Hibrit Bulut Otomotivcilerin En Büyük Dostu Olacak

Otomotiv, teknolojiyi en iyi şekilde kullanan ve uyum sağlayan bir sektör. Hibrit bulut konusunda da aynı hızın tekrarlanması sektördeki rekabeti olumlu yönde etkileyecek.

Bildiğiniz üzere teknoloji artık hayatımızın ve işimizin olmazsa olmazı. Yıllar önce bu sektörü dikey bir sektör olarak tanımlarken, artık özellikle otomotivciler için teknoloji ilk sırada gelen alan olmayı başardı.

Otomotiv sektöründe üretim yapan şirketler  her türlü teknolojiye en hızlı şekilde uyum sağlıyor ve uyguluyor. Bu şirketlerde faaliyet gösteren çalışanların bir çoğu artık bulut dendiğinde havadaki buluttan önce teknoloji olarak buluttan bahsedildiğini anlıyor.

Peki bunların kaçı hibrit buluttan haberdar? Bu soruyu soracağımız birçok profesyonel, hibrit otomobil teknolojisinden yola çıkarak çeşitli ve zekice fikirler üretecektir. Ancak gelin birlikte bir beyin jimnastiği yapalım ve hibrit bulutun otomotiv sektörüne nasıl değer katabileceğini bulmaya çalışalım.

Hibrit Bulut teknolojisi, tıpkı otomobillerde benzin-elektrik ikilisinin kullanıldığı gibi özel bulut tabanlı sistemlerle genel bulut tabanlı sistemlerin bir araya geldiği ve bu sistemlerin bir arada çalışmasını sağlayan bulut tabanlı bir teknolojik altyapı.

Özetle söylemek gerekirse hibrit bulutun amacı, farklı bulut servisleri üzerindeki çeşitli bilgileri, yazılımları, uygulamaları ve diğer verileri bir araya getirerek, şirketlerin tüm bu verilere otomatik bir şekilde erişmelerini sağlamak ve daha iyi yönetilebilir bir bilişim sistemi sunmak olarak söylenebilir.

Hibrit bulutun beş faydası

Hibrit bulut dönemsel olarak iş kapasitesinin artırılmasını sağlarken, maliyetleri düşürür, daha güvenli bir sistem sağlar, iş sürekliliği ve doğal afetlere karşı bir önlem sunar, daha hızlı büyüme imkanı sağlar ve IT yöneticileri için daha esnek bir yapı sunar.

European Automobile Manufacturers Association‘ın yayımladığı verilere göre, otomotiv sektörü sadece Avrupa Birliği ülkelerinde 12,6 milyon çalışana sahip. Üretilen otomobillerin, kamyonetlerin ve otobüslerin toplam rakamı ise yılda 19,2 milyon olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl otomotiv sektöründe Ar-Ge için 235 milyar TL yatırım gerçekleştiriliyor ve bu yüzden otomotiv sektörü özel sektörler arasında en çok yatırım yapılan sektör olarak dikkatleri çekiyor. Sadece 2016’da Avrupa Patent Organizasyonu’nun onayladığı 8.000 patent bulunuyor.

Dijital dönüşümle birlikte büyük bir değişimin eşiğinde bulunan otomotiv sektöründe, Sanayi 4.0 ve ağırlıklı olarak robotların çalıştığı akıllı fabrikalarda artık sürücüye kıyasla yazılımın daha çok söz sahibi olduğu otomobiller üretiliyor. Öyle ki danışmanlık firması olan Roland Berger, 2030’a kadar dünya çapında kat edilecek yolun yüzde 30’unun sürücüsüz taksiler tarafından gerçekleştirilmesini bekliyor.

Artık otomotiv sektörü dijital ortamda dönüşüm geçirmeye başladı ve sektörün aktörleri de bu dönüşüme ayak uyduruyor. 50 yıldan uzun süredir sektörlerde araştırma gerçekleştiren öncü şirket Frost&Sullivan’a göre dijital teknolojilere gerçekleştirilen yatırım 2020’ye kadar 311 milyar TL’ye yükselecek. İşte bu yatırımları yaparken de en başta saydığımız beş nedeni göz önüne alarak hibrit bulutu seçmek en doğru kararlardan bir tanesi olacaktır.

Bulut Olmadan Endüstri 4.0’dan Bahsedilebilir mi?

İşletmelerin Endüstri 4.0’a giden yolda bulut çözümlerine neden büyük ölçüde ihtiyacı olacağı konusunu sizler için değerlendirdik.

