HPE ve Pukta Bulut Deneyimlerini Paylaştı

HPE ve Pukta’nın ortak etkinliği HPE Pukta Teknoloji Günü 18 Haziran’da Feriye Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Kurumsal teknoloji dünyasının dev ismi HPE (Hewlett Packard Enterprise) ve hizmet odaklı IT çözümleri sağlayıcısı Pukta, 18 Haziran’da HPE Pukta Teknoloji Günü isimli bir etkinlik düzenledi. HPE ve Pukta yöneticilerinin konuşmacı olduğu, yaklaşık 50 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte kurumsal tabanlı bulut çözümleri ön plana çıktı.

Etkinliğin açılış konuşmasını Pukta İş Geliştirmeden Sorumlu Yönetici Ortağı Arif Oral Ünal gerçekleştirdi. Arif Oral Ünal, konuşmasına katılımcılara teşekkür ederek başladı. Ünal, “Pukta olarak uçtan uca çözümlerimizle turizmden perakendeye kadar farklı sektördeki her ölçekte şirkete hizmet sunuyoruz. Türkiye’de SPLA, SAM ve doğrudan CSP yetkinliğine sahip ilk Microsoft iş ortağıyız. Yerinde destek hizmetlerimiz, sistem yönetimi, marka bağımsız yazılım, donanım ve güvenlik çözümlerimizle müşterilerimiz için en ideal iş ortağı durumundayız” dedi.

Pukta gibi iş ortakları ile çalışmak büyük avantaj

Arif Oral Ünal’dan sonra sahneye  HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Levent Akgün geldi. Akgün, bulut dünyasını aydınlatan HPE Qumulo ile Verimli NAS Çözümleri hakkında bilgiler verdi. Konuşmasında Pukta ile iş birliklerini de detaylandırdı. Akgün, çok uluslu şirketlerin alanında yetkin yerel iş ortaklarına olan ihtiyacının altını çizdi.

Günün üçüncü konuşmacısı olarak sahneyi Protel Satış Direktörü Fatih Tenel aldı. Tenel, HPE Platformu ile Bulut Deneyimi konuşmasında Pukta’nın hem müşterisi hem de çözüm ortağı olarak, deneyimlediği teknolojik altyapı verimliliğini müşterilerine yansıtmanın avantajlarından bahsetti.

Günün kapanış konuşmasını ise “Şekillendirilebilir Altyapı-HPE Synergy” başlığıyla HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Erol Uysal gerçekleştirdi.

2019’da Yatırımın Adı Bulut, Güvenlik ve Otomasyon Olacak

Kurumların 2019’da BT yatırımlarında öncelik vereceği alanlar sırasıyla BT işlemlerinin otomasyonu, bulut altyapısı ve güvenliği olarak sıralanıyor.

Red Hat Küresel Müşteri Teknolojileri Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Rapora göre; bulut, güvenlik ve otomasyon başlıkları son üç yıldır farklı sıralarda olsa da zirvedeki yerini koruyor. Geçen sene yüzde 36’lık bir dilimin önceliği olarak üçüncü sırada olan otomasyon, bu sene yüzde 44’lük kesimin tercihi olarak birinci sıraya yerleşti. Bu değişim, üretkenliği artırmak ve harcamaları azaltmak için kurumların tüm BT’de manuel işlemleri ortadan kaldırmaya önem verdiğini gösteriyor.

Yatırım önceliklerinde dördüncü ve beşinci sırada mevcut veya geleneksel BT ve kurum entegrasyonunun optimize edilmesi ve modernleştirilmesi yer alıyor. BT optimizasyonuna bakıldığında ise kurumlar eski yapılar yerine inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor. Ancak birçok kurumda BT harcamalarının yüzde 50-60’lık kısmı mevcut teknolojilere ayrılıyor.

