11.11 ve Efsane Cuma Kampanyalarında e-ticaret Siteleri Kazandı

11.11 Alışveriş Günü ve Efsane Cuma olarak adlandırılan ve kasım aylarında tüm dünyayı alışveriş çılgınına çeviren etkinlikler, kimi e-ticaret sitelerini coştururken kimileri için tehlike çanlarını çaldırdı.

Black Friday indirim günleri bu yıl 29 Kasım Cuma günü başlıyor. Türkiye’de ise pek çok e-ticaret sitesi 21-22 Kasım tarihlerinde Efsane Cuma kampanyasını başlattı.Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 11.11, Efsane Cuma, Şahane Cuma gibi kampanya günlerinde e-ticaret siteleri, uyguladıkları indirimlerle yüksek hacimli satışlar gerçekleştiriyor. Bu noktada e-ticaret sitelerinin güçlü bir teknolojik altyapısının alışveriş hacmine ne derece katkısı olabilir, bununla birlikte nasıl davranan şirketler kazandı, gelin birlikte inceleyelim.

11.11, Efsane Cuma, Şahane Cuma, Black Friday ve benzeri kampanya günlerinde e-ticaret sitelerinde çoğunlukla beklenenin çok üzerinde trafik yaşanıyor. Uygulanan kampanyalarla sıradan bir gündeki ziyaretçi sayısının dört katına kadar ziyaretçinin olduğu bir trafik söz konusu oluyor. Bu trafiği mevcut altyapılarıyla kaldırabilmeleri çok mümkün değil. Bu noktada bulut servis sağlayıcıları ile yol alan e-ticaret siteleri, satış hacimlerini katlayarak kazanç hanelerine yüksek rakamları yazma başarısına ulaşıyor.

E-ticaret siteleri kampanya günlerinde yoğun ziyaretçi trafiğini nasıl yönetebiliyor?

Pek çok e-ticaret sitesinde kampanya günlerinde yoğunluktan dolayı sistemden alışveriş yapamayan müşteriler, başka bir internet sitesinden alışverişlerini tamamlama yoluna gidebiliyorlar. Çoğunlukla bu tip durumlarda o müşteri bir seferlik değil, kalıcı olarak kaybedilmiş oluyor. O nedenle trafiğin yoğun olduğu zamanlarda müşteri kaybetmemek son derece önemli.

E-ticaret sitelerinin yoğun ziyaretçi trafiğini yönetebilmeleri için, bulut servis sağlayıcılarının anlık olarak daha fazla işlem gücü, bellek, bandwidth gibi unsurları sağlayabilmesi gerekiyor. Bunu sağlayabilen e-ticaret siteleri 11.11., Efsane Cuma, Şahane Cuma, Black Friday gibi kampanyalarda trafiğe yanıt verebiliyor. Özetle teknolojik altyapıları ölçüsünde alışveriş hacimleri aynı oranda artış gösteriyor. O nedenle Pukta gibi güçlü bulut yapılarında olan firmalar, kampanya günleri gibi ani, beklenmedik veya beklenen; bununla birlikte arka tarafta karşılayamayacakları yüklere rağmen, anında daha fazla işlem gücüne sahip olabiliyorlar. Bu sayede büyük alışveriş hacimlerine ulaşıyorlar.

Pukta e-ticaret sitelerine kampanya dönemlerinde ne gibi katkılar sağlıyor?

Pukta, e-ticaret sitelerine kampanya zamanlarında artan hacimlerine uygun şekilde işlem gücü ve aynı zamanda daha fazla trafik alabilme olanağı sağlıyor. Bunların yanı sıra atak vb. durumlarla karşılaşıyorlarsa, bunları göz ardı edebilmelerinin de önünü açıyor. Web sitelerinde olan biten her şeyi, içeri giren herkesi anlık olarak görebilmelerini sağlayan Pukta, bütün sistemler üzerindeki yüklerin canlı bir şekilde manipüle edebilmesini de mümkün kılıyor. Yeni gelen müşterilere cevap vermek için sistem kaynakları o an yetersiz kalıyorsa otomatik olarak yeni kaynak, sunucu, bant genişliği, disk kapasitesi, vb. ekleyerek talebin karşılanmasını sağlıyor. Otomasyon, birim uygulama sunucusuna düşen ziyaretçi sayısını sürekli monitör ederek artış gözlemlediği an yeni bir sunucu ayağa kaldırarak hizmete sokabiliyor veya devreden çıkartabiliyor.

Bu altyapıyı sağlamanın maliyetinin kazanca göre nasıl oranlanabileceğinin standart bir ölçüsü olmasa da sıradaki kampanyalar için hazır olmanın, şu anki kazancınızı katlayacağı bir gerçek.

İnternet üzerinden satılan her şey kampanya dönemlerinde daha fazla satılıyor. O nedenle hangi sektörde olursa olsun bir e-ticaret sitesinin altyapı yatırımı, yine kazancını katlaması için şart.