Endüstri 4.0, son dönemde her sektörde çok gündemde. Türkiye’de henüz endüstri 2.4’ten bahsediyoruz. Endüstri 2.4’ten 4.0’a giden yolda işletmelerin tüm teknolojik yeniliklerin yanında maliyetlerini de düşünerek bulut teknolojilerine yatırım yapmaları büyük önem taşıyor. Bulutun Endüstri 4.0’ı desteklemesi konusundaki gerçek potansiyeli, ancak bilişim hizmetlerinin bir bulut platformuyla entegre edilmesi sayesinde ortaya çıkıyor. Bilişim hizmetlerinin gücünden faydalanan bulut platformları, yenilikçi ve klasiğin ötesindeki uygulamaları rahatça destekleyebiliyor.

Robot teknolojileri ön planda

Başta sanayi olmak üzere robot kullanımının hızla yaygınlaştığı Türkiye’de ileri robot teknolojileri, kurumsal alanda oldukça yaygınlamış durumda. Bu alanda hizmet sağlayan şirketler sundukları çözümlerle otomotiv, ilaç, gıda, paketleme, elektronik ve eğitim gibi pek çok sektöre hız, esneklik ve verimlilik kazandırarak yüksek katma değer sağlıyor.

TÜBİTAK’tan destek var

Öte yandan Ağustos 2017’de TÜBİTAK, imalat sektörüne ve üretime yönelik özel veya açık bulutta çalışabilme özelliğine sahip büyük veri işleme ve analizi uygulama ve sistemlerinin geliştirilmesi için destek çağrısında bulundu.

TÜBİTAK, “Öncelikli Alanlar Araştırma Teknoloji Geliştirme ve Yenilik Projeleri Destekleme Programı” kapsamında, “Bulut Bilişim-İmalat Sektörüne ve Üretime Yönelik Büyük Veri İşleme Teknolojilerinin Geliştirilmesi” başlıklı destek çağrısı yayımladı. Yapılan çağrıda, ülkemizde özel veya açık bulutta çalışabilme özelliğine sahip imalat sektörüne ve üretime yönelik büyük veri işleme ve analizi tekniklerinin geliştirilmesi amacıyla Ar-Ge çalışmalarının yapılması ve etkin çözümlerin ortaya çıkarılması hedeflendiği belirtildi. 24 ay içerisinde bitirilmesi öngörülen projenin en fazla 2 Buçuk Milyon Türk Lirası bütçesinde olması gerekiyor.

Hal böyle olunca işletmelerin bulut teknolojilerine geçiş yapmaları için önlerinde bir engel ya da bahaneleri kalmadı diyebiliriz. Şu an Endüstri 4.0 dönemini yaşıyoruz. Önceki üçü gibi bu da kaynakların yeni teknolojilerle bütünleşmesiyle şeki kazanıyor. Önemli bulut teknolojilerini entegre etmek suretiyle işletmeler, gelecekte de başarılı olabilmek için yeni uygulamalar ve hizmetler geliştirirken bazı durumlarda ise mevcut uygulama ve hizmetleri yepyeni bir düzeye taşıyabilecek.

Perakendeyi Geleceğe Bulut ve Teknoloji Hazırlayacak

Perakendecilere geleceğe taşıyacak bulut ve teknolojiye dair 5 ipucunu sizler için değerlendirdik.

Dünya ekonomisinin en dinamik alanlarından biri olarak gösterilen perakende sektöründe farklılaşan şirketlerin teknoloji ve bulut kullanması büyük bir tesadüf değil. Perakende şirketlerinin çalışanlarından altyapılarına kadar doğru teknoloji yatırımları yapmaları geleceğin kapısını aralamalarını sağlayacak.

Bir Hewlett Packard Enterprise şirketi olan Aruba‘nın yaptığı araştırmaya göre, tüketici beklentileri ve e-ticaret satışları artmaya devam ettikçe, dijital dünyaya uyum sağlamak için çok yavaş kalan işletmeleri zorlu bir süreç bekliyor.

Aruba’nın araştırmasıyla ortaya çıkan raporda perakendeciler için öne çıkan beş ana başlık ise şöyle:

1. Geciken dijital dönüşüm:

Diğer sektörlere oranla perakendede işyerinde teknolojiyi adapte etme süreci daha yavaş oluyor. Ankete katılan yöneticilerin ve çalışanların neredeyse üçte ikisi (yüzde 63), yeni teknoloji uygulanmadığı takdirde kuruluşlarının rakiplerinin altına düşme riskine sahip olduğunu söyledi.