Dijital Dönüşüm

Raproda bir önceki yıla göre 12 ay içerisinde yeni iş modeli kurmayı ya da yeni dijital ürün ve hizmet tanıtmayı planlayan şirketlerin oranı yalnızca yüzde 19’du. 2019’da bu rakam neredeyse iki katına çıkarak yüzde 35 seviyelerine ulaştı. Bu yüzde içerisindeki en kalabalık sektör ise finansal hizmetler sektörü (FSI).

Kurumlar, bulundukları rekabet ortamında farklılaşmak için teknolojiye; özellikle uygulamalara ve dijital kullanıcı deneyimine önem vermeleri gerektiğinin farkında. Bu yüzden dönüşüm inisiyatifi planlamayan şirket yüzdesi yarıdan fazla azalarak, yüzde 32’den yüzde 14’e düşmüş bulunuyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen modernleşme yolunda şeffaf bir dijital dönüşüm stratejisi geliştirmek ve bu stratejiyi uygulamak gerçekten çok zor. Bu yüzden ‘Dijital Dönüşüm Stratejisi’ veya ‘Dijital Çözüm Teslimi’ gibi doğrudan CIO’ya rapor veren yeni birimin oluşmasının sebebi de bu olabilir.

Sanallaştırma

Şirketler buluta geçmeyi hedeflese de geleneksel sanallaştırılmış altyapılar, mevcut iş yüklerinin yanı sıra yeni uygulamaları hizmete almak için kullanılan en yaygın altyapı türü olarak dikkat çekiyor. Bu şirketler, yaptıkları sanallaştırmanın geleneksel bir sanallaştırmadan daha fazlası olduğunu belirtiyor. Bu şirketler, sanallaştırmayı kullanıcılarına self-servis bulut olarak sunmak istiyor. Cevaplayan şirketlerin yüzde 51’i sanallaştırmanın, ‘hizmet olarak’ sunmak istediği bir numaralı teknoloji olduğunun altını çiziyor.

Hibrit Bulut Stratejisi

Genel bulut stratejisine sahip olan şirketlerin oranının yüzde 6 olduğu ortaya çıktı. Birçok kurum, iş yüklerine bağlı olarak özel ve genel bulutun bir arada veya birbirinden bağımsız çalıştığı bir yapı olan hibrit bulut stratejisini benimsemiş durumda.

Bu bilgiden yola çıkıldığında hibrit bulut stratejisine sahip olan şirket oranının yüzde 30 olması şaşırtıcı bir durum değil. Günümüzde iki veya daha fazla bulut platformu kullanan şirket oranı yüzde 45, önümüzdeki 12 ile 24 ay içerisinde bu sisteme geçmek isteyen şirket oranı ise yüzde 65. Katılımcıların sadece yüzde 11’i önümüzdeki iki yıl içinde bulut platformu kullanmayı planlamıyor. Yüzde 7’si ise önümüzdeki iki yıl içerisinde beş veya daha fazla bulut platformunu kullanmayı hedefliyor. Şu anda olduğu gibi önümüzdeki birçok yılda hibrit ve çoklu bulutlar etkisini sürdürmeye devam edecek.

Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi Kurumlar İçin Çevikliğin Anahtarını Sunuyor

Yapay zeka ve makine öğrenimi BT altyapılarının her alanında rahatlıkla kullanılabiliyor.

Yapay Zeka (Artificial Intelligent-AI) ve Makine Öğrenimi (Machine Learning) gibi kavramların iş süreçlerini daha çevik hale getirdiğini gören şirketler rekabette bir adım öne geçiyor. Günümüzün teknoloji dünyasındaki en önemli kavramlarının başında makine öğrenimi ve AI geliyor. Hatta öyle ki yapay zeka ile üretilmiş robotların insanlığı köle haline getireceği konusunda kafa yoran bilim insanlarına (!) rastlamak da mümkün.

