıkarmaya çalışmak. Ne kadar yorucu değil mi? HaaS olarak adlandırılan ‘servis olarak donanım’ hizmetimizle, her zaman en iyi donanımları en uygun maliyetlerle kullanırsınız. Bakımı, onarımı ile uğraşmazsınız. Sorun mu çıktı? Dert değil. Donanım sorunlarına bakışımız çok net: Çalışmıyorsa, değiştiririz. Hemen.

Dış Kaynak

Siz en iyi bildiğiniz işi yapmaya devam edin, BT dış kaynak çalışan ihtiyacınız için biz varız. Gerekli yetkinliklere sahip çalışma arkadaşlarımız, artık sizin de çalışma arkadaşınız. İçinizden biri.

Vikipedi’nin “En basit haliyle, daha önce şirket içinde üretilen bir mal ya da hizmetin dışarıdan tedarik edilmesi” şeklinde tanımladığı dış kaynağı biz “Siz sadece işinize odaklanın” şeklinde özetliyoruz. Siz en iyi bildiğiniz işi yapmaya devam ederken, BT’ye ilişkin konularda dış kaynak çalışan ihtiyacınızı biz karşılıyoruz. İhtiyaçlarınıza yönelik yetkinliklerle donatılan çalışma arkadaşlarımız, artık sizin de çalışma arkadaşınız. Birer kahve?

Yardım Masası

“Ters gidebilecek her şey, ters gidecektir” …ve PUKTA Yardım Masası hepsini çözecektir. 7/24 yardım masamızın karşılaşmadığı bir teknik sorun varsa, henüz öyle bir teknik sorun olmadığı içindir. İddialıyız.

“Yardım” sözcüğü hiç bu kadar anlamlı olmamıştı. Murphy’nin “Ters gidebilecek her şey, ters gidecektir” cümlesini tamamlayacak olsak, “…ve Pukta Yardım Masası hepsini çözecektir” derdik. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışan yardım masamız, 2001 yılından bugüne dek kendisine iletilen on binlerce teknik sorundan hiçbirini çözümsüz bırakmadı. İnanmıyorsanız kendiniz deneyin. İster e-posta gönderin, isterseniz telefon edin. Uyumuyoruz.

Güvenlik

Güncel güvenlik teknolojilerinden yararlanarak BT altyapınızı, cihazlarınızı ve verilerinizi içeriden ve dışarıdan gelebilecek tüm siber tehditlerden koruyoruz. Güvendesiniz.

Korsanların denizlerde gezip define peşinde koştukları günler geride kaldı. Günümüzün korsanları için denizler BT sisteminizse definesi de verileriniz. Bilgisayar korsanlarının kötü niyetli yazılımlar ve virüslerle ele geçirmeye, zarar vermeye çalıştıkları sistemlerinizi ve cihazlarınızı güncel güvenlik teknolojileri ile koruma altına alıyoruz. Bize güvenin.

Microsoft Lisanslama Hizmetleri

OPEN, SAM, SPLA… Bu kısaltmalarla başınız dertte mi? Merak etmeyin. PUKTA lisans uzmanları, ihtiyacınıza uygun esnek lisanslama alternatifleri sunar. Bu konu hakkında soru işaretlerinizi de anında giderir. Sorunuz varsa sizi şöyle alalım.

Pukta, sadece eksikleri belirleyip raporlama yapmaz. Lisans maliyetlerinizi kontrol altında tutabilmenize imkân sağlayan farklı lisanslama modellerini ve bulut hizmetlerini de sunar. Microsoft’un Türkiye’de SPLA, SAM ve CSP olarak üç alanda bir arada uzmanlığı olan tek yetkili iş ortağı olarak, Microsoft lisans envanterinizin doğru bir şekilde yönetilmesi konusunda sizlerle birlikte çalışırız. El sıkışalım.

Özel Bulut

Uzmanlık alanımız havacılık değil; ama müşterilerimizi bulutların üstüne nasıl taşıyabileceğimizi iyi biliyoruz. Bulut teknolojisinin tüm avantajlarını üst düzey gizlilik ve güvenlik ile buluşturan özel bulut çözümleri sunuyoruz. Pukta Bulut ile yükselin.