Önümüzdeki günlerde kampanya dönemlerinde e-ticaret sitelerine önerilerimiz var:

Sektör bağımsız, internet üzerinden satış yapan firmalara bulut servis sağlayıcıları ile çalışmalarını öneriyoruz. Mutlaka yüklerinin bir kısmını bulut servis sağlayıcıları üzerinde tutmalarını tavsiye ediyoruz. Böylece ani gelişen yüksek hacimli trafiklerde, kendi taraflarında olan donanımları hızlıca artıramazken, bulut servis sağlayıcısı tarafındaki kaynakları anlık olarak artırabildikleri ve indirebildikleri için hem performanslı bir şekilde müşteriye cevap verebilirler, hem de maliyet açısından son derece kazançlı olurlar. Çünkü herhangi bir günde yaklaşık 10.000 kişinin girdiği bir web sitesi bu tip zamanlarda 30.000-40.000 kişinin girdiği bir web sitesi haline geliyor. Bütün altyapınızı 30.000-40.000 kişinin girebileceği bir web sitesi olarak tutarsanız, atıl bir kapasiteye sahip olursunuz ve bunun maliyeti çok yüksek olur. Bu nedenle 11.11, Black Friday, Yılbaşı, Sevgililer Günü vb kampanya dönemlerinde Pukta gibi bulut sağlayıcı firmaların hizmetlerini, artacak kapasiteleriniz için kullanmanız gerekir. E-ticaret sitelerine, bunu yapabilmenin birinci yolu olarak kampanyalar başlamadan önce bulut sağlayıcı firma ile çalışmaya başlamalarını, yüklerinin bir kısmını bulut sağlayıcıdan yayınlamalarını, trafik arttıkça da bulut sağlayıcı tarafındaki yüklerini çoğaltmalarını öneriyoruz.

Yerel Bulut Şirketleri Küresel Bulut Şirketlerine Karşı

Bulut dünyası gelişip kullanım yaygınlaştıkça yerel ve küresel bulut şirketleri arasındaki rekabet de iyiden iyiye kızışıyor.

Bulut kelimesi BT sektöründe ilk defa 1960’larda kullanılmaya başlandı. 2000’lerin başına gelindiğinde bugünkü anlamına tam olarak kavuşan kavram, ülkemizde on yıl kadar da anlaşılmayı bekledi. Kimi uzman bulut anlaşılmadığı için gereksiz bulundu, kimi uzman güvenlik sorunu nedeniyle “ölü doğan bebek” olarak nitelendi. Ancak bugün geldiğimiz noktada bulut KOBİ ölçeğindeki işletmelerin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Tabii ihtiyaca göre melez bulut kullanan da var özel bulut da. Ama günün sonunda bulut ne ölü doğan bir bebek oldu ne de gereksiz ve güvensiz bir ortam. Bugün geldiğimiz noktada ise yerel bulut şirketleri ile küresel bulut şirketleri arasında kıyasıya bir rekabet var.

Küresel şirketler, marka güçleriyle birlikte pazarlama bütçelerini de kullanarak müşteri kazanmaya çalışıyor. Yerel işletmeler ise tamamen ilişkiye dayalı projeler geliştiriyor ve ortaya çıkardıkları başarı hikayelerini piyasa ile paylaşıyor.

Pukta olarak sektörde yerel bir bulut şirketiyiz. Elbette kimin daha doğru davrandığı ya da iyi olduğunu kendi blogumuzdan paylaşmayı doğru bulmuyoruz. Bununla birlikte bulut yatırımına karar veren şirketler için önerilerimiz de var.

Bulut yatırımına karar veren şirketler için öneriler

Ulusal güvenlik ile ilgili endişeleriniz varsa yerli iş ortaklarını seçmek doğru bir karar olacaktır. Özellikle yerli kullanıma vurgu yapılan şu günlerde alınacak en doğru kararın bu yönde olduğunu söylemek mümkün.

KOBİ ölçeğinde bir şirket iseniz ve butik bir hizmet almak istiyorsanız tercihiniz yine yerliden yana olmalı. Zira yabancı şirketler hacimleri nedeniyle yeterince hızlı hareket edemezler. Siz istediğiniz kadar sözleşmenize 7×24 destek yazdırın size ulaşmaları anlık olmayacaktır. Ancak yerli bir şirketten hizmet aldığınızda olası sorununuza sizden bile daha hızlı ulaşıp çözüm sunduklarını göreceksiniz.

Tüm bunların yanı sıra, yerel bir bulut şirketi seçtiğinizde, ülke ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlamış olursunuz.

Uzun lafın kısası, bulut bilişim şirketi seçimi, kurumun kendisine ve teknik ekibin aldığı kararı yönetime kabul ettirmesine bağlı. Zaten bulut kullanımının konforunu gören şirketlerin bir daha geri dönmesi söz konusu bile olmayacaktır.

Teknoloji ve Bulut Gıda Sektörünün de İlk Tercihi

Teknoloji, üretimden sofralara ulaşıma kadar pek çok basamağı olan gıda sektörü için de olmazsa olmazların başında yer alıyor.

İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biri beslenme. Bu ihtiyacı karşılamak için var olan sektörlerden biri olan gıda da teknolojinin en yoğun olarak kullanıldığı alanlar arasındaki yer alıyor. Modern gıda teknolojisi tarladan sofraya kadar olan tüm süreçlerin hem verimli hem de insan sağlığı için yararlı olması için yapılması gerekenleri analiz ediyor. Tabii ki bu süreçte yaşanacak en ufak bir aksama süreci olumsuz yönde etkileyeceği gibi insan sağlığı için de tehdit teşkil edecektir.