Ancak bu iki başlığın kurumsal dünyada farklı bir duruşa sahip olduğu da bir gerçek. Telekom, finans ve bankacılık rekabetin son derece zorlu olduğu sektörler. Bu iki teknolojiyi kullanmayı başaran markalar, müşteri memnuniyetinden daha çevik hale gelen iş süreçlerine kadar birçok alanda farklılaşmayı başarıyor.

Çağrı merkezleri sizi tanıyacak

Müşteriler yani son kullanıcılar tarafından konuya bakacak olursak çağrı merkezlerinde ilgili müşteri temsilcisine ulaşmak, ulaşılsa da doğru hizmet ya da çözümü alabilmek çoğu zaman sorun oluyor. Oysa makine öğrenimi ya da yapay zeka kullanıldığında müşteriyi tanıyan, sesinden mutlu mu yoksa kızgın mı analize edebilen sistemler hem arayan hem de aranan açısından bir milat oluşturuyor.

Hantallaşan iş süreçlerine kesin çözüm

Çalışan sayısı binlerin üzerine çıkan işletmelerde izin formundan masraf fişine kadar, çalışan tarafından basit olarak görülen süreçler kurumda ilgili personelin üzerine gereksiz yükler bindirebiliyor. Bu yükler de işletmenin hantallaşmasını, basit bir satın alma formunun dahi yönetici imzalarında kaybolmasını ve süreçlerin akıl almaz şekilde karmaşıklaşması anlamına gelebiliyor.

Oysa kolayca dijital hale getirilebilen ve yapay zeka desteğiyle kullanıcıları tanıyıp onların taleplerine göre şekillenebilen bir altyapı ile bu süreçleri en hızlı şekilde çözebilmek mümkün. Bunu yapabilmek için ciddi bir BT altyapı yatırımı gerekse de bulut gibi teknolojilerle bu maliyetler en aza indirilebiliyor. Ayrıca konuya toplam sahip olma maliyeti açısından bakıldığında, bu yatırımın aylar mertebesinde geri alınabildiğini söylemek de gayet mümkün.

Sophos ile KOBİ’ler de Güvenlik Operasyon Merkezine Kavuşacak

Sophos Intercept X Advanced with EDR, derin öğrenmeye dayalı dosya analizi ve SophosLabs istihbarat veri tabanına erişim yetenekleriyle tehdit algılama ve karşılık verme becerilerini yeni bir boyuta taşıdı.

Sophos, tehdit algılama ve karşılık verme (EDR) yeteneğiyle donattığı yeni uç nokta güvenlik çözümü Intercept X Advanced with EDR’yi duyurdu. Intercept X Advanced with EDR, siber tehdit ve zararlı yazılımların bugüne dek ortaya koyduğu yüz milyonlarca farklı davranış biçimi eşliğinde eğitilen, derin öğrenmeye dayalı Sophos yapay sinir ağından güç alıyor. Henüz keşfedilmemiş tehditleri dahi algılayabilmenin yanı sıra şüpheli yazılımların DNA’larını SophosLabs veri tabanında yer alan örneklerle de karşılaştırıyor. Böylece kurumların potansiyel tehditleri başarıyla algılamalarını ve karşı koymalarını sağlıyor.

EDR özelliği, bugüne dek sadece kendine ait güvenlik operasyon merkezi olan (Security Operations Center – SOC) veya siber tehditler konusunda uzman bilgi teknolojileri ekibine sahip kurumlar tarafından verimli olarak kullanılabiliyordu. Yeni Sophos Intercept X Advanced with EDR sayesinde kurumlar ölçekleri ve sahip oldukları kaynaklar sınırlı olsa bile, tehdit izleme ve SOC benzeri yetenekleri güvenlik sistemlerinin bir parçası haline getirerek siber suçluların ağlarında saklanma becerilerini azaltabiliyor. Intercept X Advanced with EDR ile bilgi teknolojileri yöneticileri tek tıkla SophosLabs’ın özenle derlenmiş istihbarat raporlarına ulaşabiliyor, şüpheli işlemlerin takibi için hazırladığı kılavuzlara başvurabiliyor ve sıradaki adım için tavsiye alabiliyor.

SophosLabs, mevcut tehdit ekosistemine dair en kapsamlı görünürlüğü sağlamak için her gün 400 bin nitelikli ve daha önce karşılaşılmamış saldırıyı analiz ediyor. Bu sayede yeni saldırı teknikleri ve siber suça dair inovasyonları ortaya çıkarıyor. Böylece sistem yöneticileri, siber güvenlik alanındaki yetkinlikleri ne olursa olsun, saldırı altında olduklarını düşündüklerinde neyle karşı karşıya olduklarını anlamalarına ve çözmelerine yardımcı olacak bilgilere tek tıkla ulaşabiliyor.

Büyük Kurumlar İçin Tasarlanan EDR Herkes İçin Erişilebilir Hale Geldi

Siber saldırganlar bir kuruma sızmayı başardıklarında çok sayıda saldırı tekniğini bir arada kullanarak kontrolü ele almak üzere adım adım ilerliyor. Intercept X Advanced with EDR sayesinde sistem yöneticileri saldırganların sistemler arasında ilerleyip ilerlemediğini görebiliyor. Bunun yanı sıra, Intercept X’in güçlendirilmiş fidye yazılımı ve sistem açığı engelleme yeteneklerinden de faydalanıyor. Sophos Intercept X with EDR, Sophos’un bulut tabanlı merkezi yönetim sistemi Sophos Central ile uyum içinde çalışıyor. Tüm özelliklerin tek bir merkezi arayüz üzerinden kontrol edilebiliyor.

Yönetilen Hizmetlerle Kaynaklarınızı Doğru Kullanın

Günümüzde işletmelerin en büyük sorunu kaynakların israfı. Kaynakların doğru kullanımı için çözüm ise teknolojiden geliyor: Yönetilen hizmetler.

Yaygın kullanılan İngilizce haliyle managed services, Türkçesi ile yönetilen hizmetler. Siz hangisini kullanırsanız kullanın işletmenizde bu teknolojiye merhaba derseniz bir anda sihirli değnek değmişçesine kaynaklarınızın daha verimli kullanılmaya başlandığına tanık olacaksınız. Nasıl mı? İşte formül aşağıda.

Güvenlik

Günümüzde verileri yönetmek her ölçekteki işletmenin en önemli ve en karmaşık BT zorluklarından biri haline geldi. Güven altına alınan şirket verilerinin gerçekte ne kadar güvende olduğu ise tartışılır. İşte yönetilen hizmetler size güvende olduğunu düşündüğünüz verilerin gerçekten güvende olduğu hissini sunar.

Yedekleme

İşletmelerde yedekleme ve yedekten geri dönüş sürelerinin uzunluğu da yaşanan sorunların başında geliyor. Bu süreçlerinizi işin ehline devrederseniz yedeklenen verilerinizin akıbetini merak etmez ve onlara istediğiniz zaman 7×24 güven içinde ulaşabilirsiniz.

Felaket senaryonuz hazır mı?

Tüm bunların dışında bir de içinde yaşadığımız coğrafyanın gereği deprem gibi felaket durumları da var. Felaket demişken sadece deprem değil; virüsler, sel baskınları, yangın ve terör saldırılarını da unutmamak gerekir. İşte böylesi bir felaket ile karşılaştığınızda; yani o kötü gün geldiğinde yedekten geri dönebilmeniz için de yol göstericiniz yönetilen hizmetler olacak.

Güncel altyapılar

Kendi altyapınızı kullanıyorsanız BT ekibinizin donanımdan yazılıma kadar güncellemeler için ne kadar yoğun zaman ve para harcadığını görebilirsiniz. Tüm bu yüklerden kurtulmak ve yine güncel bir altyapıyla güven içerisinde çalışmak benim de hakkım diyorsanız Pukta’da doğru yerdesiniz.