2. Fiziksel sistemler, dijital ile yakınlaşıyor:

Fiziki sistemler ile dijital dünyayı birbirine yaklaştırmak şu anda perakende kuruluşlarında var olan bölümlerin ve oluşumların yeniden yapılanmasını gerektirecek. Böylece iç sistemler sorunsuz bir şekilde adapte olacak ve müşterilere zengin, kişiselleştirilmiş deneyimlerini sunmak için birlikte çalışacak.

3. Stok ve envanter yönetimine yönelik teknoloji kullanımı:

Müşteriler, perakendecilerden istedikleri ürünleri istedikleri zaman ve istedikleri yerde sunabilmelerini bekliyor. Perakendeciler yalnızca veri sistemlerini geliştirerek ve potansiyel olarak RFID tarama ve elektronik raf etiketleme teknolojisini daha iyi kullanarak, herhangi bir zamanda ve bulunduğu yerde tam olarak stoklarındaki malzeme miktarını bilerek rekabette bir adım öne geçebilir.

4. Teknoloji ile dost çalışanlar:

Perakendecilerin gelişmek için yakın gelecekte çalışanlarına her müşteriye daha kişiselleştirilmiş hizmetler sunmalarını sağlayan internete bağlı dijital araçları sağlamaları gerekiyor. Şu anda, ankete katılanların beşte ikisinden daha azı (yüzde 39) bulut bilişim uygulamalarına erişebiliyor. Bu rakamın daha artması perakende sektörü için büyük önem arz ediyor.

5. Daha uzun vadeli düşünmek için bir fırsat:

Perakendecilerin hem sistemlere hem de insanlara büyük yatırım gerekliliğini kabul etmeleri ve hem kısa hem uzun dönem sonuçlar için kayda değer yeni başarı ölçütleri bulmaları gerekiyor.
Mutlu çalışan ve müşteriler

Başarılı perakendeciler, müşterilerinin talepleri doğrultusunda ilerleyenler arasından çıkacak. Bu, çalışanlar ve müşteriler için kesintisiz ve entegre bir deneyim sağlamak için stokları yıkmak ve işin her aşamasında teknolojiyi kullanmak anlamına geliyor.

Aruba raporunda, perakendeci çalışanlar, dijital işyeri teknolojisinin doğrudan bir etkisi olarak üretkenlik (yüzde 72), refah (yüzde 62) ve rekabete farklılaşma yeteneği (yüzde 59) gördüklerini sözlerine ekledi.

Maliyetleri Artırmadan da KVKK Uyumlu Bir Şirket Olmak Mümkün

KVKK zorunluluğu birçok şirket için kabusa dönüşmüş durumda. KVKK konusundaki kafa karışıklığını gidermenin ve maliyetleri uçurmadan geçiş yapmanın çareleri ise bu yazımızda.

Avrupa Birliği’nde GDPR (General Data Protection Regulation) olarak bilinen ve ülkemizde de 7 Nisan 2016 tarihinden bu yana yürürlükte olan Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) ile beraber şirketlerin sorumluluğu da artıyor. BT uzmanları ile hukukçulara büyük iş düşüyor. Kişisel verilerin korunması odağında yeni kurum stratejileri belirlenmesi öncelik haline geliyor.

Kişisel verilerin güvenliği, dijitalleşen dünya ile beraber hiç olmadığı kadar büyük önem kazanıyor. Kişisel verilerin, izinsiz bir şekilde üçüncü kişilerle ya da kurumlarla paylaşılması, veri gizliliği ve veri güvenliği açısından önemli sorunlara yol açabiliyor.

Türkiye’deki kişisel veri güvenliği, 2005 ve 2010 yılında getirilen cezai hükümlerle güvence altına alınmaya çalışıldıysa da bu düzenlemelerin yeterli olduğunu söylemek pek de mümkün değildi. Bu noktada, geçtiğimiz yıl kabul edilerek yürürlüğe giren Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK), iş yaşantısı üzerinde pek çok değişikliği de beraberinde getirdi.

Verinin korunması çok önemli

Artık günümüzde, bilgi neredeyse ekonominin, üretimin kendisi haline geldiği ve bu nedenle verinin korunması; ekonomilerin, kendimizin hatta bizzat varlığımızın korunması anlamı taşıyor. 2018’de KVKK doğrultusunda Türk şirketlerine maalesef ilk cezalar kesildi. Kişisel Veri Koruma Kurulu’nun yaptığı bir açıklamada, 2018 yılında Kurul’a 38 ihbar, 24 veri ihlali olmak üzere, 358 şikayet geldiği; 250 adedinin sonuçlandırılarak yaklaşık 850 bin TL para cezası kesildiği belirtildi.