Müşterilerimizi -şimdilik- Frank Sinatra’nın meşhur şarkısında dediği gibi “aya” uçuramıyoruz ama bulutların üstüne taşıyabiliyoruz. Bulut teknolojisinin sağladığı ölçeklenebilirlik, esneklik ve uygun maliyet gibi tüm avantajları, en üst düzeyde güvenlik ve gizlilik ile bir araya getirerek kurumunuz için özel bulut çözümü sunuyoruz. Erişimi ve yönetimi son derece kolay olan özel bulutunuzu, zaman içinde değişebilecek gereksinimleriniz doğrultusunda dilediğiniz gibi genişletebilirsiniz. Uçalım mı?

Felaket Yönetimi

Verisini kaybedenin halinden verisini kaybeden anlar. Hayatınızda PUKTA oldukça, siz hiçbir zaman onlardan biri olmayacaksınız. Kazalar olur, onlarla başa çıkmanın en iyi yöntemi ise her zaman hazırlıklı olmaktır. Hazırız.

“Veri vidi vici.” Yani “Veri gitti gelmedi.” Elbette böyle değil; ama Sezar’ın yönettiği şey orduları değil de verileri olsaydı, tarihe geçen sözü daha farklı olabilirdi. Kurumlar için verinin neredeyse en değerli varlık olduğu günümüzde, yaşanabilecek kaza ve aksaklıkların verilerinizin ve BT altyapınızın katili olmasına izin veremeyiz. Bu nedenle, gerekli prosedürleri ve araçları önceden hazırlayarak, başkası için felaket olabilecek anları sizin için sıradan anlara dönüştürüyoruz. İhtiyaç anında camı kırınız.

İş Sürekliliği Yönetimi

İş sürekliliği hizmetimizi mükemmel şekilde özetleyen iki özlü söz: “Usta kaptan fırtınalı havada belli olur” ve “Vakit nakittir”. Doğru planlamayı yaparak ve uygun stratejileri belirleyerek, yaşanabilecek aksaklıkları kayıpsız olarak atlatmanıza, iş süreçlerinizin kesintisiz olarak devam etmesine yardımcı oluyoruz. Sürekli.

Microsoft Azure

Microsoft’un bulut servisi Azure servislerine anında ulaşın. Kaynak Microsoft’tan, destek bizden. Üstelik ihtiyacınız kadar kullanın, kullandığınız kadar ödeyin. Mantıklıyız değil mi?

Pukta olarak sağladığımız özel bulut yapısının yanı sıra Microsoft Azure ile coğrafi yedeklilik, iş zekâsı, büyük veri analizleri gibi farklı ihtiyaçlarınıza en uygun çözümleri size sunuyoruz. Microsoft’un ilk bulut çözüm ortaklarından biri olarak 100’ün üzerinde müşterimize sunduğumuz bulut çözümleriyle Microsoft Azure için de fiyat/fayda açısından en verimli çözümleri sunuyoruz. Sizi sistem odasından çıkarıp işinize konsantre olmanızı sağlıyoruz. Rahatlayın.

Microsoft Office 365

Teknoloji çözümleri bulutta, siz neden hâlâ zemindesiniz? Office 365 ile sadece Microsoft Ofis lisanslaması yapmayın, ek özellikleriyle sayısız bulut hizmetlerinin sefasını siz sürün, cefasını biz çekelim… Sizi düşünüyoruz.

Office 365’in ofis uygulamalarıyla birlikte iş hayatınızı kolaylaştıracak web konferans sistemi, yüksek güvenlikli e-posta hizmeti ve bulut depolama hizmeti gibi özellikleri bir arada kullanabilirsiniz. Office 365 ile size sadece bir lisanslama modeli sunmuyoruz, Exchange Online ve yerel ağlarınızın entegrasyonunu sağlayarak kurumsal ağınızı buluta taşımanızı da sağlıyoruz. Bütün bu hizmetleri sağlarken, dağıtıcılara bağlı bir bayi olmadığımız için Microsoft ile direkt çalışıyoruz. Farkımız burada.