Son dönemde siber saldırganlar daha çok banka ya da finans kurumlarını hedef olarak belirlemiş durumda. Ancak özellikle siber savaşların konuşulduğu günümüzde rakibi çökertmenin en kolay yollarından biri de besin zinciri kırmak olarak gösterilebilir. Eski dönemlerde kaleleri kuşatmanın nedeni de kaleye ya da kalenin koruduğu şehre gıda-ilaç gibi yaşamsal ihtiyaçların girmesini engelleme olduğunu unutmamak gerekiyor.

Peki bundan korunmak ya da gıda alanında yüzde 100 güvende olmak mümkün mü? Öncelikle siber güvenlik tarafında yüzde 100 güvenlik diye bir şey olamayacağının altını çizmek gerekiyor. Siz dünyanın en güvenli altyapısını da kursanız, personeliniz siber güvenlik eğitimlerinden 100 üzerinden 100 puanla da geçse siber saldırganlar sisteminize girecek bir açık mutlaka buluyor. Ancak nasılsa tam güvenlik yok diye de kapıları ardına kadar açık bırakmamak gerekiyor.

Sistemi kurun ve düzenli güncelleyin

Üretimden işlemeye, nakliyeden depolamaya ve son tüketici tarafından alınmasına kadar olan sürecin neredeyse her aşamasında kullanılan teknolojiler her geçen gün ilerliyor. Bu yüzden gıda üretimi yapan bir şirket iseniz üretimden ambalaja, lojistikten soğuk zincire kadar tüm süreçlerinizi yönetebileceğiniz bir sisteme sahip olmanız gerekiyor.

Gıdanın üretimden sofralara uzanan sürecinin odak noktasında yer alan üretim aşamasındaki en önemli konular; enerji kullanımı, sera gazı emisyonu, kaynak ve atık yönetimi, su ve atık su yönetimi ve ambalajlama olarak gösteriliyor. Gıda zincirindeki her paydaş hem bireysel olarak hem de takım üyesi olarak çevresel sürdürülebilirlikte önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden sisteminiz üzerinden tüm süreçlerinizi güvenle yönetmeniz şart.

Tüm bunlara ek olarak gıda sektöründe bulut kullanımının ortaya çıkaracağı beş önemli riski şu şekilde özetlemek mümkün.

1. Artan karmaşıklık ve eğitim eksikliği

Az önce de belirttiğimiz gibi bulut hizmeti sağlayıcıları, kullanım kolaylığını artırmak ve müşterileri için kısa sürede maliyetin karşılanmasını sağlamak amacıyla bulut tabanlı hizmetlerin devreye alınmasının karmaşıklığı ile kendileri başa çıkıyor. Ancak, şirket içindeki bir ortamdan buluta geçiş yapılması, bir kuruluşun BT operasyonlarının da karmaşık hale gelmesine neden oluyor. Mevcut BT personeli, bulut hizmetlerinin yönetilmesi ve desteklenmesi konusunda uygulamalı deneyime sahip olmayabilir ve bu da ekibin yeni bir modeli öğrenmesini gerektirebilir. Ekiplerin özellikle bulut üzerindeki veri güvenliği hakkında bilgi edinmesi gerekiyor.

2. Kullanılabilirlik sorunu

Genellikle birbirlerini desteklediklerinden, iş unsurları ile teknik unsurlar arasına belirgin bir çizgi çekmek mümkün değil. Birinde oluşacak hata bir domino etkisine yol açabilir. Çoklu kiralamanın, bulut hizmeti sağlayıcısı tarafından yama uygulanması gereken daha az BT kaynağı bulunması, daha düşük toplam sahip olma maliyeti ve daha kısa olaylara müdahale süresi gibi avantajları bulunuyor.

3. Hatalı yapılandırmalar

Bir sistemin hatalı yapılandırılması, yaygın olarak görülen bir güvenlik riski. Bulut hizmeti sağlayıcıları, rakiplerinden farklılaşmak ve bir dizi özellik sağlamak amacıyla, yapılandırma karmaşıklıklarının gizlendiği tek tıkla devreye alma modellerini etkinleştiriyor. Müşterinin kendi yapılandırmasını devreye alma sonrasında gerçekleştirmesi gerektiğinden, gerekli teknik anlayışın mevcut olmaması hatalara ya da eksikliklere yol açabilir.

4. Veri yönetişimi sorunu

Verilerin bir bulut ortamında yönetilmesi, şirket içinde yönetilmesine benziyor. Her iki durumda da yetkisiz kullanıcıların erişiminin önlenmesi amaçlanıyor. Bulut hizmeti sağlayıcıları, sistemlerinde depolanan verileri korumak için genellikle verilerin çevresine güvenlik duvarları, erişim denetimleri, şifreleme ve izleme araçları kuruyor. Ancak, bu güvenlik önlemlerini anlamak ve uygulamak müşterinin sorumluluğunda bulunuyor.

5. Bulutta Cryptojacking

Bundan kısa bir süre önce ortaya çıkan yukarı yönlü ve aynı zamanda istikrarsız kripto para trendi, cryptojacking adı verilen yeni bir tehdidin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu yeni saldırı yöntemi, kötü amaçlı kullanıcıları zenginleştirmek için bilgi işlem kaynaklarından yasa dışı bir biçimde yararlanmak amacıyla arka planda fark edilmeden çalışıyor.

Sonuç olarak sektör fark etmeksizin bulut güvenliği mikro hizmetlerinin önde gelen uygulamalar doğrultusunda yapılandırılmasının, uygun yönetişimin mevcut olmasının ve bulut hizmetlerinin kullanımına ilişkin incelikler konusunda son kullanıcılara eğitim sağlanmasının garanti edilmesi için müşterilerin ve bulut hizmeti sağlayıcılarının birlikte çalışması gerekiyor.