Bu da medya, devlet kurumları ve kamunun veri korumaya nasıl yaklaştığını ve bu konuda hassas olmaya devam edeceklerini gösteriyor. Hem bu cezalardan kurtulmak hem de KVKK ile uyumlu olmak da son derece mümkün.

Bireysel bilgiler ön planda

Öncelikli olarak kanunun, tüzel kişiliklerin verilerini kapsamadığını belirtelim. Kanunun konusunu, bireylere ait tüm verilerin toplanması, işlenmesi ve saklanması gibi başlıklar oluşturuyor. Kanun ve kanunun yürütülmesinden sorumlu kurul ile beraber, özellikle büyük miktarda kişisel veri toplayan, saklayan ve işleyen şirketler, bu verilerle ilgili sorumluluk sahibi haline geliyor.

BT uzmanlarına ve hukukçulara büyük iş düşüyor

KVKK ile beraber hukuk ve BT uzmanlarının daha fazla işbirliği yapmak zorunda olduğu bir noktaya gelindi. Bu nedenle bilişim konusunda uzman hukuk danışmanlarını bünyesine katan şirketlerle çalışmakta fayda var. Böylece, KVKK ihtiyaçlarınız ile ilgili de uçtan uçtan çözüm alabilir hale geleceksiniz.

Büyük ölçeklerde veri işleyen kurumların, teknik ihtiyaçlarını eksiksiz bir şekilde karşılayan çözümlerle çalışmaları gerekiyor. Güçlü bir veri tabanı; güvenlik, erişilebilirlik, ölçeklenebilirlik söz konusu olduğunda üstün özellikleri ile ön plana çıkmanızı sağlar. Güçlü veri tabanı aynı zamanda devasa büyüklükteki verileri işleyebilme, aktif “cluster” yapısı ile süreklilik sağlama ve çeşitli yedekleme imkanları ile birlikte sunulan çözümleri de destekler.

Veri toplama, işleme, raporlama aktivitelerini internet tabanlı uygulamalarla gerçekleştiren kurumlar için de Java Enterprise Edition 4,5,6 versiyon sertifikalarını destekleyen sunucuları seçmek çok önemli. Tüm bunların sonunda hem KVKK korkulacak bir şey olmaktan çıkacak hem de uygun maliyetler sayesinde paranız şirketinizin kasasında kalacak.

E-ticaretin Anahtarı Doğru ve Yerinde Teknoloji

Doğru ve yerinde teknoloji kullanımı Türkiye’de e-ticareti uçuracak.

Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) yıllık “Türkiye e-ticaret Pazar Büyüklüğü” raporuna göre, e-ticaret sektörü 2018 yılında, yüzde 42 büyüme ile 59,9 milyar liralık hacme ulaştı. 2014-2018 yılları arasında sektörün ortalama yıllık büyüme hızı ise yüzde 33 oldu. Bu büyüme rakamlarının teknoloji ile daha da hızlandırılabileceği düşünüldüğünde, e-ticaret Türkiye için en önemli sektörlerin arasına giriyor.

Türkiye’nin yeni büyüme hikâyesini E-Ticaret yazacak

Yeni nesil ticaret ve sınır ötesi ticaret önemini her geçen gün artırıyor. Bu farkındalıkla 2018 yılında oluşturulan TÜSİAD E-ticaret Çalışma Grubu, sektörün gelişmesini, ülkemizdeki KOBİ’lere ve perakendecilere ışık tutacak, destek olacak projeler ortaya koymayı hedefliyor. Büyüme rakamlarına bakıldığında Türkiye’nin yeni büyüme hikâyesini e-ticaret yazacak, e-ihracat da başrolde olacak. Bunun nasıl olacağına gelince, dikkatle izlenmesi gereken üç adım var: İlk adım dijital dönüşüm. Yalnız sektörlerin değil, ekonominin topyekûn dijital dönüşümle desteklenmesi gerekiyor. İkinci adım marka yatırımı. Çok güçlü markalarımız var ve bu markaları artık küresel e-ticaret platformları üzerinden dünyaya tanıtmalı, buna yatırım yapmalıyız. Üçüncü adım satış sonrası hizmet kalitesi. Online tüketicinin beklentisini uluslararası düzeyde karşılanabileceği bir geleceğe yatırım yapmak gerekiyor.

E-ticarette başarılı olmak için…

Az önce de bahsettiğimiz gibi pazardaki yarış arttıkça da e-ticaret siteleri daha fazla pay alabilmek için çabalıyor. İşte tam da bu noktada doğru ve yerinde teknoloji kullanımının önemi öne çıkıyor. E-ticarette başarılı olmak için Pukta aşağıdaki noktalara dikkat çekiyor.

Bulut’u kullanın

Asıl işinizin satış ve pazarlama olduğunu unutmayın. Bütçenizi sistem odalarından ziyade, daha iyi bir yazılım, doğru ürün yönetimi, daha aktif bir pazarlama ve satış süreçlerinizi iyileştirmek için kullanın. Sistem odalarında yanıp sönen ışıklar herkese çok etkileyici gözükse de siz rasyonel davranın.

Alternatif teslimat modelleri geliştirin

Müşteri tarafında e-ticaret şirketlerine iletilen şikayetlerin büyük bölümünü teslimat konusu oluşturuyor. Çin, ABD ve Avrupa bölgelerinde e-ticaret kapsamında uygulamaya alınan insansız hava ve kara araçları için Türkiye’de de Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Yakın gelecekte e-ticaretin sevkiyat ve teslimat organizasyonlarında drone’ları ve insansız kara araçlarını görmeye başlayacağız.

Mobil teknolojiler

Mobil teknolojilerin hayata yoğun bir şekilde dahil olmasıyla birlikte artık e-ticaret de bu alana kaymış durumda. Dünya genelinde 300 milyar dolar olan mobil ödeme tutarının, önümüzdeki üç yıl içinde 700 milyar dolara çıkması bekleniyor. Bundan dolayı da yatırımcıların ilgisi mobil girişimlere doğru kaymaya başladı. Bu yüzden mobil ödeme kullanmayan ya da mobil uygulamasını ön plana çıkartmayan e-ticaret şirketleri için çok üzgünüz.

Kripto Paralar

Dünya değişiyor, finans sistemi de değişiyor. Artık insanlar sanal cüzdanlarında kripto para biriktiriyor ve alışverişlerini de bu paralarla yapıyor. Popülaritesini günden güne artıran kripto paralar şirketler, hatta devletler tarafından da ödeme aracı olarak kabul görüyor. Önümüzdeki yıllarda yaygın bir şekilde kullanılacağı öngörülen kripto paraların Türkiye’de de e- ticaret alanında birer ödeme aracı olarak kabul edileceğini söylemek mümkün.

Ürünler gibi veriler de hızlı ve hatasız taşınmalı

E-ticarette ürünlerin taşınmasına gösterilen özenin, verilerin taşınması aşamasında da gösterilmesi gerekiyor. Site ve uygulamaların düşük performansla çalışması müşteri deneyimini ve dolayısıyla satışları olumsuz etkiliyor. Kısaca e-ticarette satışların artması için, ürünlerin taşınmasına gösterilen özen, verilerin taşınmasına da gösterilmeli; veri güvenliği sağlanmalı.

Turizmin Destekçisi: Bulut Teknolojileri

Türkiye’de bacasız sanayi olarak bilinen turizm sektörü yaşanan krizlerden sonra tekrar hareketleniyor. Bu dalgada teknolojiyi doğru kullanan işletmeler bir adım öne çıkıyor.

Turizm, ülke ekonomimize önemli değerler katan bir sektör. Yaşanan krizlerin ardında bu yıl toparlanma haline geçen turizm sektöründeki işletmeler karlılığını bulut teknolojileri kullanarak nasıl artırır? İşte size birkaç ipucu:

Yatırım maliyetlerini azaltır

Bir otel zincirisiniz. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki otelleriniz yılın her günü aktif. Ancak Uludağ veya Bodrum gibi sezonluk otelleriniz sadece ilgili sezonlarda aktif oluyor. Teknolojik altyapınızı her otel için ayrı kurmak, her lokasyona bir CIO ve ona bağlı ekip yerleştirmek bazen inanılmaz maliyetleri de beraberinde getiriyor. Peki tüm bu zincirinizi az bir maliyetle bulut üzerinden yönetebilirsiniz desek. Bu konudaki tek ihtiyacınız işinin erbabı bir teknoloji şirketi ve bu yazıyı okuyorsanız evet doğru yerdesiniz.

Esneklik sağlar

Az önceki örnekte verdiğimiz gibi dönemsel yoğunluklar yaşayan turizm endüstrisinde, sezon dışı dönemlerde bulut bilişim sayesinde kaynak kullanımı otomatik olarak azaltılabiliyor, buna paralel olarak maliyetler de düşüyor.

Güvenlik için olmazsa olmaz

Bulut hizmetleri, işletmelerin kendilerinin sahip olacağı altyapılara kıyasla çok daha iyi korunur. Böylece herhangi bir müdahale gerektirmeden turizm işletmeleri, kendi işlerine odaklanarak, kritik verilerin güvende olduğundan emin olabilir.

Mobilitenin anahtarı

Gün geçtikçe daha fazla tüketici mobil cihazları ve mobil uygulamalar üzerinden seyahatlerini organize ediyor. Google’ın verilerine göre, 2017 yılında tüketicilerin yüzde 79’u, seyahatlerini akıllı telefonlarından araştırdıktan sonra rezervasyonlarını yine akıllı telefonlarında gerçekleştiriyor. Bulut bilişim tüm mobil süreçlerin hızlı ve kesintisiz gerçekleşmesine olanak tanıyor.

Sosyal medya senkronizasyonu

Günümüzün turizm şirketleri müşteri hizmetlerini sosyal medya, mobil uygulamalar, web siteleri, iş ortakları, chatbot’lar ve inceleme siteleri gibi birçok kanalda aynı anda yürütüyor. Tüm bu kanallarda aynı deneyimi sunmanın temeli bulut bilişim altyapısından geçiyor.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun Kararı ile Yerli Bulut Şirketlerinin Önü Açılıyor

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 31/05/2019 tarihli ve 2019/157 sayılı kararı gereğince kamuda açık e-posta servisleri kullanılamayacak.

Kurumsal e-posta hizmetinin, Google (gmail) üzerinden yine aynı uzantıya sahip olarak kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin yapılan bir başvuruya cevap olarak hazırlanan kurulun kararına gelin birlikte göz atalım. Kişisel Verileri Koruma Kurulu diyor ki:

1. Google firmasına ait G-mail e-posta hizmeti altyapısının kullanılması durumunda gönderilen ve alınan e-postaların dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan veri merkezlerinde tutulması söz konusu olacağından, böyle bir durumda kişisel verilerin yurtdışına aktarılmış olacağına ve veri sorumlularının söz konusu uygulamayı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (Kanun) “Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması” başlıklı 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmesine;

2. “Server”ları yurt dışında bulunan veri sorumlularından/veri işleyenlerden temin edilen saklama hizmetlerinin de Kanunun 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmesine

karar verilmiştir.

Peki bu ne anlama geliyor

Özellikle kamu kurumu iseniz çalışanlarınızdan, e-posta alışverişi yaptığınız kişi ve kurumlardan ve Kurul’dan onay almak gerekiyor. Ayrıca Google, Microsoft 365, Yandex gibi ürünleri kurumsal yazışmalarınızda artık kullanamayacaksınız.

Aslında bu bizim için yeni bir karar olabilir; ama Kanada gibi teknoloji konusunda çok gelişmiş bir ülke hiçbir verisini ABD’de bulundurmuyor ve bu servisleri kesinlikle kullanmıyor. Keza Avrupa Birliği için de aynı durum geçerli ki Google’ın İrlanda’ya veri merkezi açmasının ardında da bu duruş yatıyor.

Asıl yerli adım bu

Kamu kurumları dışında kişisel veri işleyen kurumların da konuya dahil olmasıyla yerli piyasanın hareketleneceğini ön görmek de yanlış olmaz. Zira uzun süredir dillerde olan yerli ve milli konusu asıl şimdi önem kazanıyor. Özellikle Pukta gibi bulut özelinde uzmanlaşmış, birçok farklı sektörden büyük şirketlere bulut özelinde yönetilen hizmetler sunan şirketlere bu noktada önemli ölçüde ihtiyaç doğmuş oluyor.

Kurumsal e-posta hizmetinin, Google (gmail) üzerinden yine aynı uzantıya sahip olarak kullanılıp kullanılamayacağı ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 31/05/2019 Tarihli ve 2019/157 Sayılı Karar Özeti’ne buradan ulaşabilirsiniz.

Bu fırsatı gören şirketler de hem ülkemizin siber güvenlik anlamında rahat bir nefes almasında önemli bir rol üstlenecek hem de rekabette bir adım öne çıkarak farklılığını ortaya koyarak büyüyecek. Bu durum başlangıçta iş dünyasını zorlasa da orta vadede BT sektörüyle birlikte ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacaktır.

2019’da Yatırımın Adı Bulut, Güvenlik ve Otomasyon Olacak

Kurumların 2019’da BT yatırımlarında öncelik vereceği alanlar sırasıyla BT işlemlerinin otomasyonu, bulut altyapısı ve güvenliği olarak sıralanıyor.

Red Hat Küresel Müşteri Teknolojileri Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Rapora göre; bulut, güvenlik ve otomasyon başlıkları son üç yıldır farklı sıralarda olsa da zirvedeki yerini koruyor. Geçen sene yüzde 36’lık bir dilimin önceliği olarak üçüncü sırada olan otomasyon, bu sene yüzde 44’lük kesimin tercihi olarak birinci sıraya yerleşti. Bu değişim, üretkenliği artırmak ve harcamaları azaltmak için kurumların tüm BT’de manuel işlemleri ortadan kaldırmaya önem verdiğini gösteriyor.

Yatırım önceliklerinde dördüncü ve beşinci sırada mevcut veya geleneksel BT ve kurum entegrasyonunun optimize edilmesi ve modernleştirilmesi yer alıyor. BT optimizasyonuna bakıldığında ise kurumlar eski yapılar yerine inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor. Ancak birçok kurumda BT harcamalarının yüzde 50-60’lık kısmı mevcut teknolojilere ayrılıyor.

Dijital Dönüşüm

Raproda bir önceki yıla göre 12 ay içerisinde yeni iş modeli kurmayı ya da yeni dijital ürün ve hizmet tanıtmayı planlayan şirketlerin oranı yalnızca yüzde 19’du. 2019’da bu rakam neredeyse iki katına çıkarak yüzde 35 seviyelerine ulaştı. Bu yüzde içerisindeki en kalabalık sektör ise finansal hizmetler sektörü (FSI).

Kurumlar, bulundukları rekabet ortamında farklılaşmak için teknolojiye; özellikle uygulamalara ve dijital kullanıcı deneyimine önem vermeleri gerektiğinin farkında. Bu yüzden dönüşüm inisiyatifi planlamayan şirket yüzdesi yarıdan fazla azalarak, yüzde 32’den yüzde 14’e düşmüş bulunuyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen modernleşme yolunda şeffaf bir dijital dönüşüm stratejisi geliştirmek ve bu stratejiyi uygulamak gerçekten çok zor. Bu yüzden ‘Dijital Dönüşüm Stratejisi’ veya ‘Dijital Çözüm Teslimi’ gibi doğrudan CIO’ya rapor veren yeni birimin oluşmasının sebebi de bu olabilir.

Sanallaştırma

Şirketler buluta geçmeyi hedeflese de geleneksel sanallaştırılmış altyapılar, mevcut iş yüklerinin yanı sıra yeni uygulamaları hizmete almak için kullanılan en yaygın altyapı türü olarak dikkat çekiyor. Bu şirketler, yaptıkları sanallaştırmanın geleneksel bir sanallaştırmadan daha fazlası olduğunu belirtiyor. Bu şirketler, sanallaştırmayı kullanıcılarına self-servis bulut olarak sunmak istiyor. Cevaplayan şirketlerin yüzde 51’i sanallaştırmanın, ‘hizmet olarak’ sunmak istediği bir numaralı teknoloji olduğunun altını çiziyor.

Hibrit Bulut Stratejisi

Genel bulut stratejisine sahip olan şirketlerin oranının yüzde 6 olduğu ortaya çıktı. Birçok kurum, iş yüklerine bağlı olarak özel ve genel bulutun bir arada veya birbirinden bağımsız çalıştığı bir yapı olan hibrit bulut stratejisini benimsemiş durumda.

Bu bilgiden yola çıkıldığında hibrit bulut stratejisine sahip olan şirket oranının yüzde 30 olması şaşırtıcı bir durum değil. Günümüzde iki veya daha fazla bulut platformu kullanan şirket oranı yüzde 45, önümüzdeki 12 ile 24 ay içerisinde bu sisteme geçmek isteyen şirket oranı ise yüzde 65. Katılımcıların sadece yüzde 11’i önümüzdeki iki yıl içinde bulut platformu kullanmayı planlamıyor. Yüzde 7’si ise önümüzdeki iki yıl içerisinde beş veya daha fazla bulut platformunu kullanmayı hedefliyor. Şu anda olduğu gibi önümüzdeki birçok yılda hibrit ve çoklu bulutlar etkisini sürdürmeye devam edecek.

Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi Kurumlar İçin Çevikliğin Anahtarını Sunuyor

Yapay zeka ve makine öğrenimi BT altyapılarının her alanında rahatlıkla kullanılabiliyor.

Yapay Zeka (Artificial Intelligent-AI) ve Makine Öğrenimi (Machine Learning) gibi kavramların iş süreçlerini daha çevik hale getirdiğini gören şirketler rekabette bir adım öne geçiyor. Günümüzün teknoloji dünyasındaki en önemli kavramlarının başında makine öğrenimi ve AI geliyor. Hatta öyle ki yapay zeka ile üretilmiş robotların insanlığı köle haline getireceği konusunda kafa yoran bilim insanlarına (!) rastlamak da mümkün.