Perakendeyi Geleceğe Bulut ve Teknoloji Hazırlayacak

Perakendecilere geleceğe taşıyacak bulut ve teknolojiye dair 5 ipucunu sizler için değerlendirdik.

Dünya ekonomisinin en dinamik alanlarından biri olarak gösterilen perakende sektöründe farklılaşan şirketlerin teknoloji ve bulut kullanması büyük bir tesadüf değil. Perakende şirketlerinin çalışanlarından altyapılarına kadar doğru teknoloji yatırımları yapmaları geleceğin kapısını aralamalarını sağlayacak.

Bir Hewlett Packard Enterprise şirketi olan Aruba‘nın yaptığı araştırmaya göre, tüketici beklentileri ve e-ticaret satışları artmaya devam ettikçe, dijital dünyaya uyum sağlamak için çok yavaş kalan işletmeleri zorlu bir süreç bekliyor.

Aruba’nın araştırmasıyla ortaya çıkan raporda perakendeciler için öne çıkan beş ana başlık ise şöyle:

1. Geciken dijital dönüşüm:

Diğer sektörlere oranla perakendede işyerinde teknolojiyi adapte etme süreci daha yavaş oluyor. Ankete katılan yöneticilerin ve çalışanların neredeyse üçte ikisi (yüzde 63), yeni teknoloji uygulanmadığı takdirde kuruluşlarının rakiplerinin altına düşme riskine sahip olduğunu söyledi.

2. Fiziksel sistemler, dijital ile yakınlaşıyor:

Fiziki sistemler ile dijital dünyayı birbirine yaklaştırmak şu anda perakende kuruluşlarında var olan bölümlerin ve oluşumların yeniden yapılanmasını gerektirecek. Böylece iç sistemler sorunsuz bir şekilde adapte olacak ve müşterilere zengin, kişiselleştirilmiş deneyimlerini sunmak için birlikte çalışacak.

3. Stok ve envanter yönetimine yönelik teknoloji kullanımı:

Müşteriler, perakendecilerden istedikleri ürünleri istedikleri zaman ve istedikleri yerde sunabilmelerini bekliyor. Perakendeciler yalnızca veri sistemlerini geliştirerek ve potansiyel olarak RFID tarama ve elektronik raf etiketleme teknolojisini daha iyi kullanarak, herhangi bir zamanda ve bulunduğu yerde tam olarak stoklarındaki malzeme miktarını bilerek rekabette bir adım öne geçebilir.

4. Teknoloji ile dost çalışanlar:

Perakendecilerin gelişmek için yakın gelecekte çalışanlarına her müşteriye daha kişiselleştirilmiş hizmetler sunmalarını sağlayan internete bağlı dijital araçları sağlamaları gerekiyor. Şu anda, ankete katılanların beşte ikisinden daha azı (yüzde 39) bulut bilişim uygulamalarına erişebiliyor. Bu rakamın daha artması perakende sektörü için büyük önem arz ediyor.

5. Daha uzun vadeli düşünmek için bir fırsat:

Perakendecilerin hem sistemlere hem de insanlara büyük yatırım gerekliliğini kabul etmeleri ve hem kısa hem uzun dönem sonuçlar için kayda değer yeni başarı ölçütleri bulmaları gerekiyor.
Mutlu çalışan ve müşteriler

Başarılı perakendeciler, müşterilerinin talepleri doğrultusunda ilerleyenler arasından çıkacak. Bu, çalışanlar ve müşteriler için kesintisiz ve entegre bir deneyim sağlamak için stokları yıkmak ve işin her aşamasında teknolojiyi kullanmak anlamına geliyor.

Aruba raporunda, perakendeci çalışanlar, dijital işyeri teknolojisinin doğrudan bir etkisi olarak üretkenlik (yüzde 72), refah (yüzde 62) ve rekabete farklılaşma yeteneği (yüzde 59) gördüklerini sözlerine ekledi.