Hibrit Bulut Otomotivcilerin En Büyük Dostu Olacak

Otomotiv, teknolojiyi en iyi şekilde kullanan ve uyum sağlayan bir sektör. Hibrit bulut konusunda da aynı hızın tekrarlanması sektördeki rekabeti olumlu yönde etkileyecek.

Bildiğiniz üzere teknoloji artık hayatımızın ve işimizin olmazsa olmazı. Yıllar önce bu sektörü dikey bir sektör olarak tanımlarken, artık özellikle otomotivciler için teknoloji ilk sırada gelen alan olmayı başardı.

Otomotiv sektöründe üretim yapan şirketler  her türlü teknolojiye en hızlı şekilde uyum sağlıyor ve uyguluyor. Bu şirketlerde faaliyet gösteren çalışanların bir çoğu artık bulut dendiğinde havadaki buluttan önce teknoloji olarak buluttan bahsedildiğini anlıyor.

Peki bunların kaçı hibrit buluttan haberdar? Bu soruyu soracağımız birçok profesyonel, hibrit otomobil teknolojisinden yola çıkarak çeşitli ve zekice fikirler üretecektir. Ancak gelin birlikte bir beyin jimnastiği yapalım ve hibrit bulutun otomotiv sektörüne nasıl değer katabileceğini bulmaya çalışalım.

Hibrit Bulut teknolojisi, tıpkı otomobillerde benzin-elektrik ikilisinin kullanıldığı gibi özel bulut tabanlı sistemlerle genel bulut tabanlı sistemlerin bir araya geldiği ve bu sistemlerin bir arada çalışmasını sağlayan bulut tabanlı bir teknolojik altyapı.

Özetle söylemek gerekirse hibrit bulutun amacı, farklı bulut servisleri üzerindeki çeşitli bilgileri, yazılımları, uygulamaları ve diğer verileri bir araya getirerek, şirketlerin tüm bu verilere otomatik bir şekilde erişmelerini sağlamak ve daha iyi yönetilebilir bir bilişim sistemi sunmak olarak söylenebilir.

Hibrit bulutun beş faydası

Hibrit bulut dönemsel olarak iş kapasitesinin artırılmasını sağlarken, maliyetleri düşürür, daha güvenli bir sistem sağlar, iş sürekliliği ve doğal afetlere karşı bir önlem sunar, daha hızlı büyüme imkanı sağlar ve IT yöneticileri için daha esnek bir yapı sunar.

European Automobile Manufacturers Association‘ın yayımladığı verilere göre, otomotiv sektörü sadece Avrupa Birliği ülkelerinde 12,6 milyon çalışana sahip. Üretilen otomobillerin, kamyonetlerin ve otobüslerin toplam rakamı ise yılda 19,2 milyon olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl otomotiv sektöründe Ar-Ge için 235 milyar TL yatırım gerçekleştiriliyor ve bu yüzden otomotiv sektörü özel sektörler arasında en çok yatırım yapılan sektör olarak dikkatleri çekiyor. Sadece 2016’da Avrupa Patent Organizasyonu’nun onayladığı 8.000 patent bulunuyor.

Dijital dönüşümle birlikte büyük bir değişimin eşiğinde bulunan otomotiv sektöründe, Sanayi 4.0 ve ağırlıklı olarak robotların çalıştığı akıllı fabrikalarda artık sürücüye kıyasla yazılımın daha çok söz sahibi olduğu otomobiller üretiliyor. Öyle ki danışmanlık firması olan Roland Berger, 2030’a kadar dünya çapında kat edilecek yolun yüzde 30’unun sürücüsüz taksiler tarafından gerçekleştirilmesini bekliyor.

Artık otomotiv sektörü dijital ortamda dönüşüm geçirmeye başladı ve sektörün aktörleri de bu dönüşüme ayak uyduruyor. 50 yıldan uzun süredir sektörlerde araştırma gerçekleştiren öncü şirket Frost&Sullivan’a göre dijital teknolojilere gerçekleştirilen yatırım 2020’ye kadar 311 milyar TL’ye yükselecek. İşte bu yatırımları yaparken de en başta saydığımız beş nedeni göz önüne alarak hibrit bulutu seçmek en doğru kararlardan bir tanesi olacaktır.

Bulut Olmadan Endüstri 4.0’dan Bahsedilebilir mi?

İşletmelerin Endüstri 4.0’a giden yolda bulut çözümlerine neden büyük ölçüde ihtiyacı olacağı konusunu sizler için değerlendirdik.

Endüstri 4.0, son dönemde her sektörde çok gündemde. Türkiye’de henüz endüstri 2.4’ten bahsediyoruz. Endüstri 2.4’ten 4.0’a giden yolda işletmelerin tüm teknolojik yeniliklerin yanında maliyetlerini de düşünerek bulut teknolojilerine yatırım yapmaları büyük önem taşıyor. Bulutun Endüstri 4.0’ı desteklemesi konusundaki gerçek potansiyeli, ancak bilişim hizmetlerinin bir bulut platformuyla entegre edilmesi sayesinde ortaya çıkıyor. Bilişim hizmetlerinin gücünden faydalanan bulut platformları, yenilikçi ve klasiğin ötesindeki uygulamaları rahatça destekleyebiliyor.