Ancak bu iki başlığın kurumsal dünyada farklı bir duruşa sahip olduğu da bir gerçek. Telekom, finans ve bankacılık rekabetin son derece zorlu olduğu sektörler. Bu iki teknolojiyi kullanmayı başaran markalar, müşteri memnuniyetinden daha çevik hale gelen iş süreçlerine kadar birçok alanda farklılaşmayı başarıyor.

Çağrı merkezleri sizi tanıyacak

Müşteriler yani son kullanıcılar tarafından konuya bakacak olursak çağrı merkezlerinde ilgili müşteri temsilcisine ulaşmak, ulaşılsa da doğru hizmet ya da çözümü alabilmek çoğu zaman sorun oluyor. Oysa makine öğrenimi ya da yapay zeka kullanıldığında müşteriyi tanıyan, sesinden mutlu mu yoksa kızgın mı analize edebilen sistemler hem arayan hem de aranan açısından bir milat oluşturuyor.

Hantallaşan iş süreçlerine kesin çözüm

Çalışan sayısı binlerin üzerine çıkan işletmelerde izin formundan masraf fişine kadar, çalışan tarafından basit olarak görülen süreçler kurumda ilgili personelin üzerine gereksiz yükler bindirebiliyor. Bu yükler de işletmenin hantallaşmasını, basit bir satın alma formunun dahi yönetici imzalarında kaybolmasını ve süreçlerin akıl almaz şekilde karmaşıklaşması anlamına gelebiliyor.

Oysa kolayca dijital hale getirilebilen ve yapay zeka desteğiyle kullanıcıları tanıyıp onların taleplerine göre şekillenebilen bir altyapı ile bu süreçleri en hızlı şekilde çözebilmek mümkün. Bunu yapabilmek için ciddi bir BT altyapı yatırımı gerekse de bulut gibi teknolojilerle bu maliyetler en aza indirilebiliyor. Ayrıca konuya toplam sahip olma maliyeti açısından bakıldığında, bu yatırımın aylar mertebesinde geri alınabildiğini söylemek de gayet mümkün.

Yönetilen Hizmetlerle Kaynaklarınızı Doğru Kullanın

Günümüzde işletmelerin en büyük sorunu kaynakların israfı. Kaynakların doğru kullanımı için çözüm ise teknolojiden geliyor: Yönetilen hizmetler.

Yaygın kullanılan İngilizce haliyle managed services, Türkçesi ile yönetilen hizmetler. Siz hangisini kullanırsanız kullanın işletmenizde bu teknolojiye merhaba derseniz bir anda sihirli değnek değmişçesine kaynaklarınızın daha verimli kullanılmaya başlandığına tanık olacaksınız. Nasıl mı? İşte formül aşağıda.

Güvenlik

Günümüzde verileri yönetmek her ölçekteki işletmenin en önemli ve en karmaşık BT zorluklarından biri haline geldi. Güven altına alınan şirket verilerinin gerçekte ne kadar güvende olduğu ise tartışılır. İşte yönetilen hizmetler size güvende olduğunu düşündüğünüz verilerin gerçekten güvende olduğu hissini sunar.

Yedekleme

İşletmelerde yedekleme ve yedekten geri dönüş sürelerinin uzunluğu da yaşanan sorunların başında geliyor. Bu süreçlerinizi işin ehline devrederseniz yedeklenen verilerinizin akıbetini merak etmez ve onlara istediğiniz zaman 7×24 güven içinde ulaşabilirsiniz.

Felaket senaryonuz hazır mı?

Tüm bunların dışında bir de içinde yaşadığımız coğrafyanın gereği deprem gibi felaket durumları da var. Felaket demişken sadece deprem değil; virüsler, sel baskınları, yangın ve terör saldırılarını da unutmamak gerekir. İşte böylesi bir felaket ile karşılaştığınızda; yani o kötü gün geldiğinde yedekten geri dönebilmeniz için de yol göstericiniz yönetilen hizmetler olacak.

Güncel altyapılar

Kendi altyapınızı kullanıyorsanız BT ekibinizin donanımdan yazılıma kadar güncellemeler için ne kadar yoğun zaman ve para harcadığını görebilirsiniz. Tüm bu yüklerden kurtulmak ve yine güncel bir altyapıyla güven içerisinde çalışmak benim de hakkım diyorsanız Pukta’da doğru yerdesiniz.