Maliyetleri Artırmadan da KVKK Uyumlu Bir Şirket Olmak Mümkün

KVKK zorunluluğu birçok şirket için kabusa dönüşmüş durumda. KVKK konusundaki kafa karışıklığını gidermenin ve maliyetleri uçurmadan geçiş yapmanın çareleri ise bu yazımızda.

Avrupa Birliği’nde GDPR (General Data Protection Regulation) olarak bilinen ve ülkemizde de 7 Nisan 2016 tarihinden bu yana yürürlükte olan Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) ile beraber şirketlerin sorumluluğu da artıyor. BT uzmanları ile hukukçulara büyük iş düşüyor. Kişisel verilerin korunması odağında yeni kurum stratejileri belirlenmesi öncelik haline geliyor.

Kişisel verilerin güvenliği, dijitalleşen dünya ile beraber hiç olmadığı kadar büyük önem kazanıyor. Kişisel verilerin, izinsiz bir şekilde üçüncü kişilerle ya da kurumlarla paylaşılması, veri gizliliği ve veri güvenliği açısından önemli sorunlara yol açabiliyor.

Türkiye’deki kişisel veri güvenliği, 2005 ve 2010 yılında getirilen cezai hükümlerle güvence altına alınmaya çalışıldıysa da bu düzenlemelerin yeterli olduğunu söylemek pek de mümkün değildi. Bu noktada, geçtiğimiz yıl kabul edilerek yürürlüğe giren Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK), iş yaşantısı üzerinde pek çok değişikliği de beraberinde getirdi.

Verinin korunması çok önemli

Artık günümüzde, bilgi neredeyse ekonominin, üretimin kendisi haline geldiği ve bu nedenle verinin korunması; ekonomilerin, kendimizin hatta bizzat varlığımızın korunması anlamı taşıyor. 2018’de KVKK doğrultusunda Türk şirketlerine maalesef ilk cezalar kesildi. Kişisel Veri Koruma Kurulu’nun yaptığı bir açıklamada, 2018 yılında Kurul’a 38 ihbar, 24 veri ihlali olmak üzere, 358 şikayet geldiği; 250 adedinin sonuçlandırılarak yaklaşık 850 bin TL para cezası kesildiği belirtildi.

Bu da medya, devlet kurumları ve kamunun veri korumaya nasıl yaklaştığını ve bu konuda hassas olmaya devam edeceklerini gösteriyor. Hem bu cezalardan kurtulmak hem de KVKK ile uyumlu olmak da son derece mümkün.

Bireysel bilgiler ön planda

Öncelikli olarak kanunun, tüzel kişiliklerin verilerini kapsamadığını belirtelim. Kanunun konusunu, bireylere ait tüm verilerin toplanması, işlenmesi ve saklanması gibi başlıklar oluşturuyor. Kanun ve kanunun yürütülmesinden sorumlu kurul ile beraber, özellikle büyük miktarda kişisel veri toplayan, saklayan ve işleyen şirketler, bu verilerle ilgili sorumluluk sahibi haline geliyor.

BT uzmanlarına ve hukukçulara büyük iş düşüyor

KVKK ile beraber hukuk ve BT uzmanlarının daha fazla işbirliği yapmak zorunda olduğu bir noktaya gelindi. Bu nedenle bilişim konusunda uzman hukuk danışmanlarını bünyesine katan şirketlerle çalışmakta fayda var. Böylece, KVKK ihtiyaçlarınız ile ilgili de uçtan uçtan çözüm alabilir hale geleceksiniz.

Büyük ölçeklerde veri işleyen kurumların, teknik ihtiyaçlarını eksiksiz bir şekilde karşılayan çözümlerle çalışmaları gerekiyor. Güçlü bir veri tabanı; güvenlik, erişilebilirlik, ölçeklenebilirlik söz konusu olduğunda üstün özellikleri ile ön plana çıkmanızı sağlar. Güçlü veri tabanı aynı zamanda devasa büyüklükteki verileri işleyebilme, aktif “cluster” yapısı ile süreklilik sağlama ve çeşitli yedekleme imkanları ile birlikte sunulan çözümleri de destekler.