Robot teknolojileri ön planda

Başta sanayi olmak üzere robot kullanımının hızla yaygınlaştığı Türkiye’de ileri robot teknolojileri, kurumsal alanda oldukça yaygınlamış durumda. Bu alanda hizmet sağlayan şirketler sundukları çözümlerle otomotiv, ilaç, gıda, paketleme, elektronik ve eğitim gibi pek çok sektöre hız, esneklik ve verimlilik kazandırarak yüksek katma değer sağlıyor.

TÜBİTAK’tan destek var

Öte yandan Ağustos 2017’de TÜBİTAK, imalat sektörüne ve üretime yönelik özel veya açık bulutta çalışabilme özelliğine sahip büyük veri işleme ve analizi uygulama ve sistemlerinin geliştirilmesi için destek çağrısında bulundu.

TÜBİTAK, “Öncelikli Alanlar Araştırma Teknoloji Geliştirme ve Yenilik Projeleri Destekleme Programı” kapsamında, “Bulut Bilişim-İmalat Sektörüne ve Üretime Yönelik Büyük Veri İşleme Teknolojilerinin Geliştirilmesi” başlıklı destek çağrısı yayımladı. Yapılan çağrıda, ülkemizde özel veya açık bulutta çalışabilme özelliğine sahip imalat sektörüne ve üretime yönelik büyük veri işleme ve analizi tekniklerinin geliştirilmesi amacıyla Ar-Ge çalışmalarının yapılması ve etkin çözümlerin ortaya çıkarılması hedeflendiği belirtildi. 24 ay içerisinde bitirilmesi öngörülen projenin en fazla 2 Buçuk Milyon Türk Lirası bütçesinde olması gerekiyor.

Hal böyle olunca işletmelerin bulut teknolojilerine geçiş yapmaları için önlerinde bir engel ya da bahaneleri kalmadı diyebiliriz. Şu an Endüstri 4.0 dönemini yaşıyoruz. Önceki üçü gibi bu da kaynakların yeni teknolojilerle bütünleşmesiyle şeki kazanıyor. Önemli bulut teknolojilerini entegre etmek suretiyle işletmeler, gelecekte de başarılı olabilmek için yeni uygulamalar ve hizmetler geliştirirken bazı durumlarda ise mevcut uygulama ve hizmetleri yepyeni bir düzeye taşıyabilecek.

Perakendeyi Geleceğe Bulut ve Teknoloji Hazırlayacak

Perakendecilere geleceğe taşıyacak bulut ve teknolojiye dair 5 ipucunu sizler için değerlendirdik.

Dünya ekonomisinin en dinamik alanlarından biri olarak gösterilen perakende sektöründe farklılaşan şirketlerin teknoloji ve bulut kullanması büyük bir tesadüf değil. Perakende şirketlerinin çalışanlarından altyapılarına kadar doğru teknoloji yatırımları yapmaları geleceğin kapısını aralamalarını sağlayacak.

Bir Hewlett Packard Enterprise şirketi olan Aruba‘nın yaptığı araştırmaya göre, tüketici beklentileri ve e-ticaret satışları artmaya devam ettikçe, dijital dünyaya uyum sağlamak için çok yavaş kalan işletmeleri zorlu bir süreç bekliyor.

Aruba’nın araştırmasıyla ortaya çıkan raporda perakendeciler için öne çıkan beş ana başlık ise şöyle:

1. Geciken dijital dönüşüm:

Diğer sektörlere oranla perakendede işyerinde teknolojiyi adapte etme süreci daha yavaş oluyor. Ankete katılan yöneticilerin ve çalışanların neredeyse üçte ikisi (yüzde 63), yeni teknoloji uygulanmadığı takdirde kuruluşlarının rakiplerinin altına düşme riskine sahip olduğunu söyledi.

2. Fiziksel sistemler, dijital ile yakınlaşıyor:

Fiziki sistemler ile dijital dünyayı birbirine yaklaştırmak şu anda perakende kuruluşlarında var olan bölümlerin ve oluşumların yeniden yapılanmasını gerektirecek. Böylece iç sistemler sorunsuz bir şekilde adapte olacak ve müşterilere zengin, kişiselleştirilmiş deneyimlerini sunmak için birlikte çalışacak.

3. Stok ve envanter yönetimine yönelik teknoloji kullanımı:

Müşteriler, perakendecilerden istedikleri ürünleri istedikleri zaman ve istedikleri yerde sunabilmelerini bekliyor. Perakendeciler yalnızca veri sistemlerini geliştirerek ve potansiyel olarak RFID tarama ve elektronik raf etiketleme teknolojisini daha iyi kullanarak, herhangi bir zamanda ve bulunduğu yerde tam olarak stoklarındaki malzeme miktarını bilerek rekabette bir adım öne geçebilir.

4. Teknoloji ile dost çalışanlar:

Perakendecilerin gelişmek için yakın gelecekte çalışanlarına her müşteriye daha kişiselleştirilmiş hizmetler sunmalarını sağlayan internete bağlı dijital araçları sağlamaları gerekiyor. Şu anda, ankete katılanların beşte ikisinden daha azı (yüzde 39) bulut bilişim uygulamalarına erişebiliyor. Bu rakamın daha artması perakende sektörü için büyük önem arz ediyor.

5. Daha uzun vadeli düşünmek için bir fırsat:

Perakendecilerin hem sistemlere hem de insanlara büyük yatırım gerekliliğini kabul etmeleri ve hem kısa hem uzun dönem sonuçlar için kayda değer yeni başarı ölçütleri bulmaları gerekiyor.
Mutlu çalışan ve müşteriler

Başarılı perakendeciler, müşterilerinin talepleri doğrultusunda ilerleyenler arasından çıkacak. Bu, çalışanlar ve müşteriler için kesintisiz ve entegre bir deneyim sağlamak için stokları yıkmak ve işin her aşamasında teknolojiyi kullanmak anlamına geliyor.

Aruba raporunda, perakendeci çalışanlar, dijital işyeri teknolojisinin doğrudan bir etkisi olarak üretkenlik (yüzde 72), refah (yüzde 62) ve rekabete farklılaşma yeteneği (yüzde 59) gördüklerini sözlerine ekledi.

Maliyetleri Artırmadan da KVKK Uyumlu Bir Şirket Olmak Mümkün

KVKK zorunluluğu birçok şirket için kabusa dönüşmüş durumda. KVKK konusundaki kafa karışıklığını gidermenin ve maliyetleri uçurmadan geçiş yapmanın çareleri ise bu yazımızda.

Avrupa Birliği’nde GDPR (General Data Protection Regulation) olarak bilinen ve ülkemizde de 7 Nisan 2016 tarihinden bu yana yürürlükte olan Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) ile beraber şirketlerin sorumluluğu da artıyor. BT uzmanları ile hukukçulara büyük iş düşüyor. Kişisel verilerin korunması odağında yeni kurum stratejileri belirlenmesi öncelik haline geliyor.

Kişisel verilerin güvenliği, dijitalleşen dünya ile beraber hiç olmadığı kadar büyük önem kazanıyor. Kişisel verilerin, izinsiz bir şekilde üçüncü kişilerle ya da kurumlarla paylaşılması, veri gizliliği ve veri güvenliği açısından önemli sorunlara yol açabiliyor.

Türkiye’deki kişisel veri güvenliği, 2005 ve 2010 yılında getirilen cezai hükümlerle güvence altına alınmaya çalışıldıysa da bu düzenlemelerin yeterli olduğunu söylemek pek de mümkün değildi. Bu noktada, geçtiğimiz yıl kabul edilerek yürürlüğe giren Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK), iş yaşantısı üzerinde pek çok değişikliği de beraberinde getirdi.

Verinin korunması çok önemli

Artık günümüzde, bilgi neredeyse ekonominin, üretimin kendisi haline geldiği ve bu nedenle verinin korunması; ekonomilerin, kendimizin hatta bizzat varlığımızın korunması anlamı taşıyor. 2018’de KVKK doğrultusunda Türk şirketlerine maalesef ilk cezalar kesildi. Kişisel Veri Koruma Kurulu’nun yaptığı bir açıklamada, 2018 yılında Kurul’a 38 ihbar, 24 veri ihlali olmak üzere, 358 şikayet geldiği; 250 adedinin sonuçlandırılarak yaklaşık 850 bin TL para cezası kesildiği belirtildi.

Bu da medya, devlet kurumları ve kamunun veri korumaya nasıl yaklaştığını ve bu konuda hassas olmaya devam edeceklerini gösteriyor. Hem bu cezalardan kurtulmak hem de KVKK ile uyumlu olmak da son derece mümkün.

Bireysel bilgiler ön planda

Öncelikli olarak kanunun, tüzel kişiliklerin verilerini kapsamadığını belirtelim. Kanunun konusunu, bireylere ait tüm verilerin toplanması, işlenmesi ve saklanması gibi başlıklar oluşturuyor. Kanun ve kanunun yürütülmesinden sorumlu kurul ile beraber, özellikle büyük miktarda kişisel veri toplayan, saklayan ve işleyen şirketler, bu verilerle ilgili sorumluluk sahibi haline geliyor.

BT uzmanlarına ve hukukçulara büyük iş düşüyor

KVKK ile beraber hukuk ve BT uzmanlarının daha fazla işbirliği yapmak zorunda olduğu bir noktaya gelindi. Bu nedenle bilişim konusunda uzman hukuk danışmanlarını bünyesine katan şirketlerle çalışmakta fayda var. Böylece, KVKK ihtiyaçlarınız ile ilgili de uçtan uçtan çözüm alabilir hale geleceksiniz.

Büyük ölçeklerde veri işleyen kurumların, teknik ihtiyaçlarını eksiksiz bir şekilde karşılayan çözümlerle çalışmaları gerekiyor. Güçlü bir veri tabanı; güvenlik, erişilebilirlik, ölçeklenebilirlik söz konusu olduğunda üstün özellikleri ile ön plana çıkmanızı sağlar. Güçlü veri tabanı aynı zamanda devasa büyüklükteki verileri işleyebilme, aktif “cluster” yapısı ile süreklilik sağlama ve çeşitli yedekleme imkanları ile birlikte sunulan çözümleri de destekler.

Veri toplama, işleme, raporlama aktivitelerini internet tabanlı uygulamalarla gerçekleştiren kurumlar için de Java Enterprise Edition 4,5,6 versiyon sertifikalarını destekleyen sunucuları seçmek çok önemli. Tüm bunların sonunda hem KVKK korkulacak bir şey olmaktan çıkacak hem de uygun maliyetler sayesinde paranız şirketinizin kasasında kalacak.

E-ticaretin Anahtarı Doğru ve Yerinde Teknoloji

Doğru ve yerinde teknoloji kullanımı Türkiye’de e-ticareti uçuracak.

Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) yıllık “Türkiye e-ticaret Pazar Büyüklüğü” raporuna göre, e-ticaret sektörü 2018 yılında, yüzde 42 büyüme ile 59,9 milyar liralık hacme ulaştı. 2014-2018 yılları arasında sektörün ortalama yıllık büyüme hızı ise yüzde 33 oldu. Bu büyüme rakamlarının teknoloji ile daha da hızlandırılabileceği düşünüldüğünde, e-ticaret Türkiye için en önemli sektörlerin arasına giriyor.

Türkiye’nin yeni büyüme hikâyesini E-Ticaret yazacak

Yeni nesil ticaret ve sınır ötesi ticaret önemini her geçen gün artırıyor. Bu farkındalıkla 2018 yılında oluşturulan TÜSİAD E-ticaret Çalışma Grubu, sektörün gelişmesini, ülkemizdeki KOBİ’lere ve perakendecilere ışık tutacak, destek olacak projeler ortaya koymayı hedefliyor. Büyüme rakamlarına bakıldığında Türkiye’nin yeni büyüme hikâyesini e-ticaret yazacak, e-ihracat da başrolde olacak. Bunun nasıl olacağına gelince, dikkatle izlenmesi gereken üç adım var: İlk adım dijital dönüşüm. Yalnız sektörlerin değil, ekonominin topyekûn dijital dönüşümle desteklenmesi gerekiyor. İkinci adım marka yatırımı. Çok güçlü markalarımız var ve bu markaları artık küresel e-ticaret platformları üzerinden dünyaya tanıtmalı, buna yatırım yapmalıyız. Üçüncü adım satış sonrası hizmet kalitesi. Online tüketicinin beklentisini uluslararası düzeyde karşılanabileceği bir geleceğe yatırım yapmak gerekiyor.

E-ticarette başarılı olmak için…

Az önce de bahsettiğimiz gibi pazardaki yarış arttıkça da e-ticaret siteleri daha fazla pay alabilmek için çabalıyor. İşte tam da bu noktada doğru ve yerinde teknoloji kullanımının önemi öne çıkıyor. E-ticarette başarılı olmak için Pukta aşağıdaki noktalara dikkat çekiyor.

Bulut’u kullanın

Asıl işinizin satış ve pazarlama olduğunu unutmayın. Bütçenizi sistem odalarından ziyade, daha iyi bir yazılım, doğru ürün yönetimi, daha aktif bir pazarlama ve satış süreçlerinizi iyileştirmek için kullanın. Sistem odalarında yanıp sönen ışıklar herkese çok etkileyici gözükse de siz rasyonel davranın.

Alternatif teslimat modelleri geliştirin

Müşteri tarafında e-ticaret şirketlerine iletilen şikayetlerin büyük bölümünü teslimat konusu oluşturuyor. Çin, ABD ve Avrupa bölgelerinde e-ticaret kapsamında uygulamaya alınan insansız hava ve kara araçları için Türkiye’de de Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Yakın gelecekte e-ticaretin sevkiyat ve teslimat organizasyonlarında drone’ları ve insansız kara araçlarını görmeye başlayacağız.

Mobil teknolojiler

Mobil teknolojilerin hayata yoğun bir şekilde dahil olmasıyla birlikte artık e-ticaret de bu alana kaymış durumda. Dünya genelinde 300 milyar dolar olan mobil ödeme tutarının, önümüzdeki üç yıl içinde 700 milyar dolara çıkması bekleniyor. Bundan dolayı da yatırımcıların ilgisi mobil girişimlere doğru kaymaya başladı. Bu yüzden mobil ödeme kullanmayan ya da mobil uygulamasını ön plana çıkartmayan e-ticaret şirketleri için çok üzgünüz.

Kripto Paralar

Dünya değişiyor, finans sistemi de değişiyor. Artık insanlar sanal cüzdanlarında kripto para biriktiriyor ve alışverişlerini de bu paralarla yapıyor. Popülaritesini günden güne artıran kripto paralar şirketler, hatta devletler tarafından da ödeme aracı olarak kabul görüyor. Önümüzdeki yıllarda yaygın bir şekilde kullanılacağı öngörülen kripto paraların Türkiye’de de e- ticaret alanında birer ödeme aracı olarak kabul edileceğini söylemek mümkün.

Ürünler gibi veriler de hızlı ve hatasız taşınmalı

E-ticarette ürünlerin taşınmasına gösterilen özenin, verilerin taşınması aşamasında da gösterilmesi gerekiyor. Site ve uygulamaların düşük performansla çalışması müşteri deneyimini ve dolayısıyla satışları olumsuz etkiliyor. Kısaca e-ticarette satışların artması için, ürünlerin taşınmasına gösterilen özen, verilerin taşınmasına da gösterilmeli; veri güvenliği sağlanmalı.

Turizmin Destekçisi: Bulut Teknolojileri

Türkiye’de bacasız sanayi olarak bilinen turizm sektörü yaşanan krizlerden sonra tekrar hareketleniyor. Bu dalgada teknolojiyi doğru kullanan işletmeler bir adım öne çıkıyor.