Veri toplama, işleme, raporlama aktivitelerini internet tabanlı uygulamalarla gerçekleştiren kurumlar için de Java Enterprise Edition 4,5,6 versiyon sertifikalarını destekleyen sunucuları seçmek çok önemli. Tüm bunların sonunda hem KVKK korkulacak bir şey olmaktan çıkacak hem de uygun maliyetler sayesinde paranız şirketinizin kasasında kalacak.

HPE ve Pukta Bulut Deneyimlerini Paylaştı

HPE ve Pukta’nın ortak etkinliği HPE Pukta Teknoloji Günü 18 Haziran’da Feriye Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Kurumsal teknoloji dünyasının dev ismi HPE (Hewlett Packard Enterprise) ve hizmet odaklı IT çözümleri sağlayıcısı Pukta, 18 Haziran’da HPE Pukta Teknoloji Günü isimli bir etkinlik düzenledi. HPE ve Pukta yöneticilerinin konuşmacı olduğu, yaklaşık 50 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte kurumsal tabanlı bulut çözümleri ön plana çıktı.

Etkinliğin açılış konuşmasını Pukta İş Geliştirmeden Sorumlu Yönetici Ortağı Arif Oral Ünal gerçekleştirdi. Arif Oral Ünal, konuşmasına katılımcılara teşekkür ederek başladı. Ünal, “Pukta olarak uçtan uca çözümlerimizle turizmden perakendeye kadar farklı sektördeki her ölçekte şirkete hizmet sunuyoruz. Türkiye’de SPLA, SAM ve doğrudan CSP yetkinliğine sahip ilk Microsoft iş ortağıyız. Yerinde destek hizmetlerimiz, sistem yönetimi, marka bağımsız yazılım, donanım ve güvenlik çözümlerimizle müşterilerimiz için en ideal iş ortağı durumundayız” dedi.

Pukta gibi iş ortakları ile çalışmak büyük avantaj

Arif Oral Ünal’dan sonra sahneye  HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Levent Akgün geldi. Akgün, bulut dünyasını aydınlatan HPE Qumulo ile Verimli NAS Çözümleri hakkında bilgiler verdi. Konuşmasında Pukta ile iş birliklerini de detaylandırdı. Akgün, çok uluslu şirketlerin alanında yetkin yerel iş ortaklarına olan ihtiyacının altını çizdi.

Günün üçüncü konuşmacısı olarak sahneyi Protel Satış Direktörü Fatih Tenel aldı. Tenel, HPE Platformu ile Bulut Deneyimi konuşmasında Pukta’nın hem müşterisi hem de çözüm ortağı olarak, deneyimlediği teknolojik altyapı verimliliğini müşterilerine yansıtmanın avantajlarından bahsetti.

Günün kapanış konuşmasını ise “Şekillendirilebilir Altyapı-HPE Synergy” başlığıyla HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Erol Uysal gerçekleştirdi.

2019’da Yatırımın Adı Bulut, Güvenlik ve Otomasyon Olacak

Kurumların 2019’da BT yatırımlarında öncelik vereceği alanlar sırasıyla BT işlemlerinin otomasyonu, bulut altyapısı ve güvenliği olarak sıralanıyor.

Red Hat Küresel Müşteri Teknolojileri Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Rapora göre; bulut, güvenlik ve otomasyon başlıkları son üç yıldır farklı sıralarda olsa da zirvedeki yerini koruyor. Geçen sene yüzde 36’lık bir dilimin önceliği olarak üçüncü sırada olan otomasyon, bu sene yüzde 44’lük kesimin tercihi olarak birinci sıraya yerleşti. Bu değişim, üretkenliği artırmak ve harcamaları azaltmak için kurumların tüm BT’de manuel işlemleri ortadan kaldırmaya önem verdiğini gösteriyor.

Yatırım önceliklerinde dördüncü ve beşinci sırada mevcut veya geleneksel BT ve kurum entegrasyonunun optimize edilmesi ve modernleştirilmesi yer alıyor. BT optimizasyonuna bakıldığında ise kurumlar eski yapılar yerine inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor. Ancak birçok kurumda BT harcamalarının yüzde 50-60’lık kısmı mevcut teknolojilere ayrılıyor.

Dijital Dönüşüm

Raproda bir önceki yıla göre 12 ay içerisinde yeni iş modeli kurmayı ya da yeni dijital ürün ve hizmet tanıtmayı planlayan şirketlerin oranı yalnızca yüzde 19’du. 2019’da bu rakam neredeyse iki katına çıkarak yüzde 35 seviyelerine ulaştı. Bu yüzde içerisindeki en kalabalık sektör ise finansal hizmetler sektörü (FSI).

Kurumlar, bulundukları rekabet ortamında farklılaşmak için teknolojiye; özellikle uygulamalara ve dijital kullanıcı deneyimine önem vermeleri gerektiğinin farkında. Bu yüzden dönüşüm inisiyatifi planlamayan şirket yüzdesi yarıdan fazla azalarak, yüzde 32’den yüzde 14’e düşmüş bulunuyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen modernleşme yolunda şeffaf bir dijital dönüşüm stratejisi geliştirmek ve bu stratejiyi uygulamak gerçekten çok zor. Bu yüzden ‘Dijital Dönüşüm Stratejisi’ veya ‘Dijital Çözüm Teslimi’ gibi doğrudan CIO’ya rapor veren yeni birimin oluşmasının sebebi de bu olabilir.

Sanallaştırma

Şirketler buluta geçmeyi hedeflese de geleneksel sanallaştırılmış altyapılar, mevcut iş yüklerinin yanı sıra yeni uygulamaları hizmete almak için kullanılan en yaygın altyapı türü olarak dikkat çekiyor. Bu şirketler, yaptıkları sanallaştırmanın geleneksel bir sanallaştırmadan daha fazlası olduğunu belirtiyor. Bu şirketler, sanallaştırmayı kullanıcılarına self-servis bulut olarak sunmak istiyor. Cevaplayan şirketlerin yüzde 51’i sanallaştırmanın, ‘hizmet olarak’ sunmak istediği bir numaralı teknoloji olduğunun altını çiziyor.

Hibrit Bulut Stratejisi

Genel bulut stratejisine sahip olan şirketlerin oranının yüzde 6 olduğu ortaya çıktı. Birçok kurum, iş yüklerine bağlı olarak özel ve genel bulutun bir arada veya birbirinden bağımsız çalıştığı bir yapı olan hibrit bulut stratejisini benimsemiş durumda.

Bu bilgiden yola çıkıldığında hibrit bulut stratejisine sahip olan şirket oranının yüzde 30 olması şaşırtıcı bir durum değil. Günümüzde iki veya daha fazla bulut platformu kullanan şirket oranı yüzde 45, önümüzdeki 12 ile 24 ay içerisinde bu sisteme geçmek isteyen şirket oranı ise yüzde 65. Katılımcıların sadece yüzde 11’i önümüzdeki iki yıl içinde bulut platformu kullanmayı planlamıyor. Yüzde 7’si ise önümüzdeki iki yıl içerisinde beş veya daha fazla bulut platformunu kullanmayı hedefliyor. Şu anda olduğu gibi önümüzdeki birçok yılda hibrit ve çoklu bulutlar etkisini sürdürmeye devam edecek.

Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi Kurumlar İçin Çevikliğin Anahtarını Sunuyor

Yapay zeka ve makine öğrenimi BT altyapılarının her alanında rahatlıkla kullanılabiliyor.

Yapay Zeka (Artificial Intelligent-AI) ve Makine Öğrenimi (Machine Learning) gibi kavramların iş süreçlerini daha çevik hale getirdiğini gören şirketler rekabette bir adım öne geçiyor. Günümüzün teknoloji dünyasındaki en önemli kavramlarının başında makine öğrenimi ve AI geliyor. Hatta öyle ki yapay zeka ile üretilmiş robotların insanlığı köle haline getireceği konusunda kafa yoran bilim insanlarına (!) rastlamak da mümkün.

Ancak bu iki başlığın kurumsal dünyada farklı bir duruşa sahip olduğu da bir gerçek. Telekom, finans ve bankacılık rekabetin son derece zorlu olduğu sektörler. Bu iki teknolojiyi kullanmayı başaran markalar, müşteri memnuniyetinden daha çevik hale gelen iş süreçlerine kadar birçok alanda farklılaşmayı başarıyor.

Çağrı merkezleri sizi tanıyacak

Müşteriler yani son kullanıcılar tarafından konuya bakacak olursak çağrı merkezlerinde ilgili müşteri temsilcisine ulaşmak, ulaşılsa da doğru hizmet ya da çözümü alabilmek çoğu zaman sorun oluyor. Oysa makine öğrenimi ya da yapay zeka kullanıldığında müşteriyi tanıyan, sesinden mutlu mu yoksa kızgın mı analize edebilen sistemler hem arayan hem de aranan açısından bir milat oluşturuyor.

Hantallaşan iş süreçlerine kesin çözüm

Çalışan sayısı binlerin üzerine çıkan işletmelerde izin formundan masraf fişine kadar, çalışan tarafından basit olarak görülen süreçler kurumda ilgili personelin üzerine gereksiz yükler bindirebiliyor. Bu yükler de işletmenin hantallaşmasını, basit bir satın alma formunun dahi yönetici imzalarında kaybolmasını ve süreçlerin akıl almaz şekilde karmaşıklaşması anlamına gelebiliyor.

Oysa kolayca dijital hale getirilebilen ve yapay zeka desteğiyle kullanıcıları tanıyıp onların taleplerine göre şekillenebilen bir altyapı ile bu süreçleri en hızlı şekilde çözebilmek mümkün. Bunu yapabilmek için ciddi bir BT altyapı yatırımı gerekse de bulut gibi teknolojilerle bu maliyetler en aza indirilebiliyor. Ayrıca konuya toplam sahip olma maliyeti açısından bakıldığında, bu yatırımın aylar mertebesinde geri alınabildiğini söylemek de gayet mümkün.

Sophos ile KOBİ’ler de Güvenlik Operasyon Merkezine Kavuşacak

Sophos Intercept X Advanced with EDR, derin öğrenmeye dayalı dosya analizi ve SophosLabs istihbarat veri tabanına erişim yetenekleriyle tehdit algılama ve karşılık verme becerilerini yeni bir boyuta taşıdı.

Sophos, tehdit algılama ve karşılık verme (EDR) yeteneğiyle donattığı yeni uç nokta güvenlik çözümü Intercept X Advanced with EDR’yi duyurdu. Intercept X Advanced with EDR, siber tehdit ve zararlı yazılımların bugüne dek ortaya koyduğu yüz milyonlarca farklı davranış biçimi eşliğinde eğitilen, derin öğrenmeye dayalı Sophos yapay sinir ağından güç alıyor. Henüz keşfedilmemiş tehditleri dahi algılayabilmenin yanı sıra şüpheli yazılımların DNA’larını SophosLabs veri tabanında yer alan örneklerle de karşılaştırıyor. Böylece kurumların potansiyel tehditleri başarıyla algılamalarını ve karşı koymalarını sağlıyor.

EDR özelliği, bugüne dek sadece kendine ait güvenlik operasyon merkezi olan (Security Operations Center – SOC) veya siber tehditler konusunda uzman bilgi teknolojileri ekibine sahip kurumlar tarafından verimli olarak kullanılabiliyordu. Yeni Sophos Intercept X Advanced with EDR sayesinde kurumlar ölçekleri ve sahip oldukları kaynaklar sınırlı olsa bile, tehdit izleme ve SOC benzeri yetenekleri güvenlik sistemlerinin bir parçası haline getirerek siber suçluların ağlarında saklanma becerilerini azaltabiliyor. Intercept X Advanced with EDR ile bilgi teknolojileri yöneticileri tek tıkla SophosLabs’ın özenle derlenmiş istihbarat raporlarına ulaşabiliyor, şüpheli işlemlerin takibi için hazırladığı kılavuzlara başvurabiliyor ve sıradaki adım için tavsiye alabiliyor.

SophosLabs, mevcut tehdit ekosistemine dair en kapsamlı görünürlüğü sağlamak için her gün 400 bin nitelikli ve daha önce karşılaşılmamış saldırıyı analiz ediyor. Bu sayede yeni saldırı teknikleri ve siber suça dair inovasyonları ortaya çıkarıyor. Böylece sistem yöneticileri, siber güvenlik alanındaki yetkinlikleri ne olursa olsun, saldırı altında olduklarını düşündüklerinde neyle karşı karşıya olduklarını anlamalarına ve çözmelerine yardımcı olacak bilgilere tek tıkla ulaşabiliyor.

Büyük Kurumlar İçin Tasarlanan EDR Herkes İçin Erişilebilir Hale Geldi

Siber saldırganlar bir kuruma sızmayı başardıklarında çok sayıda saldırı tekniğini bir arada kullanarak kontrolü ele almak üzere adım adım ilerliyor. Intercept X Advanced with EDR sayesinde sistem yöneticileri saldırganların sistemler arasında ilerleyip ilerlemediğini görebiliyor. Bunun yanı sıra, Intercept X’in güçlendirilmiş fidye yazılımı ve sistem açığı engelleme yeteneklerinden de faydalanıyor. Sophos Intercept X with EDR, Sophos’un bulut tabanlı merkezi yönetim sistemi Sophos Central ile uyum içinde çalışıyor. Tüm özelliklerin tek bir merkezi arayüz üzerinden kontrol edilebiliyor.

Yönetilen Hizmetlerle Kaynaklarınızı Doğru Kullanın

Günümüzde işletmelerin en büyük sorunu kaynakların israfı. Kaynakların doğru kullanımı için çözüm ise teknolojiden geliyor: Yönetilen hizmetler.

Yaygın kullanılan İngilizce haliyle managed services, Türkçesi ile yönetilen hizmetler. Siz hangisini kullanırsanız kullanın işletmenizde bu teknolojiye merhaba derseniz bir anda sihirli değnek değmişçesine kaynaklarınızın daha verimli kullanılmaya başlandığına tanık olacaksınız. Nasıl mı? İşte formül aşağıda.

Güvenlik

Günümüzde verileri yönetmek her ölçekteki işletmenin en önemli ve en karmaşık BT zorluklarından biri haline geldi. Güven altına alınan şirket verilerinin gerçekte ne kadar güvende olduğu ise tartışılır. İşte yönetilen hizmetler size güvende olduğunu düşündüğünüz verilerin gerçekten güvende olduğu hissini sunar.

Yedekleme

İşletmelerde yedekleme ve yedekten geri dönüş sürelerinin uzunluğu da yaşanan sorunların başında geliyor. Bu süreçlerinizi işin ehline devrederseniz yedeklenen verilerinizin akıbetini merak etmez ve onlara istediğiniz zaman 7×24 güven içinde ulaşabilirsiniz.

Felaket senaryonuz hazır mı?

Tüm bunların dışında bir de içinde yaşadığımız coğrafyanın gereği deprem gibi felaket durumları da var. Felaket demişken sadece deprem değil; virüsler, sel baskınları, yangın ve terör saldırılarını da unutmamak gerekir. İşte böylesi bir felaket ile karşılaştığınızda; yani o kötü gün geldiğinde yedekten geri dönebilmeniz için de yol göstericiniz yönetilen hizmetler olacak.

Güncel altyapılar

Kendi altyapınızı kullanıyorsanız BT ekibinizin donanımdan yazılıma kadar güncellemeler için ne kadar yoğun zaman ve para harcadığını görebilirsiniz. Tüm bu yüklerden kurtulmak ve yine güncel bir altyapıyla güven içerisinde çalışmak benim de hakkım diyorsanız Pukta’da doğru yerdesiniz.