Turizm, ülke ekonomimize önemli değerler katan bir sektör. Yaşanan krizlerin ardında bu yıl toparlanma haline geçen turizm sektöründeki işletmeler karlılığını bulut teknolojileri kullanarak nasıl artırır? İşte size birkaç ipucu:

Yatırım maliyetlerini azaltır

Bir otel zincirisiniz. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki otelleriniz yılın her günü aktif. Ancak Uludağ veya Bodrum gibi sezonluk otelleriniz sadece ilgili sezonlarda aktif oluyor. Teknolojik altyapınızı her otel için ayrı kurmak, her lokasyona bir CIO ve ona bağlı ekip yerleştirmek bazen inanılmaz maliyetleri de beraberinde getiriyor. Peki tüm bu zincirinizi az bir maliyetle bulut üzerinden yönetebilirsiniz desek. Bu konudaki tek ihtiyacınız işinin erbabı bir teknoloji şirketi ve bu yazıyı okuyorsanız evet doğru yerdesiniz.

Esneklik sağlar

Az önceki örnekte verdiğimiz gibi dönemsel yoğunluklar yaşayan turizm endüstrisinde, sezon dışı dönemlerde bulut bilişim sayesinde kaynak kullanımı otomatik olarak azaltılabiliyor, buna paralel olarak maliyetler de düşüyor.

Güvenlik için olmazsa olmaz

Bulut hizmetleri, işletmelerin kendilerinin sahip olacağı altyapılara kıyasla çok daha iyi korunur. Böylece herhangi bir müdahale gerektirmeden turizm işletmeleri, kendi işlerine odaklanarak, kritik verilerin güvende olduğundan emin olabilir.

Mobilitenin anahtarı

Gün geçtikçe daha fazla tüketici mobil cihazları ve mobil uygulamalar üzerinden seyahatlerini organize ediyor. Google’ın verilerine göre, 2017 yılında tüketicilerin yüzde 79’u, seyahatlerini akıllı telefonlarından araştırdıktan sonra rezervasyonlarını yine akıllı telefonlarında gerçekleştiriyor. Bulut bilişim tüm mobil süreçlerin hızlı ve kesintisiz gerçekleşmesine olanak tanıyor.

Sosyal medya senkronizasyonu

Günümüzün turizm şirketleri müşteri hizmetlerini sosyal medya, mobil uygulamalar, web siteleri, iş ortakları, chatbot’lar ve inceleme siteleri gibi birçok kanalda aynı anda yürütüyor. Tüm bu kanallarda aynı deneyimi sunmanın temeli bulut bilişim altyapısından geçiyor.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun Kararı ile Yerli Bulut Şirketlerinin Önü Açılıyor

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 31/05/2019 tarihli ve 2019/157 sayılı kararı gereğince kamuda açık e-posta servisleri kullanılamayacak.

Kurumsal e-posta hizmetinin, Google (gmail) üzerinden yine aynı uzantıya sahip olarak kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin yapılan bir başvuruya cevap olarak hazırlanan kurulun kararına gelin birlikte göz atalım. Kişisel Verileri Koruma Kurulu diyor ki:

1. Google firmasına ait G-mail e-posta hizmeti altyapısının kullanılması durumunda gönderilen ve alınan e-postaların dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan veri merkezlerinde tutulması söz konusu olacağından, böyle bir durumda kişisel verilerin yurtdışına aktarılmış olacağına ve veri sorumlularının söz konusu uygulamayı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (Kanun) “Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması” başlıklı 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmesine;

2. “Server”ları yurt dışında bulunan veri sorumlularından/veri işleyenlerden temin edilen saklama hizmetlerinin de Kanunun 9 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmesine

karar verilmiştir.

Peki bu ne anlama geliyor

Özellikle kamu kurumu iseniz çalışanlarınızdan, e-posta alışverişi yaptığınız kişi ve kurumlardan ve Kurul’dan onay almak gerekiyor. Ayrıca Google, Microsoft 365, Yandex gibi ürünleri kurumsal yazışmalarınızda artık kullanamayacaksınız.

Aslında bu bizim için yeni bir karar olabilir; ama Kanada gibi teknoloji konusunda çok gelişmiş bir ülke hiçbir verisini ABD’de bulundurmuyor ve bu servisleri kesinlikle kullanmıyor. Keza Avrupa Birliği için de aynı durum geçerli ki Google’ın İrlanda’ya veri merkezi açmasının ardında da bu duruş yatıyor.

Asıl yerli adım bu

Kamu kurumları dışında kişisel veri işleyen kurumların da konuya dahil olmasıyla yerli piyasanın hareketleneceğini ön görmek de yanlış olmaz. Zira uzun süredir dillerde olan yerli ve milli konusu asıl şimdi önem kazanıyor. Özellikle Pukta gibi bulut özelinde uzmanlaşmış, birçok farklı sektörden büyük şirketlere bulut özelinde yönetilen hizmetler sunan şirketlere bu noktada önemli ölçüde ihtiyaç doğmuş oluyor.

Kurumsal e-posta hizmetinin, Google (gmail) üzerinden yine aynı uzantıya sahip olarak kullanılıp kullanılamayacağı ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 31/05/2019 Tarihli ve 2019/157 Sayılı Karar Özeti’ne buradan ulaşabilirsiniz.

Bu fırsatı gören şirketler de hem ülkemizin siber güvenlik anlamında rahat bir nefes almasında önemli bir rol üstlenecek hem de rekabette bir adım öne çıkarak farklılığını ortaya koyarak büyüyecek. Bu durum başlangıçta iş dünyasını zorlasa da orta vadede BT sektörüyle birlikte ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacaktır.